Garip Ama Gerçek (1)

G

* 1961 Nisan’ında, Almanya’nın Münih şehrinde, bir üniversitenin öğrencileri, profesörlerden birini dışarıda hava alırken görünce çok şaşırdılar. Çünkü profesör, aynı anda binanın içinde bir sınıfta ders vermekteydi. Sonra görüntü aniden kayboldu. Bu ilginç olay, yani ‘yaşayan insanların hayaletleri’ olarak tanımlanır ve pek çok farklı kültürde görülmüştür. Ancak, hiçbir şekilde açıklanamamaktadır.

* İngiltere’nin Stroud bölgesinde “Jarolen House” adındaki evde kimliği bilinmeyen bir ‘grili kadın’ hayaleti görülmektedir. Hayalet kadının aniden görünmesi ve özellikle evde o saatte ütü yapan insanlara görünmesi, ilginç bir olay olarak kaydedilmiştir.

* 18. yüzyılın sonlarında hırsızlar arasında asılmış bir adamın eli yanlarında iken hırsızlık yapmak uğur sayılıyormuş. Bu sayede hırsızlar, ev sahiplerinin daha derin bir uykuya daldıklarına ve uyanmadıklarına inanıyorlarmış. “Elin zaferi” olarak anılan bu yöntemde, genellikle asılmış adamın eli bir “şamdan” olarak kullanılıyormuş ve denildiğine göre de, hiçbir hırsız yakalanmamış.

* 1870 yılında balıkçı gemisi Charles Haskell, Andrew Johnson adında bir başka gemiyle çarpıştı ve bu gemiyi batırdı. Biraz hasar alan Charles Haskell, tamir gördükten sonra tekrar denize çıktı. Bir gece yarısı geminin güvertesinde iki adam, kaptanın kamarasından çıkanları görünce büyük paniğe kapıldılar. Yaklaşık 20 tane hayalet gemici, tüm vücutları gemilerinin taşıdığı yağ ile kaplanmış, kafaları sadece kafatasından oluşmuş ve gözlerinin yerinde yalnızca boşluk olan görüntülerden ibaretti. Charles Haskell adındaki gemi, bir daha asla denize açılmadı.

* 1681 yılında Jason Graame adında bir değirmenci, aniden karşısında, başından kötü bir şekilde yaralanmış bir kadın gördü. Hayalet kadının adının Ann Walker olduğunu ve Marc Sharp adında bir adamla ilişkisi bulunduğunu ve kendisini bu adamın öldürttüğünü söyledi. Hayaletin açıklamalarını dinleyen değirmenci, talihsiz kadının nereye gömüldüğünü buldu ve kanıtları toplayarak Ann Walker’ı öldüren adamın tutuklanmasını ve yargılanarak asılmasını sağladı. Böylece yıllar sonra da olsa adalet yerini bulmuş oldu.

* Wayandaga adındaki bir Kızılderili, Amerika’nın New Jersey eyaletinde 55 nolu karayolu yapılırken yolun çok eski bir Kızılderili mezarlığından geçeceğini öğrendiğinde, bu yolun yapımında çalışanların hepsine lanet etti. Mezarlığın üstündeki çalışmalar devam ederken aniden kazalar ve ölümler başladı. Bir işçi, iş makinesinin altında kaldı. Birkaç işçi “doğal nedenler”den öldü. En kötü kazada ise, beş işçi bir arabada giderlerken araçları havaya uçtu.

* Haiti adasında çok uzun zamandan beri vodoo, karabüyü ve zombilerin yanı sıra, bu adada yaşayanlardan bazılarının öldükten sonra tekrar dirildiklerine inanılır. Adada yaşayanların anlattığına göre; genç bir kadın, gizemli bir şekilde ölmüş ve kendisi için biraz küçük olan bir tabuta konulmuş. Yıllar sonra kadının ailesi birden onu karşılarında görerek şoka girmişler. Kadın, ailesi tarafından hemen başındaki yan tarafa olan çarpıklığından tanımış.

* 1828 yılında, Nova Scotia adındaki geminin ikinci kaptanı, süvarinin kamarasına girdiğinde, bir yabancının orada bulunan karatahtaya “dümen kuzeybatı” yazdığını gördü. Ancak adam hemen gözden kayboldu. Kaptan bu gizemli öğüdü dinledi ve buz üzerinde bir gemiyle karşılaştı. Güvertede duran gemideki yolcuyu, Nova Scotia gemisinin ikinci kaptanı hemen tanıdı. Bu, süvarinin odasındaki karatahtaya o yazıyı yazan esrarengiz adamdan başkası değildi.

* 1826 yılında iki tane “ölü soyucu”, kilise bahçesine gömülmüş yeni mezarı kazarak ölünün bazı organlarını satmak amacıyla açmışlardı. Ancak büyük bir dehşete kapılarak mezarlıktan kaçarak uzaklaştılar. Açtıkları mezarda yatan kadının parmağındaki yüzüğü çekerek çıkartmak isterken aniden bir çığlık duyuldu. Kadın koma halinde canlı olarak gömülmüştü ve iki soyguncunun parmağındaki yüzüğü almak için zorlamaları karşısında komadan çıkmış, kendine gelmişti. Buna benzer durumlar o günlerde pek çok kez yaşanmıştı.

* Birinci Dünya Savaşı’nda UB65 adlı Alman denizaltısı, Atlantik’in batısında görev yapıyordu. Fırtınalı bir gecede gözcü, denizaltının ön tarafında bir subayın görüntüsünün, korkunç dalgalardan etkilenmeden öylece durduğunu gördü. Denizaltı mürettebatından birkaç kişi de, aynı subayı, aynı yerde gördüklerini söylediler. Gemi mürettebatı, daha sonra bu görüntünün, geminin burun tarafında bir kaza sonucu ölen bir subaya ait olduğunu fark etti. Temmuz 1918’de, bir Amerikan denizaltısı UB65 adlı Alman denizaltısını torpilleyerek batırırken, teknenin burnunda gene aynı subayın görüntüsü bulunuyordu.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz