Yaban Arıları İle Bal Arıları
Yaban Arıları İle Bal Arıları

Yaban Arıları İle Bal Arıları

     Sanatçı işinde belli olur. Sahipsiz kalmış bir petek bala, el koymak isteyen yaban arılarıyla bal arıları davalı olmuşlar, gelmiş yargıcın önüne dizilmişler. Yargıç bir eşek arısıymış ama kesip atılır gibi görünmüyormuş bu duruşma.
     Dinlenen tanıklara göre peteğin çevresinde, uzun bir süre, arıya benzer birtakım kanatlı hayvancıklar vızıldamış durmuşlar; bir hayli sarı ve uzunca boyluymuşlar. E… Peki, ne var bütün bunlarda yaban arılarına benzemeyen?
     Eşek arısı çıkamaz olmuş işin içinden. Yeniden sorup soruşturmuş, belki bir ipucu verirler diye, karıncalara bile başvurmuş. Onlar da ışık tutamamış bu davaya. Sonunda akıllı bir arı, “Ne olur,” demiş; “Bırakalım bütün bunları. Nerdeyse altı ay oldu bu dava başlayalı, hâlâ başladığımız yerdeyiz. Bu arada kurtlar yiyor petekteki balı. Sayın Yargıç, bu işi artık bitir deriz. Bıkıp usanmadılar mı bunca vız vızdan? Bitsin gayrı bu atışmalar, tartışmalar; bunca tutanak, mutanak, bunca çan çan. Gidip çalışalım bu yaban arılarıyla biz. Belli olur bir gün içinde böyle petek, böyle bal yapan hangimiz?
     Yaban arıları buna olmaz deyince, anlaşılmış bu sanattan anlamadıkları ve eşek arısı vermiş balı sahiplerine. Keşke bütün davalar böyle bitebilse, bu işlerde Türklerin yolundan gidilse! Sağduyu varken kara kitap nemize gerek? Ne diye bunca masraf, bunca emek? Yeseler insanı neyse, kemiriyorlar, sürüncemelerle canından bezdiriyorlar. O kadar ki, sonunda istiridyenin içini yargıç yiyor, davacılara kabukları kalıyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir