Ermeni Dosyası (8)

E

ERMENİ DOSYASI (Vize Konusunda Ermeni Parmağı)

Bu yazı dizisi, tarihte birlikte hayatını sürdürdüğü değişik milletlerin yanı sıra, kendi milletine bile büyük maddi ve manevi zararlar veren, Ermeni Parti ve Komitelerinin faaliyet dosyasıdır. Kısaca, ERMENİ DOSYASI’dır.

     Kendi ifadeleriyle “tarihi rüyalarını” gerçekleştirmek maksadıyla hareket eden Ermeniler, Türk milletinin kuvvetli ve kudretli olduğu zamanlar seslerini çıkaramamışlar, iç ve dış mihrakların tesiri altında bunalmaya başladığı devirlerde de nifak tohumlarını saçmaya başlamışlardır.
     Ermeni’nin bugün için Türk vatanından kendi gücü ile koparabilecek bir karış toprağının bulunmadığını herkes bilmektedir. Ancak, memleketimiz üzerinde oynanan tarihî oyunların sonucunda Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Sakarya’da, İnönü’de mağlup edilen devletler, Türkiye’yi içeriden yıkmak maksadıyla faaliyetlerine devam etmişler, bunlara çarlık devrinden kalma Rus emperyalist zihniyeti de katılmıştır. Aşırı ideolojiler istikâmetinde hareket ederek Türk vatanını parçalamak, Türk milletini çeşitli zihniyetlere bölmek için uğraşan vatan hainlerine hemen yardım ellerini uzatan Ermeniler, bu faaliyetler neticesinde hedeflerine ulaşacaklarını sanmışlardır.
     İllegal bir teşkilât olup, Türk Halk Kurtuluş Ordusu (THKO) adı altında faaliyet gösteren ve bugün için millet nazarında tamamıyla unutulmuş bulunan kuruluşu destekleyen Ermeniler, bu kuruluşun Ermeni davasına yardımcı olacağına inandıklarını belirtmekte, ancak THKO gibi teşkilâtlarda görev alan militanların Ermeni konusunu iyi bilmediklerini ve eğitilmelerinin icap ettiğini ifade etmektedirler.
     Avrupa’da “Mücadelede Üç Halk–Ermeniler, Kürtler, Türkler Dayanışma Toplantısı” adı altında sol gruplarca tertiplenen kapalı salon toplantılarında; asılsız beyanlarda bulunan konuşmacılar, yaptıkları konuşmalarda genellikle “Türkiye’de etkin varlık gösteren Kürt, Ermeni ve Süryani halkının dayanılmaz baskı altında kıvrandığını, faaliyetlerinin engellendiğini” söylemekte ve “Er geç tarih bu milletlerin haklarını iade edecektir” demektedirler.
     Bu işbirliğini, müşterek gayesi olan “Türkiye’yi yıpratmak” açısından özellikle Orta-Doğu ülkelerinde ve Fransa’da yürüten Ermeniler, kendi topluluklarını silahlandırma çalışmalarının yanı sıra, son zamanlarda giderek artan silah kaçakçılığını da desteklemekte ve bu konuda aracılık yaparak Türkiye’deki illegal teşkilâtlara ve etnik gruplara, Lübnan ve Suriye’den silah ve mühimmat ulaştırmaktadırlar.
     Davalarında haksız olmaları sebebiyle bugüne kadar denedikleri yollarla başarı sağlayamayan Ermenilerin, doğacak müsait şartlarda Türkiye aleyhinde tedhiş hareketlerine girişmek amacıyla Avrupa’da bulunan Kürtçü organizasyonlarla ve bunların militanlarıyla finansman, eğitim, silah vs. gibi konularda işbirliğine gittikleri bilinmekte olup, son örneğini Federal Almanya’daki bir konsolosluk binamıza saldırıda bulunan PKKK (Partiya Karkera Kûrdistan-Kürdistan İşçi Partisi) militanlarında görülmüştür.
     VİZE KONUSUNDA ERMENİ PARMAĞI
     Bugün, Avrupa devletlerinde Türk vatandaşlarına karşı alınmaya başlanmış olan vize kararlarının alınmasında da Ermeni parmağının bulunduğunu düşünebilmek mümkündür. Şöyle ki, bundan 2-3 sene öncesinde Türkiye’de baskıya maruz kaldıklarını ve hayatlarının tehlikede bulunduğunu iddia eden ve genellikle Mardin ve çevresindeki yerleşim bölgelerinde ikamet eden Süryaniler, yurtdışına gitmek için asılsız beyanlarda bulunmuş ve gittikleri İsveç, Norveç, Federal Almanya gibi ülkelerde “siyasi iltica” talebinde bulunarak, o devletin vatandaşlığına geçme yolunu seçmişlerdir. Avrupa’da bulunan Ermeni teşekküllerinin tahrik ve teşvikiyle önce Süryaniler, daha sonra giderek artan bir şekilde Kürtçü unsurlar bu yolu seçmişler ve bulundukları ülkelerin parlamentolarında konuların ele alınmasını sağlamışlardır. Bu akıma uyan ve sadece “ekmek parası” peşinde koşan şahısların da sayılarının artması sebebiyle, ekonomik bakımdan birbirine bağlı Avrupa devletleri peşpeşe vize kararları almışlar ve bundan yine faydalanan Ermeniler olmuştur.
     Tarih boyunca azınlığında bulundukları ülkeler kadar, kendi milletlerini de kandıran ve halen kandırmaya devam eden Ermeni parti, komite ve kilise çevrelerince oynanan oyunlar sadece bu kadar değildir. Ermeniler, yaşadıkları devletlerde önlerine çıkan her fırsatı, hangi konuda olursa olsun, daima kullanmışlar ve ülkelerin Türkiye aleyhine kışkırtılarak konuya eğilmelerini ve bunu milletlerarası kuruluşlara götürmelerini istemişlerdir.
     TARİHTEN ALINACAK DERSLER – AZINLIK PROBLEMLERİ
     Hiçbir devletin, siyasî gayesi olmadıkça sırf insanlık hatırı için fedakârlıkta bulunmayacağını tarih göstermektedir. Büyük devletlerin kendi toprakları dışındaki azınlıklara zaman zaman bol vaatlerde bulundukları görülmüştür. Kendi deyimleriyle “Ermeni’ye hizmet medeniyete hizmettir” diyen Ermenilere de bu cinsten vaatlerde bulunulmuş, ancak sonuç istenildiği gibi olmamıştır.
     Azınlıklar ne zaman devlet ile başbaşa yaşamışlarsa rahat etmişler, ne zaman yabancı nüfuzuna âlet olmuşlarsa, iki tarafın da ıstırabına sebep olmuşlardır.
     Devletlerin, Ermenilere acınması ve onlara Türk vatanında bir yer gösterilmesini istediklerini istediklerini, hiçbir menfaate dayanmadan arzuladıklarını sanmak doğru olmayacaktır. Başkasının kesesinden cömertlik numarasına kalkanlar, kendi ülkelerindeki azınlıkların problemlerini halletmişler midir? Eğer halledilmişse, neden hâlâ bugün zenci-beyaz çatışması sürmekte, soğuk steplerde neden milyonlarca etnik yapı yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmaktadır?
     Ermenilerin büyük bir çoğunluğunun Sovyet Ermenistanı’nda yaşadığını ve 1918 yılından beri bir “Cumhuriyet” adı altında idare edildiğini belirtmiş ve Rusya’nın “Sıcak denizlere inme emeli” içerisinde kullanıldığından yazımızın başlangıcında bahsetmiştik. (Son bir bölüm kaldı)

(Türkiye Gazetesi–10 Şubat 1986)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz