Davıd Copperfıeld

D

Romanın Başlıca Karakterleri:
     David Copperfield: Hikâyeyi anlatan genç; başarılı bir romancı olmadan önce başından pek çok hadise geçmiş, hayatın iniş ve çıkışlarını tatmıştır.
     Betsey Trotwood: David’in eksantrik fakat iyi kalpli büyük halası.
     Mr. Murdstone: David’in zalim ve asık yüzlü üvey babası.
     Jane Murdstone: Mr. Murdstone’un haşin kız kardeşi.
     Peggotty: David’in şişman, sevimli dadısı.
     Barkis: Sakin, içine kapalı biri.
     Daniel Peggotty: Peggotty’nin sadık, basit erkek kardeşi.
     Küçük Emily: Peggotty’nin saf, yetim yeğeni.
     Ham: Peggotty’nin saf, yetim kuzeni.
     Mr. Creakle: Salem House okulunun haşin müdürü.
     James Steerforth: David’in derinden romantik, fakat tamamen bencil çocukluk arkadaşı.
     Tommy Traddles: David’in bir diğer okul arkadaşı; iyi tabiatlı ve açık kalpli.
     Wilkins Micawber: Ezelî nikbin, bir gün, “şu veya bu şekilde” muazzam borcunu ödeyeceğine inanır.
     Mr. Wickfield: Betsey Trotwood’un Canterbury’li avukatı.
     Agnes: Avukatın kızı; güzel ve hissî bir kız.
     Mr. Spenlow: Spenlow & Jorkins hukuk bürosunun kurucularından; David’i çırak olarak yanlarına alır.
     Dora: Mr. Spenlow’un güzel, sevimli ve aptal kızı.
     Uriah Heep: Mr. Wickfield’in muhatabını rahatsız edercesine tatlı dilli kâtibi.

Romanın Özeti:
     David Copperfield’in Suffolk şehrinin Blunderstone bölgesinde babası ölür ve genç dul karısına ayda 105 İngiliz lirası bir gelirle Pegootty adında sadık bir hizmetçi bırakır. David’in dünyaya geldiği gece, onun büyük halası olan eksantrik bayan Betsey Trotwood da odadadır. Fakat kadın öfke ile çıkar, çünkü doğan çocuğun kız olmasını istemektedir ve bu çocuğa da kendi adı verilecektir.
     David’in ilk yılları mutlu geçer. Çocuğun güzel, genç annesi, bir dediğini iki etmez. Peggotty bir gün David’i Yarmouth liman şehrinde gezmeye götürür. Peggotty’nin burada Daniel adında bir erkek kardeşi vardır; sahildeki raha bir balıkçı kayığında yaşar. Daniel’in Ham adındaki bir yeğeni ve Emily adında bir kuzeni vardır; her ikisi de yetim olan bu çocuklar David ile iyi arkadaş olurlar.
     David, Yarmouth’dan döndüğü zaman annesinin Edward Murdstone adlı yakışıklı, hasis ve zalim bir adamla evlendiğini görür. Mr. Murdstone dindar ve kasvetli kız kardeşi Jane’i onlarla yaşaması için getirmiştir ve Murdstone’lar beraberce David’in ve annesinin şevklerini kırmaya çalışırlar. David, onun tarafından hırpalanmaya artık tahammül edemeyince, Mr. Murdstone’un elini ısırır ve derhal Salem House okuluna gönderilir. Okulun müdürü, Mr. Creakle adında beceriksiz ve sadist biridir.
     David’i kötü yönetilen bu okulda huzura kavuşturan tek şey, yeni arkadaşlarıdır; yakışıklı aristokrat James Steerforth ve her zaman neşeli Tommy Traddles. Fakat okul günleri, annesinin doğum yaparken ölmesi üzerine sona erer. Hatta sadık Peggotty bile Barkis adında suskun bir taşıyıcı ile evlenir. David yalnız kalır, üvey babası da kendisiyle ilgilenmez.
     David, on yaşına geldiği zaman Londra’ya gönderilerek Murdstone & Grinby ticarethanesinde çalıştırılırsa da, hemen hemen aç kalır. İşi, farelerin cirit attığı depodaki şarap şişelerini yıkamak ve etiketlemektir. Beraber çalıştığı kimseler alelâde insanlar olan Mick Walker ile Mealy Potatoes’dır. David, Londra’da Mr. Wilkins Micawber adında birinin yanında kalır. Mr. Micawber, tutumsuz bir adamdır, borçlularının mütemadiyen peşinde gezmelerine rağmen, dört çocuğunu ayakta tutmaya çalışır. Islah olmaz bir iyimser olan Mr. Micawber, David’e, “Şu veya bu şekilde işlerin düzeleceği”ni, durumunun iyileşeceğini söyler. Fakat Mr. Micawber, sonunda borçlarını ödemeyenlerin hapishanesine gönderilir ve David’in de yatacak yeri kalmaz.
     Ruhunu ezen işinden bıktığından ve işleri oluruna bırakan Micawber’lerden başka bir yerde oturmak istediğinden, David, büyük halası Betsey Trotwood’un yaşadığı Dover’e gitmek üzere Londra’dan ayrılır. Yolda eşkiyalar tarafından dövülen ve bütün parası alınan David, halasının evine geldiği zaman perişan bir haldedir. David’in bir kız olmayışını hiçbir zaman hazmedemeyen Bayan Betsey, bununla beraber, David’i yıkar ve karnını doyurur. Bayan Betsey, hafifçe kaçık kiracısı Mr. Dick’in tavsiyesi üzerine, çocuğu yanına almaya karar verir. Kadının bu hareketinde, iğrenç Murdstone’ların da Dover’e gelerek David’i zorla götürmek istemelerinin de tesiri olur.
     David bu defa Mr. Creake’ınkinden çok daha iyi bir okula, Canterbury’deki Mr. Starong’un okuluna gönderilir. Orada, büyük halasının avukatı Mr. Wickfield’in yanında kalır ve Mr. Wickfield’in kaygan ağızlı kâtibi Uriah Heep ile tanışır ve kendisini hiç sevmez. David, Mr. Wickfield’in güzel kızı Agnes’ten çok hoşlanır ve ona, âdeta kız kardeşi imişçesine muamele eder.
     Mr. Strong’un okulundan çok iyi derece ile mezun olan David, avukat olmaya karar verir. David ilkin, Yarmouth’a giderek Peggotty ailesini ziyaret eder. Yolda eski okul arkadaşı Steerforth’a rastlar. Steerforth, şimdi nazik ve sevimli bir genç olmuştur. David, Steerforth’u da dave eder ve Yarmouth’da geçirdikleri iki hafta zarfında, Steerforth ve küçük Emily birbirlerine âşık olurlar. Emily, mamafih Ham ile nişanlıdır.
     David, Londra’ya dönerek Spenlow & Jorkins hukuk firmasında pratisyen olarak çalışmaya başlar. Mr. Spenlow’un güzel fakat aptal kızı Dora’ya âşık olur. Fakat kısa bir müddet sonra, halasının bütün parasını kaybettiğini ve Uriah Heep’in, dalavereli yollarla, Mr. Wickfield’in firmasına ortak olduğunu öğrenir. Barkins’in ölmek üzere olduğu haberi gelir ve David Yarmouth’a gider. Orada, Emily’nin, nişanlı olmasına rağmen, Steerforth ile kaçtığını öğrenir. Derin bir kedere boğulan, yaşlı Daniel Peggotty, yeğenini aramaya koyulmuştur.
     Halası artık David’in, Mr. Spenlow’a çıraklık ücretini ödeyemediğinden, David, stenografi katipliği yapar. Durumundaki değişikliğe rağmen, David, Dora’yı görmeye devam eder. Spenlow, onların evlenmek istediklerini öğrendiği zaman kesinlikle karşı çıkar. Çok geçmeden beş parasız kalan Spenlow ölür. David ve Dora evlenirler ve David’in kazandığı çok az bir para ile geçinmeye çalışırlar. David, güzel fakat randımansız karısının evi ekonomik bir tarzda idare etmesini isterse de, karısı bu işi beceremez ve karı-koca bir sürü güçlüklerle karşılaşırlar. Bununla beraber, sevimli bekâr arkadaşları Tommy Traddles’i zaman zaman yemeğe davet etmeyi de ihmal etmezler.
     Bir iş için Canterbury’ye giden David, şimdi Uriah Heep’in yanında çalışan Mr. Micawber’i görür. Mr. Heep, Micawber’in maaşından kendisine avanslar vermek suretiyle, Micawber üzerinde tam bir hâkimiyet kurmuştur. Daha da kötüsü, Mr. Wickfield de önceki kâtibinin hâkimiyeti altındadır. David’i, daha da üzen bir olay, iğrenç Mr. Heep’in, Mr. Wickfield’in güzel kızı Agnes’le evlenmek istemesidir.
     Nihayet, aslında samimi bir insan olan Mr. Mickwber, David’e, Uriah Heep’in Mr. Wickfield’den para sızdırdığını söyler. Kâtibin böylece teşhir edilmesiyle bir ölçüde tazminat ödenir ve Bayan Trotwood, Mr. Micawber’in Avustralya’ya göç etmesine yardımcı olur ve hâlâ iyimser olan Mr. Micawber, orada, “şu veya bu şekilde” durumunun düzeleceğine inanır. Kendisiyle birlikte aynı gemide yolculuk edenler arasında Emily ile Emily’nin amcası da vardır. Steerforth, hissiz bir şekilde kendini terkettiği zaman, müşfik ve temiz kalpli Daniel Pegotty, yeğenini affeder ve şimdi İngiltere’nin bu müstemlekesinde yeni bir hayat bulacaklarını umarlar.
     Dora’nın sıhhati –ki gerçekte, her zaman nazikti– tedricen bozulur. David, henüz çocuk yaşındaki karısının sararıp solmasını derin bir üzüntü içinde seyreder. Bu kederli günlerde, yegane teselli Agnes’in kendilerini sık sık ziyaret etmesidir. Dora öldüğü zaman , Agnes, David’in biraz seyahat ederek teselli bulmasını stavsiye eder. İlkin Yarmouth’a gider. Fakat denizde büyük bir fırtına başlamıştır. Bir gemi, dalgaların tesiri altında sahile vurmak üzeredir. Ham Peggotty, geminin enkazı arasında kalan bir adamı kurtarmak için denize atlar. O adam Steerforth’dur. Onu kurtarmaya çalışırken boğulur ve ölür.
     David, üç sene Avrupa’da dolaşır. İngiltere’ye döndüğü zaman, Bayan Trotwood’dan, Agnes’in evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Gerçi David, Agnes’e her zaman bir kız kardeşi imişçesine muamele etmişse de, bu habere üzülür. Hayasının çöpçatanlık teşviki altında Agnes’i ziyaret eder. Yalnız kaldıkları bir sırada, Agnes, kendisinden başka kimseyi sevmediğini David’e itiraf eder. David ve Agnes evlenirler ve Bn. Trotwood buna çok sevinir. Çok sayıda çocukları olur. David de, sonunda, fazlasıyla başarılı bir yazar olarak kendisine isim yapar.

Romana Eleştirel Bakış:
     Dickens’ın en çok sevilen romanları arasında David Copperfield, Dickens’ın kendisine mahsus özellikleriyle dolu, büyük ve yaygın otobiyografik bir eserdir. Dickens, Londra’daki bir boya fabrikasında çalıştığı mutsuz günlerinden, David’in Murdstone & Grindy şirketindeki çıraklığının kabusunu yaratmıştır. Mr. Micawber, Dickens’ın yarı tenkitçi, yarı sevimli ve tutumsuz kendi babasıdır. Bu otobiyografik unsurlara şifreli cümlelerle konuşan Barkis’ten, kaygan ağızlı habis Uriah Heep’e kadar çok sayıda egzantrikleri ihtiva eden bir portre galerisi eklemiştir. Bu, ancak Dickens’ın inanılmazcasına velûd muhayyilesi ile mümkün oldu.
     Fakat, kitabın gerçek kuvveti, Dickens’ın kendi çocukluk yıllarını heyecanlı bir samimiyet ve kızgınlıkla anlatmış olmasıdır. Bu boya fabrikasında geçirdiği altı ay, onun için öylesine korkunç bir kabus idi ki, daha sonraları, onun hakkında hiçbir şey hatırlamak istemedi, en yakınlarına dahi bahsetmedi. Bu kabusu, sadece sanatı vasıtasıyla belirtti. David Copperfield’de, saf ve temiz çocukluk yıllarını ve cennetten, zalim Mr. Murdstone tarafından nasıl kovulduğunu ve çocuk yaşında Londra’nın sefil işçi sınıfı halkının yaşadığı yerlere nasıl düştüğünü anlatır.
     David Copperfield’in sayfalarında, bir hayalet gibi peşimizi bırakmayan bir diğer hatıra, Dickens’ın, kendi evliliğinden önce tanıdığı Maria Beadnell’e olan aşkı idi. Bu kadın, romandaki Dora’dır. Dickens, hislerini dışarı vurmayan karısı yerine bu zayıf, aptalca, fakat sevimli bir kız ile evlenmiş olsa idi, bunun nasıl bir evlilik olacağını gayet canlı bir şekilde hatırlıyor. Genç yaşında evlenen David’in hayatını anlatan kısım son derece dokunaklı, fakat tedricen hayatta başarılı bir adam olarak yükseldikçe, kitabın ilk yapısındaki hissî saikler geride kalıyor. Dickens artık, kendi kendisini analiz etmemek için birtakım itiraflarda bulunmak yerine, romanın planını dokuyan muhtelif iplikleri birbirine bağlamakla meşguldür.
     Dickens’in karakterleri son derece arttıkça ve onlar birtakım tesadüfi yollarla birbirlerine bağlandıkça romanın planı inanılmazcasına derinleşir. David, çocukluk haykırışlarından kurtulduğundan, daha az ilgi çekici hale geldikçe; roman, muazzam sayıdaki ikinci derecedeki karakterlerin üzerinde durur. Bu karakterler, Micawber veya Uriah Heep gibi, geniş bir muhayyele gücünün eseri olarak ortaya çıktıkları zaman, roman gayet canlılık kazanır. Fakat Sterforth gibi Byron’u hatırlatan stero-tipler veya Victoria çağının melekvarî tipleri veyahut Emily gibi terkedilmiş kadın üzerinde durduğu zaman canlılığından kaybeder.
     David Copperfield, Dickens’ın meslekî hayatının ortalarında yazdığı romanlara tipik bir örnek. Yüksek derecedeki hümor ve şiddetli bir kızgınlık, planın hemen hemen kontrol edilmeyen muğlaklığı, romandaki karakterlerin muazzam sayısı ve egzantrikler üzerinde durulması, Dickens’ın tanıtım işaretleridir ki, bunlar da, en iyi bir şekilde romancının kendi gençlik yıllarını anlattığı zaman içinde görülüyor.   

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz