Doğan Bey – Caber Operasyonu (SURİYE-Halep, Saat 01.05)

D

“Hamleni belli edersen, yenilgi kaçınılmazdır!” 

SURİYE-Halep, Saat 01.05 

       “Demek arabanızı havaya uçurdular, siz de ben­den yeni araba istiyorsunuz ha!” diye bas bas bağırıyordu Hasan Nafi. “Nasıl olur bu, olacak iş değil!”
       Askeri Muhaberat’ın üç görevlisi, başlarına gelen o korkunç olaydan sonra merkeze dönmüşler, şeflerine dertlerini anlatıyorlardı.
       “Müslüman Kardeşler’in bir saldırısı olduğunu dü­şünüyoruz,” dedi içlerinden birisi.
       “Bundan nasıl emin olabilirsiniz?”
       “Polis de aynı kanıda…”
       “Müslüman Kardeşler, iki ay önceki son tu­tuklamalardan sonra iyice sindi. Sesi soluğu çıkmadan bekliyor. Onların böyle zamansız, üstelik de gereksiz bir saldırıda bulunacaklarını sanmıyorum.”
       “Örgüt militanını kaçarken görenler var. Elli yaş­larında motosikletli biriymiş. El bombasını attıktan sonra hızla oradan uzaklaşmış. Polis şimdi her yerde onu arıyor.”
       “Ben aynı kanıda değilim,” diye diretti Hasan Nafi. “Saldırıda bulunacak kişi, el bombasını siz içindeyken de atabilirdi; hem böylelikle, dünyayı üç salaktan da kur­tarmış olurdu.”
       Adamlar önlerine baktılar. Seslerini çıkarmadılar.
       Hasan Nafi;
       “Hadi bakalım, şimdi görevinizin başına… Yaya olarak,” diyerek onları başından savdı.
       Gerçekten, el bombasını kim atmış olabilirdi? Müslüman Kardeşler Örgütü içinde çok sayıda muh­birleri vardı. En ufak bir hareket olsa, mutlaka bil­dirirlerdi. Böyle bir ihbar gelmemişti. Öyleyse, geride tek bir olasılık kalıyordu ki, o da, Türk ajanlarının Halep’te bulundukları ve anlaşıldığı kadarıyla durumu kontrol altında tuttuklarıydı.
       Adamlarının Beyrut Oteli’ne girişlerini engellemek amacıyla saldırıda bulunduklarını düşünmek akla yakın bir olasılıktı.
       “Aptal herifler!” diye söylendi. “Olan olmuş zaten. Tertibat alıp otelde kalanların dışarı çıkışını en­gelleyecekleri ve içerdekileri kontrol edecekleri yerde, buraya gelip ‘Arabamız havaya uçtu, bize yeni araba verin’ demeyi tercih ediyorlar!”
       Hasan Nafi, ne olursa olsun moralinin bozulmasına izin vermeyecekti. O gerçek bir istihbaratçıydı. Böyle ufak meseleler onu etkileyemezdi. Kurduğu tuzağın mutlaka işe yarayacağını ve Türk gizli servisine mensup en az bir kişinin bu tuzağa düşeceğini biliyordu.
       Saatine baktı. Urfa’ya geçecek Tell Abyad grubunu araması için vakit henüz erkendi…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz