İki Şehrin Hikâyesi

İ

Romanın Başlıca Karakterleri:
     Dr. Alexandre Manette: Bir zamanların güçlü, parlak doktoru; Bastille zindanında geçirdiği on sekiz sene sonunda hemen hemen yıkılmıştır.
     Luice Manette: Dr. Manette’nin nazik, altın saçlı kızı.
     Jarvis Lorry: Tellson Bankası’nın bir “iş adamı”; aldatırcasına huysuz.
     Charles Darnay: Kendi kendisini yıkan, yakışıklı bir Fransızca öğretmeni.
     Madam Defarge: Aristokratlardan intikam almaktan başka bir şey düşünmeyen bir kadın.
     Ernest Defarge: Bayan Defarge’nin esmer, kızgın, tehlikeli kocası; Paris’te ihtilalcilerin sık sık buluştukları bir meyhanenin sahibidir.
     Bayan Pross: Luice’nin kaba ve güçlü hizmetçisi ve arkadaşı.
     Jerry Cruncher: Elinden bin bir türlü iş gelen, dik saçlı bir adam. Tellson Bankası’nda çalışır ve boş vakitlerinde “Kurtarıcı Adam”dır veya tıp talebelerine kadavra temin eder. 

Romanın Özeti:
     1775 senesinin Kasım ayının dondurucu bir gecesinde, eski ve hürmet edilen Tellson Bankası’nın temsilcisi Mr. Jarvis Lorry, bir posta arabasıyla Dover şehrine gider. Orada son günlerde, Londra’dan geri dönmesi için ülkesine çağrılan Lucie Manette adında güzel bir Fransız ile buluşacaktır. Beraberce Paris’e giderler. Manette, babası Dr. Manette, Defarge’lerin meyhanesinin üstündeki küçük bir tavan arasında gizlenmektedir. Dr. Manette, Bastille hapishanesinde, bir hücrede tek başına on sekiz yıl hapis tutulmuştur. Şimdi, akli dengesi bozulduğundan, İngiltere’ye mülteci olarak götürülmektedir. Lorry Cruncher adında sadık, garip görünüşlü bir müstahdemi de refakat eder.
     Defarge’lerin meyhanesi, Paris’teki ihtilâlcilerin merkezidir. Eski rejimin baş düşmanları olan Defarge’ler, tavan arasını Dr. Manette’e vermişlerdir ve Dr. Manette de her gün saatlerce mazisini hatırlamaya çalışmıştır. Bayan Defarge, bu arada, ihtilâl geldiği zaman ortadan kaldırılmasını arzu ettiği bütün aristokratların isimlerini havi garip bir atkı örmekle meşguldür.
     Lucie ve Jarvis Lorry’nin, yaşlı Dr. Manette’i Londra’ya getirmelerinden beş sene sonra (burada kendilerine sadık Jerry Cruncher bakar) John Barsad adındaki bir adamın İngiltere aleyhine casusluk yapmakla itham ettiği Charles Darnay adındaki yakışıklı bir Fransızca öğretmeninin yargılanmasında bulunurlar. Manette’ler, beş sene önce Fransa’dan İngiltere’ye dönerlerken Darnay’e vapurda tesadüf ettiklerini söylerler. Darnay’i parlak bir avukat olan Sydney Carton kurtarır. Carton sanığa o kadar benzer ki, diğer avukat Mr. Stryver, sanığı tanıyanların ifadelerini alt üst eder.
     Muhakemeden sonra, Darnay ve Carton, Manette’lerin mütevazi evlerini sık sık ziyaret ederler. Darnay’in St. Evremonde’ler denen soğukcasına bencil Fransız aristokratlarının varisi oldukları anlaşılır. Onlarla hiçbir alışverişte bulunmamaya azmeden Darnay, bir Fransızca hocası olarak Londra’da yaşamaya karar vermiştir.
     Parlak fakat istikrarsız biri olan Carton, Mr. Stryver’in yüklendiği davaların hazırlanması ile görevlendirilirse de, çok defa sarhoş olduğundan duruşmalarda hazır bulunamaz. Her iki genç de Lucie’ye kur yaparlar. Kız Darnay’i seçtiği zaman, Carton asil bir hareketle, Lucie için veya Lucie’nin seçtiği bir kimse için hayatını feda etmeye hazır olduğunu söyler.
     Darnay ve Lucie evlenirler. Fransa’da ihtilâl patlayıp ihtilâlciler, nefret edilen Bastille hapishanesini basarak mahkûmları serbest bıraktıkları vakit küçük kızları altı yaşındadır. Uzun yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız köylülerini gazaba getiren bir hadise, Charles Darnay’in amcası, hissiz St. Evremonde Markizi’nin kullandığı bir arabanın küçük bir çocuğu öldürmesi olmuştur. Çocuğun babası, Markizi mahkemeye getirmeyi başaramayınca, yatağında öldürmüş ve bunun neticesinde asılmıştır.
     Bir gün İngiltere’deki yeni St. Evremonde Markizi’ne bir mektup gelir. Darnay, mektuptan, ailesinin eski hizmetçisinin ihtilâlciler tarafından hapsedildiğini öğrenir. Markiz’e müdahale ederek kendisini kurtarmasını rica eder, zira tevkif edildiği zaman, Charles’ın emirlerini yerine getirmeye çalışarak, halka aile namına tazminat vermektedir. Darnay, şerefli bir düşünce ile Fransa’ya giderek bir şeyler yapmaya karar verir.
     Böylece, Paris’e Tellson Bankası’nın bu şehirdeki bir işini yürütecek Jarvis Lorry ile birlikte gider. Darnay, şehre gelir gelmez, ülkeye dönen bir aristokrat diye kendisini tevkif ederler. Haber, İngiltere’ye ulaşır ulaşmaz, Lucie ve Manette, yardım için Fransa’ya giderler. Bastille zindanında uzun yıllar hapsedilen Dr. Manette, bu vakıanın, damadının kurtulmasında yardımcı olacağını düşünür.
     Manette’ler Paris’e geldiği zaman, terör rejimi tam bir hâkimiyet kurmuştur. Kana susamış ihtilâlciler, yaşlı doktora hürmet ediyorlarsa da, Defarge’lerin St. Evremonde ailesi mensuplarına besledikleri nefret öylesine derindir ki, Darnay, mahkeme önüne çıkarılmadan önce, bir buçuk yıl hapiste kalır. Bütün bu süre zarfında da, Lucie’nin, kocasını görmesine müsaade edilmez.
     Darnay, nihayet mahkeme önüne çıkarılır. Bayan Defarge, mahkeme salonunun ön sırasında oturur, şeytani atkısını örer ve Darnay’in öldürülmesini ister. Charles, St. Evremonde’lerle hiçbir alışverişi olmadığını ısrarla anlatır, gerçekte ailenin servetinin yıllarca zarar verdikleri halka geri verilmesini emrettiğini söyler. Halkın hürmet ettiği Dr. Manette damadının lehinde konuştuğu zaman, mahkemedeki dinleyiciler kendisini alkışlarlar. Darnay serbest bırakılır.
     Mahkeme kendisini serbest bırakmakla beraber Darnay’in, Fransa’dan İngiltere’ye gitmesine müsaade edilmez. Manette’ler bu zaferi henüz kutlamışlardır ki, Darnay yeniden tevkif edilir. Defarge’ler ve kimliği belirtilmeyen esrarengiz bir şahit onu, halk düşmanlığı ile itham etmiştir. Darnay, hücresinde teselli edilemez bir vaziyette, kendisini itham edenin kim olabileceğini düşünürken, Lucie’nin eski sadık hizmetçisi Bayan Pross, uzun yıllardır kayıp kardeşini Paris sokaklarında görür. Bu senelerce önce, İngiltere’deki muhakemede Darnay aleyhine şahitlik eden hain John Barsad’dır.
     Şimdi, Sydney Carton da Paris’tedir. İhtilâlcilerin bir casusu olan Barsad’la görüşür. Kendisini, daha önce İngiltere için casusluk yapmış biri diye teşhir edeceği tehdidinde bulunarak, onunla gizli bir anlaşma yapar.
     Darnay’in yeni mahkemesinde, Mösyö Defarge, St. Evremonde’leri iğrenç suçlarla itham ederek bir liste çıkarır. Adam, Dr. Manette’yı da, Darnay aleyhindeki şahitler arasında gösterir. Bu önemli ve lanetleyici belge, ihtiyar doktor tarafından Bastil’teki uzun hapis yılları sırasında yazılmış ve ihtilâlciler burasını ele geçirdikleri zaman, Defarge, belgeyi Dr. Manette’in hücresinde bulmuştur.
     Belgede, St. Evremonde Markizi’nin suçsuz bir aile üzerinde işlediği dehşet saçıcı bir suçu öğrendiği için, Dr. Manette’in nasıl tevkif edildiği anlatılmaktadır. Soyluların hukukuna (le droit de seigneur) göre, Markiz, Bayan Defarge’ın kız kardeşi fakir bir köylü kızının ırzına geçmiştir. Kız ölüm yatağında iken, Dr. Manette, St. Evremonde’nin bu suçunu öğrenmiş ve bu yüzden Bastille’e atılmıştır. Dr. Manette, bu belgede, bütün St. Evremonde ailesini lanetlemektedir.
     Uzun yıllardır unutulan bu belgenin, hâkimler üzerinde tesiri olur. Bunu yazdığını reddetmesine ve hâkimlerden merhamet dilemesine rağmen, Dr. Manette’in sözleri göz önüne alınmaz. Darnay’in, ecdadının işlediği suçların cezasını çekmesi gerektiği kanaatiyle yirmi dört saat içinde giyotin altında öldürülmesine karar verilir.
     Fakat yıllardır kendini terk eden Sydney Carton, şimdi sevdiği kadının kocası namına hareket etmeye karar verir. Şantaj yaptığı Barsad’ın yardımı ile Darnay’in hücresine girmeye muvaffak olur. Kendisi ile bir elveda içkisi içeceğini söyleyerek, Carton, Darnay’in içkisine uyuşturucu madde katar, onunla elbiseleri değiştirir ve Barsad’dan arkadaşını hücreden çıkarmasını ister. Mahkûma çok benzediğinden, Carton, Darnay’in yerine giyotin altına yatacaktır. Hapishane dışındaki halk, çevrilen oyunun farkına varmaz ve Darnay ailesine kavuşur.
     Bu arada, Bayan Defarge, Lucie’nin küçük kızı da dahil bütün ailesi ihbar etmek için Manette’in evine gider. Bayan Defarge’ın karşısına, kendisi gibi iriyarı ve kuvvetli Bayan Pross çıkar ve Darnay’ler Fransa’dan kaçarlarken, Defarge’ın onları yakalamasını engeller.
     İntikamını alamadığından gazaba gelen ve bir dakikacık olsa giyotin altında ölenlerin dehşet saçıcı manzarasını kaçırdığına üzülen Defarge, Bayan Pross’la çekişirken, kendi tabancasıyla kendisini vurur. Tabancanın patlaması, Bayan Pross’u hayatı boyunca sağır bırakır.
     Tümbrel denen iki tekerlekli arabalar, mahkûmları öldürülecekleri yere götürürken, Bayan Defarge’ın bulunmadığı dikkati çeker ve hakkında konuşmalar başlar. Tümbrellerden birinde, sonuna kadar asaletini muhafaza eden Sydney Carton da vardır. Yanındaki, intikam peşinde hüküm veren mahkemenin ölüme mahkûm ettiği fakir ve suçsuz bir kadın terzisini teselli etmeye çalışır.
     Giyotin düşmeden önce, Carton der ki: “Şimdiye kadar yaptığım her işten çok, çok daha iyi bir şey yapıyorum. Şimdiye kadar böylesine bir huzura kavuşmamıştım.”

Romana Eleştirel Bakış:
     Muğlak ve heyecanlı plan, İki Şehrin Hikâyesi’ni Dickens’in en popüler romanlarından biri haline getirmişse de, Dickens, tarihi roman yazmakla kendisini hiçbir zaman rahatlık içinde hissetmedi. Bu konuda yazdığı belli başlı diğer kitabı “Barnaby Rudge-1841”, onun belki de en az tutulan romanıdır. Daha sonraki kitabı gibi, Barnaby Rudge’de senelerce önce işlenen bir suçun intikamı üzerinde durur. İngiltere tarihindeki Gondon İsyanları, Anti-Katolik başkaldırmaları gibi kargaşalı fon üzerinde işlenir.
     Bununla beraber, Thomas Carlyle’nin “Fransız İhtilâli” adlı kitabının derin tesiri altında kalan Dickens, bir defa daha tarihi bir roman yazmak istedi. Carlyle, romancıya, araştırma yapması için iki mukavva kutu dolusu kitap gönderdi, fakat Dickens, muhtemelen, onların çoğunu okumadı. Carlyle’in mevcut şartlar altında, ihtilâli en iyi bir şekilde anlattığına emin olduğundan, ihtilâlin tarihini yeniden yazmak istemedi. Bunun yerine, o zamanın atmosferini bir hikâyede belirterek, Carlyle’in bu hadiselerden çıkardığı ahlaki dersi göstermek istedi; yani kan, ancak kan getirir. İntikam, sonunda kendisini suçlu mevkiine götürür ve Fransız ihtilâlinin meydana çıkardığı vahşi kan banyosunu, müşfik ve bencil hislerden uzak beşeri kalpler durdurabilir.
     Bu düşünce ile ortaya çıkan kitap, aslında, bir melodramdır. Dickens’ın öteki romanlarındaki yüksek ölçüdeki insancıl değerlerden mahrumdur. Dickens, İki Şehrin Hikâyesi’ni yazdığı sırada, amatör piyeslerle de ilgileniyor ve Victoria melodramının etkisi altında kalıyordu. Böylece, İki Şehrin Hikâyesi, Pickwick’in Evrakı ve David Copperfield gibi önceki romanlarından daha yaygın ve rahatlıkla okunan bir roman değildir. Dickens’ın buradaki başlıca düşüncesi, hızlı hareket eden bir plan hazırlamaktı.
     Romanın tezi, aslında, Carlyle’ın Fransız İhtilâli’nin tezidir. Bencil ve zalim aristokrasi, bu ihtilâl dehşetini kendisi hazırladı. Fakat ardından, intikam ve vahşet hislerine mağlup olan ihtilâlciler, ihtilâlden önceki baskı rejimi gibi, bir terör rejimi yarattılar. Romanın sonunda, Sydney Carton, hiç kimseye bir zarar vermeyen fakat günah yönetiminin ve kana susamışlığın kurbanı zavallı bir kadın terzisi ile birlikte aynı arabada idam yerine götürülür.
     Dickens romanında, ancak kendi kendini feda etmesiyle günahlarından temizlenen Carton’un ve yıllardır acı ve ıstırap içinde kıvranan Fransız halkının aslında iyi olan taraflarının, beşeriyetin geleceğine ümit ışığı tutacağını göstermek istemiştir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz