İstanbul’un Prens Adaları

İ

     Adalar hakkında bilgi vermeden önce adalardaki yaşam biçiminden, yani Ada kültüründen biraz bahsedelim. Ada Kültürü demek ne kadar doğru olur bilinmez ama adaların hepsinde ortak bir yaşam tarzı vardır. Mesela motorlu taşıt yoktur ve doğal olarak da trafik, karmaşa, korna sesleri gibi büyük şehrin trafik sıkıntıları ada yaşamında yer almaz. Onun yerine; iki atın çektiği faytonlar ve faytonlarla yapılan ada turları vardır. Çarpık yapılaşma, düzensiz yüksek apartmanlar ve gecekondular yoktur. Onun yerine renkleri birbirine uyumlu villalar, köşkler, bahçelerinde akasya çiçeklerinin olduğu şirin evler vardır. Ada kültürünün bir diğer parçası; en yüksek tepelerine kurulan kiliseler, camiler, manastırlardır. Kır lokantalarında mangal sefaları eşliğinde yapılan hoş sohbetler, iskelelerin yakınlarında bir bardak çay keyfi ile ada kültürü, her zaman güzel, her zaman özeldir. Adalar insana ayrı bir yaşam dünyası sunar. Sularla kendini ayırdığı büyük kara parçalarının aksine, adalarda düzenli, sessiz, sakin ve temiz bir dünya yaşanmaktadır. Ama hemen ümitsizliğe kapılmayın; çünkü istediğiniz zaman oralara gidip görebilir, gezebilir ve hatta orada yaşayabilirsiniz.

BÜYÜKADA
     İstanbul adalarının en büyüğü ve en gözde olanıdır. Kuruluşu yaklaşık olarak 20’nci yüzyılın başlarına dayanır. Cumhuriyet zamanından sonra yeniden canlanan Büyükada, diğer adalar arasında en büyüğü olma özelliğinden dolayı, adaların merkezi olarak bilinir. Bunu ispatlarcasına Büyükada’da Kaymakamlık, Belediye Sarayı ve devlet daireleri bulunmaktadır. Her adada olduğu gibi burada da fayton sefasını hem ulaşım hem de gezi için kullanabilirsiniz. Yapacağınız büyük ve küçük fayton turlarıyla adanın bütün güzel mekânlarını görme şansına sahipsiniz. Bu turlara katılıp faytonun arka koltuğuna oturduğunuzda, kendinizi sultanlar gibi hissedeceksiniz. İkinci bir tercih olarak adanın güzel ve temiz yollarında yürüyüş yapabilirsiniz. Böylece yollarda karşınıza çıkan yeşil doğanın, muazzam yapıların güzelliklerinin keyfini dilediğiniz gibi yaşayabilirsiniz.
     Ada, tarihi yapısının zengin olmasından dolayı gezip görülecek birçok yapıyı içinde barındırmaktadır. Zaten indiğinizde karşınıza ilk çıkacak olan tarihi iskele binası ile başlayacaksınız adanın tarihini keşfetmeye. Devamında İsa Tepesi’ndeki Hristos Kilisesi, Ayios Dimitrios Kilisesi ve Hamidiye Camii gibi birçok güzel yapı sıralanıyor. Görüldüğünde keyif alacağınız yerler arasında Aya Yorgi Kilisesi de sayılabilir. Çünkü Büyükada’nın en dikkat çekici yeri adanın en yüksek tepesi olan Aya Yorgi Tepesi’dir. Burada bulunan sevimli Aya Yorgi Kır Bahçesi’nde, enfes manzara karşısında keyifle bir bardak çay içebilir ya da gece İstanbul’un uzaktan görünen ışıkları karşısında yemeğinizi yiyebilirsiniz.
     Tepede bulunan Aya Yorgi Kilisesi ve Manastırı 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde binlerce insanın akınına uğrar. Aya Yorgi Kilisesi’ne yürüyerek çıkanların dileklerinin gerçek olması inanışları, halkı bir umut, belki de adanın bu güzelliklerini yürüyerek keşfetmenizi sağlamak için söylenmiş bir hurafedir. Kim bilir ama her şeye rağmen denemeye değer. Çünkü Büyükada, güzelliğini sonuna kadar ziyaretçilerinin beğenisine sunan ender yerlerden bir tanesidir. Gördüğünüz yerlerin ya da caddelerin adını, geçmişini bilmeseniz bile sadece görüntüsüyle size “Ben buradayım” der.
     Büyükada ve Yemek Kültürü: Büyükada’da daha vapurdan indiğinizde burnunuza balık kokuları gelmeye başlayacaktır. İskelenin etrafında bulunan balık restoranlarının haricinde, küçük balık büfeleri, seyyar midye Dolmacılar, kalamar, midye tava ve daha aklınıza gelebilecek birçok deniz ürünleri adada sizi bekliyor olacak. Ama canınız açık havada mangal keyfi yapmak isterse, Aya Yorgi Tepesi’ne çıktığınızda tam yerine gelmiş olduğunuzu anlayacaksınız. İster mangalda pişmiş bir tavuk, ister ızgara balık ya da sadece demli bir çay… Manzara karşısında bazen ne yediğinizin ya da içtiğinizin bir önemi kalmıyor zaten.
     Hem ruhunuzu hem vücudunuzu ödüllendirmek için bir bisiklet turu, açık havada çimenlerin üzerinde yapılan bir öğlen şekerlemesi ve ardından enfes bir ziyafet; Lunapark Kır Bahçesi bu konuda imdadınıza yetişen ender yerlerden bir tanesi. Hem güzel bir piknik sofrası, hem de kendin pişir kendin ye tarzında faaliyet gösteren Lunapark Kır Lokantası’nda keyifli dakikalar geçirebilirsiniz. Ada turunuz bitip de vapur saati yaklaştığında, iskeleye vapurdan en az bir saat önce gitmeye özen gösterin. Çünkü iskelenin yanı başında bulunan çay bahçeleri sizi çay içmeye bekliyor olacak.

HEYBELİADA
     İkinci büyük ada olan Heybeliada’da da tüm adalarda olduğu gibi klasik bir Ada Kültürü hâkimiyeti var. Deniz Harp Okulu ve Lisesi’nin burada olmasından kaynaklanan bir nedenle Heybeliada’nın havasında disiplin, intizam ve düzen kokusu hâkimdir.
     Heybeliada’da yapacağınız fayton turları ile adanın her yerini rehber faytoncular eşliğinde gezebilirsiniz. 1942’de kurulan ve Türkiye’nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu, Aya Ofemla Ayazması, Abbas Halim Paşa Köşkü ve İsmet İnönü Köşkü görebileceğiniz yerler arasında en başta gelenleridir. Ayrıca Heybeliada Su Sporları Kulübü tesislerinde de havuz keyfi yapabilirsiniz.
     Açık havayı tercih etmek isterseniz Değirmen Burnu Piknik Alanı’na sembolik bir ücret ödeyip girebilirsiniz. Yeşil alanda ister bisiklete binebilir, ister yürüyüş yapabilir, isterseniz de bir mangal kiralayıp kendi ellerinizle pişirdiğiniz yemekleri yiyebilirsiniz ya da yemeğinizi sipariş olarak verir ve sadece yemek yemenin keyfini çıkarabilirsiniz.

BURGAZADA
     Burgazada, eskiden tümüyle bir Rum köyüydü. Türklerin buraya yerleşmeye başlaması 18’inci yüzyılın ikinci yarısına denk gelmektedir. Ayrıca Burgazada, adaların üçüncü küçüğü ve en şirinidir. Eni boyu 2 kilometredir. Zaten adalar yüzölçümü olarak küçüldükçe içindeki yaşam da sessizliğe ve sakinliğe gömülüyor. Burgazada’yı da her ada gibi, Ada Kültürü tümüyle hâkimiyeti altına almış durumda. Faytonlar, bisikletler, eşek gezileri ve diğer tüm adalarda olduğu gibi yeşil ve sessiz bir yaşam. Burgazada’nın bir diğer özelliği ise Sait Faik Abasıyanık ile anılmasıdır. İskeleye yaklaşırken bile görünen Sait Faik Köşkü şu anda bir müze haline getirilmiş ve ziyarete açılmıştır. Bu müzede yazarın bugüne kadar tam olarak elden geçirilmeyen ve büyük bir kısmı eski yazı olan çok sayıda el yazması, mektupları, notları, defterleri, kişisel eşyaları sergilenmektedir. Müzeyi gezdikten sonra gidilebilecek en iyi mekân, Burgazada’yı tepeden izleyebileceğiniz tek yer olan Hristos, yeni adıyla Bayrak Tepesi’dir. Burada bulunan kilisenin mimarisini arkanıza, tepeden görünen Burgazada’nın manzarasını ayaklarınızın altına ve Marmara Denizi’nin manzarasını da karşınıza aldığınızda, insan ister istemez “İşte hayat budur!” diyor.
     Adanın en geniş yeşillik alanı Kalpazankaya’dır. Burası Osmanlı döneminde sahte para basan kalpazanlar yüzünden bu adı almıştır. Kalpazankaya’ya Hristo (Bayrak) Tepesi’nden inişte ulaşabilirsiniz. Piknik alanı olarak düzenlenmiş bu yerde kır lokantalarında yemek yiyebilir, eşek gezileri yapabilirsiniz. Burgazada’da da yapacağınız gezilerde, Aya Yorgi Manastır ve Kilisesi, Cennet Bahçesi, Dimitrakopulo Köşkü gibi yerleri görmenin dışında ünlü köşk ve yalıları da gezebilirsiniz. Genel olarak sahilde bulunan villa ve köşkler, Gezinti Caddesi’nde ve Heybeliada manzaralı olan Gönüllü ve Mehtap Sokakları’nda bulunuyor. Köşklerin yapıları, birbirleriyle uyumu, bahçe düzenleri görülmeye değer. Adada bulunan su sporları kulübü ise Moloz Burnu’nda yer alıyor.

KINALIADA
     Kınalıada, adını, makilerin uzaktan görünüşünün kızıl renkli olmasından dolayı almıştır. Kınalıada çok kayalık ve yeşilliği az olan bir adadır. Adaların en küçüğü olan Kınalıada’da ulaşım için ada kültürünün bir parçası olan faytona bile gerek duyulmamıştır. Çünkü adanın en uzak bölgesine bile yürüyerek 20 dakikada ulaşabilmek mümkündür.
     Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere Kınalıada’da bulunan üç tepeden,  bu küçük ve sevimli adanın manzarasını izleyebilirsiniz. Kınalıada bütün adalarda olduğu gibi mimarisi, evleri ve dinî yapıları ile dikkat çekmektedir. Kirkor Lusaroviç Ermeni Kilisesi, Panagia ve Khristos manastırları bunlardan sadece birkaçıdır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz