Hüseyin Avni Cinozoğlu (Kalbimi Çalan Şehir)

H

Kıyamete döner ben geldiğimde bu şehir
Ancak terk edilir bu şehir, bu unutkan yosma

atlarımla heybetliydim
çoban kavalı kır idili
şehrin kasırgasına kapılmadan önce
yaşardım benzersiz bir sultanlığı

seferberlik günleri
Tellal
atam gidermiş cepheye Yemen’e
ben çiçekler toplardım kardelen açan bahçelerde

akşamdı
nehir
bukleleri albenili bir kadın gibi
akardı kalbime

bir güzel mahşeri andıran
fettan İstanbul’un
bir firardan sonra yazdım
en büyük şiirini

ve nehirler
şelalelerle dökülürdü
hayali cihan değer
bir dilberin saçlarına

kasırga dönencesinde
Deniz’in Yusuf’un Hüseyin’in sesiyle
Kabaralı adımlarla yürürdüm
Şehrin ve karanlığın üstüne

Parola: İsyan… derdim
Çünkü severdim sakaları, işçileri, öğrencileri
Onlar ağıtlı ülkeme, ümmî ülkeme
Bembeyaz bir bahar getireceklerdi

Ezberimdeki şiirlerle buldum
Şehirlerde yitirdiğim yolu
Kahraman mıydım bir hayale kalebent mi
Yaşardım asırlarca mutlu sürgünlüğümü

Ey beyaz ehramlı şehir
mataramdaki suyun acıydı bir zaman
yine de alışmıştım serabına
biraz Bizans biraz Osmanlı sahtiyan urbana

gözlerimde üşüyor Asitane-i Saadet
dertlerimin bir anıtı Kızkulesi
Sarajevolu kız beni unutalı
İstanbul gözlerimde üşüyor abisi

bir şehir asla terkedilmemeli
sevdaların yıkıntılarını bulursun
anılar kanatır kalbini
tren son istasyona varır

mavi şapkası yok artık
Haydarpaşa Erenköy treninin
balonlarının hepsini
gökyüzüne salan bir çocuk muydum
                (fethin efsanesi
                ikbali Avnu’nin
                mavi kaftan yazgısı

                bahtıyla akıyor
                nurdan şehrin
                şelalesi

                Kaf dağının ardında
                İrem bahçelerinde
                açıyor lalesi)

Sema Aydınlıktı adı
Siirt Çorlu geçerdi gözlerinden
Cengiz Aytmatov’u severdi
hasretti sevdanın diğer adı

Ey kasırgaların volkanların yıkamadığı
utkuların albenili şehri
yıkasın yağmurların bir kez daha saçlarımı
Kızkulesi’nde dağılan saçlarımı

sen güzel gözlü Yusuf gözlü çocuk
Afrika dahil olunca aşka
kuğu boyunlu kadınlarla
bir Hasan Sabbah cennetinde yaşardın

fettan uçan kadınsı
sarardı alevden kollarıyla
ilk cemrede anladım
sana ölümsüz bir aşkla bağlandım

aksın sonsuzluğa bir nehir gibi
bahtiyar saatler
yalnızlığını kucaklayan kollarını
yalan değil
çılgınca seviyorum hâlâ

nehir kararır geceye gümüşî köprüler kurardım
aşk vefiruze ilk kelimeydi
annemin aynalı sandığını sevdirdi
bir de “Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı” türküsünü

köşklerde düşledim yalan değil
saçları ebruli bir kadın
bahçesinde “Hanımelleri açan bir ev”
böyle garip düşler neden kurdum
neden yüreğimin harını söndürdün
Ey kalbimi çalan sşehir…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz