İhtiyarlayan Aslan

İ

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Ormanları titreten aslan, aradan yıllar geçince iyice ihtiyarlamış. Yuvasının önüne bitkin bir durumda uzanmış. Görkemli görünüşü tamamıyla kaybolmuş. Artık ormanın içinde av peşinde koşamadığı için açlıktan zayıflamış. Kaburga kemikleri sayılır bir duruma girmiş. Değil av peşinde koşmak, kendisine kafa tutanlara bile karşı koyamaz olmuş.
       Aslanın iyice zayıfladığını gören ormandaki hayvanlar, korkusuzca yanına sokulmaya başlamışlar. Zavallı Ormanlar Kralı, onlarla konuşurken bile yoruluyormuş.
       İhtiyarlamış olan aslanın yanına ilk olarak at gelmiş. Kişneyip şaha kalktıktan sonra, birkaç kuvvetli çifte atarak kaçmış. Ondan sonra kurt, sinsi sinsi aslana yaklaşmış. Onun kendini savunacak durumda olmadığını görünce, alay etmiş. Birkaç yerinden ısırarak, kahkahalar ata ata oradan uzaklaşmış. Kurdu öküz izlemiş. Kemikleri fırlamış vücudunu boynuzlarıyla dürtükleyerek uzun uzun alay etmiş.
       Zavallı aslan bu alaylara, hakaretlere gerektiği gibi karşılık veremediği için çok üzülmüş. Sonra da sıcak gözyaşları dökmüş. Kısılan sesiyle kükreyip, şikâyetini belirtmeye çalışmış.
       Bu durumu gören eşek de diğerlerinden geri kalmak istememiş. Alay ederek, aslanın yanına sokulmuş. Rastgele tekmeler savurmuş. Zavallı aslanın ihtiyar vücudunu daha çok hırpalamış.
       İhtiyar aslan, inleyerek yerinden doğrulmaya çalışmış. Fakat başaramamış. En sonunda, gözlerinden yaşlar akıtarak;
       “Ötekiler neyse ama şimdiye dek herkesin küçümsediği eşeğin bu alay ve hakaretlerine tahammül etmek çok zor!” demiş. “Bir eşeğe boyun eğmektense, ölmek daha iyidir!”
       Bu isteği Tanrı tarafından kabul olunmuş. İhtiyar aslan daha çok ıstırap çekmeden, yuvasının önünde son nefesini vermiş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi