Yalçın Sadak (Eski Bir Yoldaşa Ağıt)
Yalçın Sadak (Eski Bir Yoldaşa Ağıt)

Yalçın Sadak (Eski Bir Yoldaşa Ağıt)

sen gittin umulmaz bir uzaklıktan
koptu karanlığımı dağıtan tenha yıldız
şimdi acı nasıl sığ, sözler ne denli yavan
ah, bilinir mi dersin o nasıl adanıştı
kavganın doruğundan o ne soylu kalkıştı
bizimle kükrerdi taş, sular bizle bilenen
düşlerimizden yansıyan parıltısıyla
altın bir gelecekti bizi büyüleyen

sonra gece indi o aydınlık yollara
vurunca aşk kayığı hayatın kayalıklarına
                günlük yaşamın akıntısına çarparak
                parçalandı aşk teknesi de
soluksuz bir düşüştü sonra uyandığımız
nasıl da savrulurduk avuntular ardında
ve sen çıkagelirdin yalnızlıktan külrengi
bazı serzenişler gibi kör, özürler gibi yılgın
gülüşünün dibinde çığlıklar çalkalanır
tutuşurdu kibrit çaksan soluğun

hoşça kal, hoşça kal dostum, hüzün yok
yok bir sığıntı gibi razı gelmek dünyaya
kimi anlar olur dalar giderim şimdi
öyle sermest umuttan aşktan isyandan öyle
geçince girdabından o coşkulu demlerin
bir güvercin konuverir omuzuma usulca
şaşarım çocuksu gülüşler sağanağında
hayır,boşa gitmedi bunca emek, bunca kan
yalnız anılar değil bizimle kurtarılan
her yeşeren umutta bizden akan bir şey var
bizim küllerimizden doğmakta nice görkem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir