Gül Perisi

G

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Bir zamanlar, bahçenin tam ortasında bir gül ağacı varmış. Güllerle dolu bu ağacın üzerinde bir gül perisi yaşıyormuş. Peri öylesine küçükmüş ki, kimse onu göremiyormuş. Kanatları omuzlarından ayaklarına kadar iniyormuş. Bu minik sevimli perinin her gül yaprağının altında minik bir yatağı varmış. Gülün incecik yapraklarından oluşan odaları mis gibi gül kokarmış.
       Gül perisi yazın, ılık güneşin altında incecik kanatlarıyla çiçekten çiçeğe uçar; kelebeğin kanatları üzerinde dans eder; ıhlamur yapraklarında koşup oynarken akşam olurmuş.
       Gül perisi en çok yaz mevsimini seviyormuş; çünkü yazın havalar sıcak oluyor ve bütün çiçek arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirebiliyor, oyunlar oynuyormuş.
       Gül perisinin bu tutum ve davranışlarını izleyen yağmur damlacıkları ise çok üzülmüş;
       “Gül perisi beni ve bulutları sevmiyor,” diye düşünmüş ve uzun süre gül perisinin yanına yağmur damlacıkları olarak gelmemiş.
       Bir gün gül perisinin kanatları çok kirlenmiş ve yağmur damlacıklarına ihtiyacını olduğu anlamış, ama onları ne zamandır görmediğini fark etmiş ve seslenmiş;
       “Hey, yağmur damlacıkları neredesiniz?”
       Gül perisi cevap alamamış ve meraklanmış:
       “Yağmur damlacıkları sizi özledim… Haydi gelin de birlikte dans edelim,” diye tekrar seslenmiş.
       Yağmur damlacıkları gül perisini duyuyormuş, ama dargın olduklarından;
       “Çok işim var gül perisi. Şimdi gelemeyeceğim. Seninle artık sonbaharda görüşürüz,” demişler.
       Gül perisi yağmur damlacıklarının kalbini kırdığından habersiz, yağmur damlacıkları ise gül perisini yanlış anladıklarının farkına varmadan uzun zaman birbirlerini göremeden yaşamışlar. Birbirlerini özlemiş olsalar da, bu masal burada böyle bitmiş… 

(Hans Christian Andersen-Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi