Doğan Bey – Caber Operasyonu (TÜRKİYE-Urfa, Saat 01.10)

D

“Akşamın hayrından sabahın şerri daha iyidir!”

TÜRKİYE-Urfa, Saat 01.10

       Doğan, telefonun ancak beşinci çalışında uya­nabildi. Başını yastığa koyduğu gibi uyuyakalmıştı. Yirmi dört saat kesintisiz uyuyabilse, bir uyuyabilse, belki yorgunluğunu üzerinden atabilirdi. Ancak bu mes­lekte, altı saatten fazla uyuduğunu hatırlamıyordu.
       Arayan, genç arkadaşlarından Mehmet’ti. Onun bu gece nöbetçi olduğunu hatırladı.
       “Ne var… Ne oldu Mehmet?” diye sordu.
       Mehmet, onu uyandırdığı için önce özür diledi.
       “Önemli olmasa kaldırmazdım Doğan Bey,” diye de ilave etti.
       Birkaç dakika önce jandarma, açık bir mesaj geç­mişti. Şifrelenip gizlenmesine gerek görülmeden çekilen bu telsiz mesajında,
       “Suruç’un Göktepe karakolu mevkiinden, 00.30 su­larında, illegal olarak geçiş yapan ve subay olduğunu söyleyen Suriyeli bir şahıs, seyyar jandarma birliği ta­rafından teslim alınmıştır. Ön sorgusunu müteakip, tan­zim edilecek evraklarla birlikte, bu gece, mevcutlu olarak tabur komutanlığına intikal ettirilecektir,” deniliyordu.
       Mehmet;
       “Sizi hemen aramam gerektiğini düşündüm. Ne yapmamı istersiniz? Merkeze aynen geçeyim mi?” diye sordu.
       Doğan;
       “Bilgiler her ne kadar eksikse de, haber haberdir,” diye yanıtladı. “Kısaca bildirmen iyi olur. Aman, ‘Ta­mamlayıcı malumat bilahare verilecektir!’ demeyi de unutma… Bilirsin, Beş Numara bu gibi ufak ayrıntılara bile önem verir. Bizimse, şu anda bir şey yapmamıza gerek yok. Bu işler uzun sürer. Sorgular, zabıtlar, yine sorgular… Prosedürü uzundur anlayacağın! Hakkında bir kanıya varılıncaya kadar epey zaman geçer. Sabah ola hayır ola Mehmet! Yarın ilgileniriz artık, tamam mı?”
       “Tamam, Doğan Bey!”
       “Ha… Bak! Önemli bir şey olursa, yine beni uyan­dırmaktan çekinme, oldu mu?”
       “Peki Doğan Bey!”
       Doğan, son olarak “iyi nöbetler!” dileyerek telefonu kapattı. Uykusunun dağılmasına izin vermeyecekti. Ye­niden yatak odasına yöneldi…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz