Kutsal Kent – AIZANOI
Kutsal Kent – AIZANOI

Kutsal Kent – AIZANOI

     “Avidius Quietus, Ben, Aizanoi yöneticilerini, kent meclisi ve halkını selamlarım. Çok uzun süre önce Zeus’a adanmış olan kutsal topraklarla ilgili yıllardır süregelen anlaşmazlık, nihayet yüce İmparatorun yetkin görüşleri ile bir sonuca ulaşmıştır…”
     Yer, Roma İmparatorluğu’na bağlı Küçük Asya eyaletindeki Aizanoi kentidir. İç Anadolu’nun batısında, yüksek bir platonun ovalarının ortasında Zeus adına inşa edilen Anadolu’nun en iyi korunmuş tapınağının olduğu, bugünkü Kütahya’ya 57 km uzaklıktaki Çavdarhisar ilçesidir. Quietus eyalet valisidir. Roma İmparatoru (M.S. 117-138) ise, Helen kültürüne hayran, Hadrian’dır.
     Tanrıça Meter Steunene’nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigler’in öncülü olarak antik kaynaklarda adı geçen Azan adlı mitoloji kahramanının, Su Perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden ortaya çıktığı sanılmaktadır. Adının bu kahramandan geldiği sanılan Aizanoi, antik Frigya’ya bağlı olarak yaşayan Aizanitislerin ana yurdudur. Eski Frigya topraklarındaki küçük ve gösterişsiz kent ihraç ettiği tahıl, şarap ve yünle giderek zenginleşir. En parlak dönemini yaşadığı M.S. 2.yy.da bir eyalet kentine yakışır duruma gelmek için bir tapınak inşa etmek isterler. Ancak imparatorluğun onayladığı toprakların mülkiyeti ve sınırları konusunda eskiden beri devam eden ciddi bir sorun vardır. Toprakları işleyenler eyalete ödemekle yükümlü oldukları vergiyi veya kirayı reddetmektedirler. Bu sorun İmparator Hadrian’ın olaya el koymasıyla sonuçlanmış olacak ki, yapılan anlaşma inşa edilen tapınağın ön galerisinin kuzey tarafına özel olarak yazdırılmış.
     Tanrılar tanrısı Zeus için inşa edilen bu tapınak, mermerden neo-klasik bir tarzda yapılmış ve tonozlarla örtülü bir alt mekânın üzerinde yükselmektedir. Tapınak, kentin içinden geçen Kocaçay’ın batı tarafında yapılmaya başlanır. Yüksek bir podyumun üzerine yalnızca rahiplerin girebildiği kutsal bölümün duvarları örülür. Kapı yapılmadan önce de devasa Zeus heykeli yerleştirilir. 9 metre uzunluğunda, 10-12 ton ağırlığındaki yekpare sütunlar, yapılan vinç sistemiyle yerleştirilir ve iskele kurularak sütunların daha zarif görülmesi için yukarıdan aşağıya doğru yivler açılır. Sonra da Roma’nın İyon ve Dor stilini birleştirerek oluşturduğu kompozit başlıklar gövde üzerine tutturulur. Tapınaktaki 48 sütun bu işlemden geçtikten sonra, 5 metrelik kirişlerle birleştirilir. Bu uzunluktaki tek parça kiriş sistemi ilk defa bu yapıda kullanılır. Üçgen çatı sistemi ise, alınlığın tepesine ve yanlarına dikilmiş akroter denilen parçalarla süslenir. Kadın başına benzeyen ama hangi tanrı ya da tanrıçayı simgelediği bilinmeyen batı alınlıktaki orta akroter ise, halen tüm heybeti ile tapınağın önünde sergilenmektedir.
     53 x 35 metre ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapının birleşimi, Anadolu’daki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durum ve tam bir benzerine rastlanmamış. Bu ikinci alan, kimi araştırmacılara göre, kayaların ve dağların tanrıçası Meter Steunene içindir. Meter, Anadolu’nun ana tanrıçası Kyble’dir ve tapınıldığı kutsal mağaraya atfen almıştır Steunene sıfatını. Bugün Aizanoi kentine iki kilometre uzaklıktaki mağarada ele geçen bulgular da tanrıçanın burada tapınım gördüğünü kanıtlar.
     Tapınak ve stadion arasında kentin diğer önemli yapılarından sayılan hamam da M.S. 2.yy.ın ikinci yarısında yapılmış. Hiçbir yerde benzeri olmayan stadyum ile tiyatro kombinasyonlu yapıda, 1982-1990 yılları arasında yapılan kazılar bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3.yy.ın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya çıkarmıştır.
     Dor sütunlu bir galeri ile çevrili yuvarlak borsa binasının duvarlarına Bizans harfleriyle İmparator Drocletianus’un (M.S. 301), enflasyonla mücadele için ürün tavan fiyatlarını saptadığı ünlü buyruğunun bir kopyası yazılmıştır. İçinde, göz losyonu yapımında kullanılan süngerden, kölelerden deniz taşımacılığına, tarımdan madensel ürünlere, hemen her şeyin fiyatı belirtilmiştir. Buna göre, örnek olarak; kuvvetli bir köle, iki eşeğin ücretine, yani 30.000 dinara; bir at ise üç köle ücretine eşittir.
     Aizanoi şehrinin ne kadar büyük olduğunu şehri çevreleyen nekropollerin genişliği ve büyüklüğünden de anlayabiliriz. Nekropolde, birçok farklı mezar tiplerini bir arada görmek mümkün. Bunların arasında çok sayıda lahit, Frigya ve Aizanoi’ya ait mezar taşları yer almakta. Erkeklere ait olanları kartal ve aslan, kadınlara ait olanları süs eşyalarıyla bezeli taşlar, genellikle öbür dünyaya geçişi simgeleyen kapı biçimindeler. Tapınağın arkasındaki açık hava müzesinde sergileniyorlar.
     Aizanoi, erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken, 7.yy.dan itibaren önemini yitirmiş. Tapınak düzlüğü Ortaçağ’da bir hisara dönüştürülmüş. Selçuk beyliği döneminde, 13.yy.da Çavdar Tatarları boyu tarafından üs olarak kullanılmış ve Çavdarhisar adını almış.
     1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilen Aizanoi, 1830-1840’lı yıllarda incelenmiş. 1926 yılında M. Schede ve D. Krecker başkanlığında Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün kazıları başlamış. Roma döneminin ihtişamını en güzel şekilde yansıtan Aizanoi kenti, görkemli tarihini kucaklamak isteyenleri selamlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir