İdeal Bir Hafta Sonu Mekânı-POLONEZKÖY

İ

     TEM’e 14 kilometre uzaklıktaki Polonezköy, İstanbulluların hafta sonu gezileri için tercih ettikleri, kiralık atlara binip ağaçlıklı yollarda dolaştıkları, yürüyüş yaptıkları ve çeşitli konaklama evlerinde konakladıkları şipşirin bir belde. Ev sahiplerinin misafirperverliği, nefis yoğurt, peynir ve yağ ile yapılan kahvaltılar, akşamları yakılan mangal partileri… Hatta Polonya’ya özgü kimi yemekler için bir hafta sonu için bile olsa orada konaklamaya değer. Polonezköy’de bunları değerlendirmek için o kadar çok ortam var ki!
     Polonya’daki 1830 ihtilalinin Ruslar tarafından kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra mücadelesine yurtdışında devam eden Prens Adam Czartorsky tarafından kurulan köye “Adampol” adı verilmişti. Bir zamanlar İstanbul’a gelen çingenelerin konakladığı “Büyülü Çingene Toprakları” olarak anılan Alemdağ eteklerindeki verimsiz topraklara sahip bu köy, 1900’lü yılların ikinci yarısında, İstanbul’un akciğerleri sayılacak nadir yerlerden biri haline geldi.
     Köyün 12 kurucusundan 9’u, ilk 10 yılın bitiminde, çalışma ve yaşam şartlarına dayanamayarak, Polonezköy’ü terk ettiler. Kalan askerler ise, kadın nüfusunun yok denecek kadar az olduğu köyde Polonya kültürünü sürdürebilmek için Paris’teki yurttaşlarına başvurdular. Köy, Kırım Savaşı’ndan sonra en kalabalık halini aldı ve 250 Polonyalı burada ikamet etmeye başladı.
     Polonyalıların birçoğunun terk ettiği köyde, 1975 yılında 10 Türk çiftliği bulunuyordu. 1989 yılında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün açılmasından sonra Polonezköy çevresinde lüks villalar inşa edilmeye başlandı. 1995 yılında ise, köyde yaşayan Polonyalı aile sayısı 20’ye indi. Eski kültür ve konumunu günden güne kaybeden köy, son yıllarda Polonyalı sakinlerinden hemen hemen arınmış durumdaydı. Köyde kalan Polonyalılar hâlâ Lehçe konuşmayı sürdürüyorlar. Ancak 180 yıl öncesinin Lehçe’sini konuşan Polonezköylüler, dillerindeki gelişmeleri takip edemedikleri için Polonya’dan gelen misafirleriyle anlaşmakta güçlük çekiyorlar.
     Yaklaşık 40 yıl öncesinde tarım alanları, ormanları ve av hayvanlarının bolluğu nedeniyle cazip olan Polonezköy’de bugün ancak birkaç tane karaca görülebiliyor. Geyik ve tavşana ise uzun süredir rastlayan yok. Köyün yaşlıları, bir zamanlar kurtların köye kadar geldiğini anlatıyorlar ama doğal ortamda yetiştirilen son koyunun 45 yıl önce ölmesi sonrasında köy çevresinde hiç kurt görülmemiş. Bir zamanlar ülkenin en iyi yaban domuzu avcılarının oturduğu köy ve çevresinde artık domuz da bulunmuyor. Ancak bölgede, sürekli bulunan ve göç sürecinde uğrayan 101 çeşit kuş bulunuyor. Köydeki bazı evlerin kapılarında da Lehçe “Allah Korusun”, “Allah Bereket Versin” yazıları yer alıyor. Bu şirin köyde bungalovdan plastik ve modern mimariye uzanan bir karmaşanın hâkimiyeti göze çarpıyor.
     Polonya kültürünün getirdiği özgün yapısını hızla yitiren Polonezköy’de bugün pansiyon, otel, motel ve lokanta işletmeciliği en önemli gelir kaynağı haline gelmiş durumda. Öte yandan köy, İstanbul’un kargaşasından bunalıp da kaçmak isteyenlerin yaptırdığı ikinci, üçüncü sıra konutlarla çevrildi. Beykoz’da çığ gibi büyüyen gecekondular da köyü tehdit eder hale geldi. Eğlence işlevli işyerlerinin oranı % 80’lere tırmandı; konaklama sektöründe ise yakın zamanda bir pansiyon patlaması yaşandı. Var olanların ise yatak kapasiteleri arttırıldı.
     Hafta sonları ve tatil günleri tam kapasiteyle çalışan Polonezköy’de meşe ağaçlarının hâkimiyeti görülürken, mevcut koru ormanı ise, Polonezköy Tabiat Parkı, bölgede tahrip olmayan nadir yeşil alanlardan biri olarak kaldı.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz