Barbarlar ve Barbarlık

B

     Eski Yunanistan’ın Atika yöresinde yaşayanlar en iyi Yunancayı kendilerinin konuştuğuna inanır, yabancıların konuştuğu dillerin “bar, bar, bar” gibi anlamsız hecelerden oluştuğunu iddia ederlermiş. İşte günümüzde “yabancı, vahşi, zalim kimse” diye tanımladığımız barbar kelimesinin kökü, ta o zamanlara dayanıyor.
     Avrupa’ya kan kusturan Atilla’dan, Anadolu’yu inim inim inleten Timur’dan tutun, Ermeni güçlerinin gerçekleştirdiği Hocalı, Sırp kuvvetlerinin 5 gün içinde 8.372 Boşnak’ı öldürerek gerçekleştirdiği Srebrenitsa Katliamlarına kadar fiziksel anlamda barbarlık, tarih boyunca sık sık görülür. Değişik olan dozun miktarıdır. Bu tür barbarlığın teşhisi kolay olduğundan, nasıl tedavi edilebileceği, her zaman uygulanamasa bile bilinir. Başka bir tür barbarlık da vardır ki, çok daha sinsi bir yapıya sahip olduğu için teşhisi daha zordur, dolayısıyla önlenmesi ve tedavisi de pek kolay değildir. Bize kalırsa bu tür barbarlığın en güzel tanıtımını büyük Yunan şairi Konstantinos Kavafis (1863-1933) yapmıştır.

Neden toplanmış bekleşiyoruz Pazar yerinde?
Barbarlar gelecek bugün.
Neden böyle hareketsiz Senato?
Boş oturuyor senatörler, yasalarla uğraşacaklarına!
Çünkü barbarlar gelecek bugün…

     Bu uzun şiirin tamamını veremeyeceğim. Zaten bu yazı için önemli olan, şiirin ilk okuduğum zaman beni şaşırtan son bölümü;

N’oluyor, nedir bu huzursuzluk, bu kaynaşma?
Yüzler asıldı birdenbire,
Hızla boşalıyor sokaklar, alanlar,
Evinin yolunu tutuyor herkes düşünceler içinde

Çünkü karanlık bastı barbarlar hâlâ görünmedi.
Sınır boylarından gelenlerin dediğine bakılırsa
Barbar filan yokmuş ortalıkta

Peki, şimdi halimiz n’olacak barbarlarsız?
Onlar bir tür çözümdü bizim için.

     Gerçekten, en azılı hastalıklardan biri, barbar olmayan bir yerde barbar görmektir. Bu tür gözlük takanlar, her arkeoloğun hazine avcısı, ABD’de okumuş her kişinin CIA ajanı, her iş adamının dolandırıcı olduğuna, kendisinin başaramadığı bir işi yapanın torpil yaptığına inanır. Barbarlık sadece kişilere değil, ideolojilere veya inançlara da atfedilir. Büyük bir problem çıkarsa, suçlu barbar hemen bulunur, barbar yok edilince problem çözülmese de başka bir barbar hemen onun yerini alır. Şairin dediği gibi, barbar her derde deva bir çözüm yoludur. Tıpkı kanserde olduğu gibi, bu hastalığın ortaya çıkmasının birçok nedeni vardır. Ama kanserin aksine öldürücü değildir, nadir hallerin dışında bir ömür boyu sürebilir ve çok daha önemlisi, yine kanserin aksine bulaşıcıdır. Gençler bu hastalığı genellikle anne babadan veya arkadaş çevresinden kapar. Tabii bu hastalığın en büyük özelliği, hastanın hasta olduğunu bilmemesidir.
     Toparlayacak olursak; tarih sahnesinde yer almış toplumlar, kendileri gibi düşünüp yaşamayanlar için bu tanımı kullanmış olsa da, Romalılar barbar tanımını şöyle yapmışlardır: Elinde hiçbir tahrik edici sebep bulunmamasına karşın, sırf zarar verecek güce sahip olduğu için zarar veren kişiler, topluluklar ya da uygarlıklara barbar denir.

     Bugün, SOMA Katliamının 5’inci yıldönümü! Barbar olarak nitelendirilmek için ille de antik dönem toplumlarından ya da Barbar CONAN gibi biri olmak gerekmiyor. Alın terlerini akıttıkları kömür ocağında hayatlarını kaybeden 301 işçi kardeşimiz için dua edelim ve yerli barbarlar için de tüm gücümüzle şöyle haykıralım: YUF OLSUN SİZE BE… TÜMÜNÜZE YUF OLSUN!..

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz