Anavarza Efsanesi (Bir Kilikya Efsanesi)

A

     Vaktiyle Anavarza, yiğit insanların ve güzel kızların yaşadığı büyük bir şehirmiş. Dıştan gelecek tehlikeye karşı koyabilecek durumdaymış. O zamanlarda şehirde yaşayan taş ustaları, taştan oymalarla evleri ve meydanları süsler, insana şaşkınlık verecek, hayranlık duyulası eserler yaratırlarmış. Gündüzleri, halk kentten çıkar, tarlada bayırda işini görür, akşam olduğunda ise kente geri dönermiş. Halk, bu güzel kentte huzur içinde yaşarmış. Akşamları her ev, kahkahayla dolarmış, ağıtlar şarkı diye söylenirmiş. Halk mutluymuş, günler böyle gelir geçermiş.
     Anavarza Kralı’nın akıllı mı akıllı, güzel mi güzel bir kızı varmış. Birgün Sis Kralı’nın elçisi, Anavarza Kralı’na gelmiş ve “Ulu Sis Kralı adına, yüce Anavarza Kralı’na saygılarımı sunarım.” demiş.
     Anavarza Kralı; “Söyle bakalım, ne diler kralın bizden?” deyince elçi, “Kralım kızınızı oğluna ister,” diye cevap vermiş.
     Sis kralının elçisi böyle deyince, kralın huzuru kaçmış. Kral; “Ya istediğini kabul etmezsem?” diye sorunca elçi, “Kızınızı kralımın oğluna vermezseniz, krallığınıza savaş açılacağını bildirmekle de görevli bulunuyorum.” demiş.
     Sis Kralı’nın elçisi gidince, bu defa da Misis Kralı’nın elçisi kapıya dayanmış. O da kızı Misis Kralı’nın oğluna istemeye gelmiş. O da aynı istek ve tehditlerde bulunmuş.
     Anavarza Kralı, çok halim selim, iyi yürekli bir insanmış. Ne yapacağına karar verememiş ve kara düşüncelere dalmış. Kızını bu krallardan hangisinin oğluna verse, diğeri yine kendi halkına savaş açacak, belki de ülkesi elden gidecekmiş. Hiçbirine vermezse, bu defa da iki ülke halkı ile savaşmak zorunda kalacakmış. Kara kara düşünüp uykuları kaçmış.
     Kız, babasının haline çok üzülmüş. Kara düşüncelere dalan babasına, “Bana derdini niçin açmazsın?” diye kahırlanmış. Kral;
     “Kızım, güvercin topuklu yavrum, Sis Kralı elçi göndermiş, oğluna seni ister. Misis Kralı da elçi göndermiş. O da oğluna seni ister. Vermezsem savaş açılacak, hangisine tamam desem, yine de olacağı bu. Ne yapmalı, bilemedim!” demiş.
     Kızı gülmüş ve “Ondan kolay ne var, babacığım!” demiş.
     “Şeytan bile çözemez bu düğümü kızım! Ne yapacağız?” demiş çaresiz Kral.
     Kızı da, “Kral babam, bundan kolay bir şey yok! Dersin ki onlara ‘Ben kızımı veririm, veririm ama bir şartım var. Anavarza’nın suyu az. Buraya bol suyu önce kim getirirse, onun oğluna kızımı veririm.’ Onlara öyle söyleyin siz. Gerisine karışmayın.”
     “Bak işte bunu hiç düşünmemiştim. O zaman savaşsız çözeriz bu işi,” demiş Kral.
     “Elbette babacığım. Halkımız rahat, huzur içinde yaşıyor. Onların benim yüzümden acılara katlanmalarını, ölmelerini istermiyim hiç?” demiş kız.
     Her iki kralın elçileri, Anavarza Kralı’nın kararını öğrenmek üzere Anavarza’ya gelmişler. Kral onlara; “Anavarza’ya bol suyu ilk getirenin oğluna kızımı vereceğim. Kararımı krallarınıza böyle iletiniz.” Diyerek son sözünü söylemiş.
     Elçiler, bu kararı hemen kendi krallarına iletmişler. Bunun üzerine, Sis Kralı yukarıdan, Misis Kralı da aşağıdan başlamış su yolunu yapmaya. Sis Kralı su yolunu yontma taşlardan, çok güzel, sağlam biçimde yaptırmaya uğraşırmış. Bu yüzden işi gecikirmiş. Misis Kralı da kerpiçten yaparmış su yolunu. Bu yüzden Misislilerin su yolu çabuk ilerlemiş.
     Misislilerin su yolunun kente yaklaşmakta olduğunu gören kızı almış bir üzüntü. Meğer içten içe yiğitliğini duyduğu Sis Kralı’nın oğlunu severmiş. Ona adamlar göndermiş: “İyiye kötüye bakma. Elini çabuk tut, su yolunu bir an önce bitir!” demiş. Ama taş yol bu, peynir değil ki doğrana; çamur değil ki sıvana. Sonunda Misislilerin yolu bitmiş. Su gelmiş kentin kapısına dayanmış. Dayanmış dayanmasına, ama kız buna dayanamamış. Sevmediği biriyle evlendirilmektense, canına kıymaya karar vermiş ve kendisini kayalıklardan aşağıya atmış.
     Derler ki, Anavarza o günden sonra bir daha şenlik nedir bilmemiş. Neşe dolu kahkahalar, kentin evlerinden bir daha hiç yükselmemiş…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz