Doğan Bey – Caber Operasyonu (TÜRKİYE-Urfa, Saat 16.00)

D

“İnsanı sorumluluktan kurtaracak yegâne şey, kendi sorumluluğunu yerine getirmektir!”

TÜRKİYE-Urfa, Saat 16.00
       Türk gizli servisinin Urfa’daki yuva amiri Kıdemli Yüzbaşı Özkan, ilgili birim sorumluları tarafından ha­zırlanan “Anarşik Olaylar Devre Raporu”nu, altını im­zalamadan önce bir kez daha gözden geçirmek istedi.
       Periyodik olarak üst makama sunulan raporlardan hoşuna gitmeyen tek rapor buydu. Değişik konu ve za­manlarda düzenlenen çok sayıda rapor vardı ama bu rapor baştan sona kadar sabotajlar, suikastlar, grevler, mitingler, yabancı misyon gezileri, ırkçılık faaliyetleri, yıkıcı ve bölücü akımlar ve diğer toplumsal olaylarla doluydu.
       Nefret ediyordu bu raporu doldurmaktan. Kaç senedir ülkenin içine sürüklendiği kargaşa ortamı, ne yazık ki yönetenleri daha bir umursamaz yapmıştı. Üç maymunu oynamak, yani “Görmedim, Duymadım, Söy­lemedim,” demek işlerine geliyordu anlaşılan.
       “Onlar böyle davranmaya devam ettikçe, daha çok raporlar yazılır,” diye düşündü.
       Beş Numara, titiz bir adamdı. Bu nedenle yüzbaşı, raporu tekrar tekrar okumak gereğini duyuyordu. Kendi kendine;
       “Eksik bir taraf kalmasın da… Canıma okur valla!” diye söylendi.
       Raporun içeriğinde; yuva sorumluluk sahasında, belirli bir dönem içinde meydana gelen olayların kro­nolojik bir dökümü yer alıyordu.

       “… tarihinde, Urfa Merkez Kapalı Cezaevinden ya­sadışı örgüt üyesi dört hükümlü kaçmış, kaçarken bir gardiyanı da beraberlerinde götürmüşlerdir. Yapılan ön soruşturma neticesi; kaçırılan gardiyanın, isimleri, kim­likleri ve bağlı oldukları örgütteki konumları aşağıda belirtilen şahıslara bilerek ve isteyerek yardımcı olduğu kanaati edinilmiştir.
       … tarihinde, Viranşehir ilçesinde, gece devriye görevi yapan polis otosuna açılan ateş sonucu iki polis öldürülmüştür. Bu ölümlerle birlikte, il hudutları dâhilinde son bir ay içerisinde öldürülen resmi görevli sa­yısı 29’a, sivil sayısı ise 132’ye ulaşmıştır. PKK militanlarınca gerçekleştirildiği sanılan saldırıların kendilerine yönelmesi halinde, birçok yerel aşiretin si­lahlanacağı ve faili meçhul ölüm olaylarının artacağı muhtemel görülmektedir. Şehit edilen polislerin kimlik bilgileri aşağıdadır.
       … tarihinde, Akçakale ilçesine bağlı Yağmuralan köyü yakınlarında düzenlenen sabotaj neticesi, tarife dışı sefer yapan bir marşandiz treni raydan çıkmıştır. Sabotajın, yaklaşık dört saat sonra aynı yerden geçecek olan Musul-Bağdat Ekspresine yönelik olduğu sa­nılmaktadır. Sabotajda; 60 santim derinliğe gömülmüş 4 adet İngiliz yapımı tren mayını kullanıldığı tespit edilmiştir. Olayın meydana geliş şekline göre tasarlanan muhtemel yerleşim şeması Ek1’de gösterilmiştir.”

       Okuyup bitirdiğinde zile bastı, içeri giren gö­revliye;
       “Bana telsiz operatörünü çağır! Arkadaşlar da gün­lük toplantı için hazır olsunlar!” dedi.
       Yüzbaşı Özkan, yeni terfi aldığında Doğudaki her­hangi bir birliğe atanacağını sanmış, ancak gizli servis emrine alındığını öğrendiğinde oldukça şaşırmıştı. Sivil hayat içinde askerliği yaşamak, ilk yıllar onu zorlamış olsa da, görevin cazibesi baskın çıkmıştı. Gerek cana yakınlığı, gerekse konulara hâkimiyeti nedeniyle sözü dinlenilen bir subaydı. İster tugay karargâhında olsun, ister sabit veya seyyar jandarma birliklerinde olsun, görev yapan yakın devre arkadaşlarıyla koordineli ça­lışmak, servisin uğraşı konuları açısından hep olumlu neticelerin alınmasına neden olmuş, kendisine de zevk vermişti.
       On dakika içinde masanın etrafında beş kişi toplanmış bulunuyordu. Yüzbaşı Özkan, bakışlarını ar­kadaşları üzerinde tek tek dolaştırdı. Kısa süren bir ses­sizlikten sonra,
       “Çabalarınızın, şu ana kadar çektiğiniz sıkıntıların boşa gideceğini sanmayın arkadaşlar!” diyerek söze başladı. “Biliyorsunuz ki, içine sürüklendiğimiz terör belasından yıllardır kurtulamadık. Çok kötü günler ge­çirdiğimizi kabul etmek gerekir. Yükün çoğunluğu bizim sırtımızda. Onu biliyorum ama biraz daha etkin dav­ranırsak, erken haber alma ağını biraz daha genişletir, elemanların eğitimine ağırlık verirsek, onların olayların içine biraz daha duhul etmelerini, hulûl etmelerini sağ­larsak…
       Bakın, bu iki kelimeyi bir arada kullandım. İlki, genel olarak her yerde kullansak dahi, ikincisi, sizin de bildiğiniz gibi bir istihbarat terimidir. ‘Girme, giriş, ya­naşma’ anlamındadır. Bir operasyonun veya takip edilen önemli bir olayın özüne inmek ve oradan haber akışını sağlamak anlamında kullanılır. Hulûl ajanı, bu akışı sağ­layan kişidir ve bizim de eksiğimiz kesinlikle budur!
       Çok sayıda güvenilir ve erken haber alma ağı içe­risinde yer alan farklı elemanlarımız var. Bunların, olayların oluşumu öncesi ve sonrasında üstlendikleri görevleri küçümsemek doğru olmaz. Ancak, hulûl ajanı bambaşka bir konumdadır. Onlar, illegal faaliyetleri sona erdiren, yasadışı örgütleri çökerten en önemli bilgi kaynaklarıdır… Öyle değil mi arkadaşlar? Zaten, Sayın Beş Numara’nın da bu konuda düşündükleri…”
       “Sayın Beş Numara’yı alıp, sorumluluk sahamızda şöyle üç beş gün dolaştırsak nasıl olur Yüzbaşım?
       Bir gece köy aramasına, diğer gece, özellikle de sabaha karşı eleman buluşmasına götürsek… Bi­liyorsunuz, ben üç gündür eve uğramıyorum. Suat’la Mehmet’in durumları benden beter! Çocuklar gündüz görevde, gece nöbetteler… Ne yapsınlar, bekâr ol­malarının cezasını çekiyor zavallılar! Yani, biz elimizden geleni esirgemiyoruz… Daha ne yapalım?”
       Konuşan; Kontr-Komünizm ve Güvenlik ma­salarından sorumlu, yıkıcı ve bölücü akımlar konusunda uzman Adnan’dı. Kim olursa olsun sözünü esirgemez, ağzına geleni, aklından geçeni söylerdi. Merkezle ara­sının iyi olduğunu anlatır dururdu, ama bir türlü bu ce­hennem kazanından kurtulmak kısmet olmamıştı.
       Yüzbaşının gözlerinin içine bakarak konuşmasını sürdürdü:
       “Bu sabah Doğan Bey’in eşine rastladım. Ka­dıncağız bana ne dedi biliyor musunuz? ‘Doğan arada bir telefon ediyor, ama Urfa’da mı, yoksa başka bir yerde mi bilmiyorum!’ dedi. Hadi biz biliyoruz, Sayın Beş Numara da biliyor. Ama karısı, yani en yakını, kocasının nerede olduğunu, nereye gittiğini ve ne zaman dö­neceğini bilmiyor!
       Bakın Yüzbaşım; o kadar gereksiz işlerin peşinden koşturuyoruz ki… Giderek güçlenen illegal örgütler, malûm yurtiçi ve yurtdışı mihraklar tarafından sinsice yürütülen faaliyetler, bölgede cirit atan diplomatik mis­yon mensupları, artık ilgi alanımızın dışına çıktı. Jan­darmaya, polise, sıkıyönetime, mahkemelere bilgi ye­tiştireceğiz diye her gün üç beş kaçakçının, elli yüz koyunun peşinde ter döküp duruyoruz. Bizim asıl gö­revimiz bu mu? Nerede kaldı Espiyonaj ve Kontr-Espiyonaj çalışmaları?
       Hadi, yurtdışında yürütülen istihbarat ça­lışmalarının özel bir durumu var diyelim. Peki, yabancı devletlerin ülkemizde, özellikle de Güneydoğu Ana­dolu’da yaptıkları birebir temaslara ne diyeceksiniz? Adamlar elini kolunu sallaya sallaya geliyorlar, her türlü haltı karıştırıyorlar, bize de uzaktan seyretmek düşüyor… Neymiş efendim, diplomatik dokunulmazlığı varmış!
       Tamam, görev kutsaldır! Görevin küçüğü büyüğü olmaz! Ancak ben, gerçek görevimizi yapamadığımızdan şikâyetçiyim. Doğrusunu söylemek gerekirse, öyle zaman geliyor ki, Doğan Bey’in özel konumunu ve ça­lışma tarzını kıskanmadan edemiyorum!”
       Yüzbaşı Özkan, böyle bir tepkiyle karşılaşacağını hiç tahmin etmemişti. Amacı, arkadaşlarını biraz olsun motive etmekti. Ancak, şu anda konunun üzerine git­mesi pek de yarar sağlayacak gibi görünmüyordu.
       Ne zamandır elinde oynayıp durduğu zarf aça­cağını masanın üzerine bıraktı. Eğilip zile bastı. Giren görevliye, kendilerine çay getirmesini söyledi.
       Bu hararetli konuşmanın soğumasını beklemesi iyi olacaktı. Beklerken, intercept metoduyla alınan ha­berleri içeren günlük raporu okuması için telsiz ope­ratörüne işaret etti.
       Kısaca “I Metodu” denilen bu yöntemle; bir verici istasyonun diğer bir istasyona haber göndermesi sı­rasında, bu istasyonun haberi doğru olarak aldığına emin olmak amacıyla, ilk istasyon tarafından istendiği ya da önceden kararlaştırılması durumunda, haberin başka istasyonlar tarafından da dinlenmesi ve kay­dedilmesi işlemi yapılıyordu. Gönderilen haberler diğer istasyonlara da açıktı. Ancak bu istasyonların, haberleri aldıklarına dair bir alma yanıtı vermelerine ya da bu gön­dermelerle doğrudan doğruya ilgili herhangi bir amaçla göndermelerini kullanmaya yetkileri yoktu. Sadece ha­berin doğru çekildiğini tespite yönelik olan bu kayıt iş­lemi, doğal olarak, ilgili ilgisiz birçok konunun diğer is­tasyonlar tarafın öğrenilmesine de aracı oluyor, böylelikle yuvalar arası gayri resmi bilgi akışını da sağlıyordu.
       Operatör, tam okumaya başlayacağı sırada kapı hafifçe vuruldu. Gelen, herkesin merakla beklediği Doğan Bey’di. Selam vererek içeri girdi. Yorgun ve pe­rişan görünümüne rağmen gülümsüyordu. Yüzünde, kıskanılan bir işi daha devirmenin mutluluğu vardı.
       Yüzbaşı Özkan, çayını içtikten sonra doğruca eve giderek dinlenmesinin yararlı olacağını söyledi. Diğer konuları artık yarın görüşürlerdi. 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz