Perinthos ve Herakleia’dan Marmara Ereğlisi’ne

P

     Marmara Ereğlisi, Tekirdağ ilinin en doğuda bulunan bir ilçesi. Yaklaşık 183 bin dekarlık bir alanı kaplayan ilçe arazisinin büyük bölümü alçak düzlüklerden oluşuyor. Geniş sahaya yayılan doğal kumsallar turizm hareketliliğine olanak sağlıyor. Ereğli gerek karayolu, gerekse deniz ulaşımı bakımından önemli bir coğrafi konumda yer alıyor. Roma İmparatorluğu döneminde başkent Roma’yı doğuya bağlayan Via Egnatio yolunun buradan geçtiği tarihi belgelerden anlaşılıyor. Osmanlı İmparatorluğu zamanında İstanbul’u Belgrad’a bağlayan karayolu, Çorlu’dan sonra sahildeki Ereğli’ye inerek, buradan Yedikule üzerinden İstanbul’a ulaşmaktaydı. Diğer bir önemli yol olan İstanbul-Selanik yolu, Topkapı Yarımburgaz üzerinden Ereğli’ye gelmekte ve daha sonra iç kesime yönelmekteydi.
     Ereğli aynı zamanda deniz ulaşımı bakımından da stratejik bir öneme sahip. Ereğli limanının tarihin hemen her döneminde gerek ticari gerek askeri amaçlarla yoğun biçimde kullanıldığı biliniyor.
     İlk çağlarda Perinthos, daha sonra Herakleia, Trakya Ereğlisi ve nihayet Marmara Ereğlisi adlarını alan bölge, eski ve zengin bir tarihi geçmişe sahip. Eski devirlerde tüm Trakya’da olduğu gibi burası da Trakların istilasına uğramış. Deniz ve karayoluyla bölgeye gelen Traklar, başta Perinthos olmak üzere çevrede koloniler kurmuşlar. Daha sonra Frigler, İskitler, Grekler, Persler ve Makedonlar bölgeyi ellerine geçirmişler. Perinthos’un M.Ö. 600 yıllarında gelişerek önemli bir kent haline geldiği kayıtlardan anlaşılıyor. Kent M.Ö. 340’da Anadolu’ya yürüyen Büyük İskender’in ordularının karşı koyarak teslim olmamış.
     Roma İmparatorluğu döneminde Perinthos’un Trakya eyaletinin başşehri olacak kadar büyüdüğü ve stratejik önem kazandığı biliniyor. Kent, Roma dönemi boyunca Trakya’nın başlıca deniz üssü olma özelliğini korumuş. Haçlıların İstanbul’u aldıkları 1204 yılında Ereğli, Venedik donanmasının uğrak yeri olmuş. Venediklilerin İstanbul’dan çıkarılmasından sonra 1261-1268 yılları arasında Venedikliler tarafından yoğun biçimde iskân edilmiş.
     Marmara Ereğlisi, 1460 yılında Osmanlı egemenliğine girdi. Evliya Çelebi, Orhan Gazi oğlu Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun kenti fethettiğini, kaleye giren “Eli Eğri” namındaki askere izafeten şehrin adının Ereğli olduğunu yazmış Seyahatnamesi’nde…
     Ereğli sahilleri balık türleri bakımından son derece zengin. Karadeniz, Boğazlar, Marmara ve Ege denizlerinde yaşayan balıkların göç yolları üzerinde bulunan kıyılarında her çeşit balık avlanabiliyor. Tekir, Barbunya, Kılıç, Kolyos, Uskumru, Palamut, torik, istavrit, sardalye, sinarit ve levrek başlıca deniz ürünleri.
     Turizm faaliyeti ilk olarak 1965’li yıllarda başlamış, 1870’li yıllardan itibaren hızlı bir gelişme süreci içine girmiş. Yaklaşık 30 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridinde yer alan doğal plajlar, İstanbul ile Trakya’nın birçok yöresinden ziyaretçi çekmekte. Ayrıca sahil şeridinde çok sayıda tatil sitesi, mokamp ve günübirlik konaklamaya uygun yerler bulunuyor.
     Ereğli’de 1964 yılında yapılan kazılarda, çeşitli tarihi dönemlere ait mimari eserler, lahitler, çanak-çömlek kalıntıları çıkarılmış. Bulunan eserlerin bir kısmına İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde rastladım. Gidip görmenizi tavsiye ederim…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz