Genel Kültür Notları (17)

G

     Yaz aylarında genellikle çocukların ellerinden düşürmediği iki şey vardır: Dondurma ve gazoz. Artık sadece havaların ısındığı mevsimlerde değil, neredeyse yılın 12 ayında yemek ve içmek ihtiyacı duyduğumuz bu iki ürünün tarihi geçmişlerini ve özelliklerini kısaca hatırlayalım.

DONDURMA
     Çin’de, M.Ö. 2000 yılından beri aşırı pişirilmiş pirince, baharat ve sütün karla birlikte karıştırıldığı ve aynı zamanda zenginliğin de bir nevi göstergesi olan yemek, dondurmanın atası olarak bilinmektedir. 13’üncü yüzyıla gelindiğinde meyve sularıyla karıştırılan kar, Pekin sokaklarında satılan bir tatlı çeşidi olmuştu.
     14’üncü yüzyılda ise, ünlü gezgin Marco Polo ile tatlıcı Bernardo Buontalenti’nin, Çin’de yer altı madenlerinde saklanan karların kullanılmasıyla yapılan meyveli buzu İtalya’ya getirmeleri bir yenilik olarak kabul edildi. 1560’larda İspanyol fizikçi Blasius Villafranca, Roma’da kar ve buza güherçile (tarımda gübre, hekimlikte ilaç olarak kullanılan bir madde) katıldığında sıvının donma noktasına çok çabuk ulaştığını keşfetmesinin ardından da İtalyan tatlıcılar, katı dondurma üretmeye başladılar. Fransa ile İngiltere’de dondurmacılık, İtalyanlara özgün bir meslek olarak yayıldı.
     Türkiye’de ise Evliya Çelebi, Tire’de vişne hoşafının dondurmayla yenildiğini anlatır. Fast-food dükkânlarının milk-shake diye sattıklarının özü de, güney illerinin Karlanbaç’ıdır.
     Dondurma külahı bilindiği kadarıyla ilk kez, 1904 St. Louis Dünya Fuarı’nda ortaya çıktı. Kâğıt tabağı biten dondurmacı, komşusu Şamlı satıcıdan gözleme yufkası alarak dondurmaları bunlara koyup sattı. Fuarın gözdesi olan bu fikre ısınan dondurmacıların 1912’ye kadar elle yaptıkları külahlar ise, külah makinesinin icat edilmesiyle bugünkü şekliyle üretilir oldu. Tabakta yenilen dondurmanın seyyar arabalarda satılması da külahtan sonra başladı.

GAZOZ
     Önce seyyar sucu (saka), sonra limonatacılar vardı. 1990’lı yıllara kadar ilginç kıyafetleri ve bardak kullanmaktaki maharetleri ile Eminönü’nde görülebiliyorlardı. Meyve esansı, şeker ve karbonik asit ile yapılan ve basınçlı hava ile şişelere doldurulan gazoz, 1890’larda ithal edildi. Niğdeli Aleksandr Mısıroğlu, Fransa’dan, gazoz yapımı için makine getirerek, üç ortakla birlikte Karaköy’de, Mısıroğlu adıyla gazoz satışına başladı.
     İstanbul’da Hasanbey ve Hürriyet gazozları 1908’de, Neptün 1917’de, Beyaz Rus ile Cumhuriyet gazozları 1923’te piyasaya çıktı. Bu gazozlar şişelenmiş halinin yanı sıra sifonla ve seyyar el arabalarında bardakla da satılıyordu.
     1930 yılında Bursa’da Nilüfer adıyla gazoz üretimine başlayan ve 1933’te Uludağ adını alan (Nuri Erbak) firma, Türkiye’nin en eski ve en özel gazoz üreticilerindendir. Tekel de Ankara’da gazoz ve soda üretimi yapmış, ancak 1940 yılında piyasadan çekilmiştir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz