Bağbozumuna Hazırlanan GÖKÇEADA
Bağbozumuna Hazırlanan GÖKÇEADA

Bağbozumuna Hazırlanan GÖKÇEADA

     Bereket Tanrısı İmbrasos’un bolluk diyarı diye bilinen İmroz ya da şimdiki adıyla Gökçeada, Homeros’un İlyada Destanı’nda da Deniz Tanrısı Poseidon’un adası olarak geçiyor:

     Denizin diplerinde uçurumlarda
     Tenedos’la kayalık İmroz arasında
     Bir mağara vardır, geniş kocaman
     Dinlendirirdi orada atlarını Poseidon,
                                                                yeri sarsan…

     Gökçeada, bir zamanlar Rumların yaşadığı otantik evleri, bademi ve billur suyuyla ünlü. 70 kilometreyi bulan plajları, küçük koyları, nice korsanı barındıran mağaraları, ışıltılı denizi ve tüm güzelliğiyle Kuzey Ege’de yer alan Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adası unvanını da taşıyor. 279 km2 yüzölçümüyle, Çanakkale’ye 32, Gelibolu Yarımadası’na 11 deniz mili uzaklıkta. Adaya feribot ya da motorlarla ulaşılıyor.
     Birbirinden güzel Gökçeada köylerini gezerken ilk durağımız Zeytinli olabilir. Türkler’le Rumlar’ın birlikte yaşadığı köylerden Zeytinli; mevcutlar içinde en bakımlı olanı. Merkeze 3,5 km uzaklıkta, mimari yapısı yozlaşmamış bir yerleşim yeri.
     Gökçeada’nın terası denilen bölgede de Eski Bademli Köyü yer alıyor. Bir başka ilginç köyü ise Dereköy. Halen işlevini yapabilecek durumda oldukça büyük bir çamaşırhanesi var. Bilek kalınlığında akan suyu ve pencerelerinden süzülen ışığıyla, sinemacılar için bulunmaz güzellikte bir mekân bu çamaşırhane.
     Adanın en önemli özelliği suyu; çok lezzetli, hiç azalmıyor ve asla kesilmiyor. Şarabı, bademi, cevizi ve balıyla ünlü Tepeköy’de, akasya kokuları arasında şirin bir köy.
     Adaya son 35-40 yıl içinde, Isparta ve Muğla yöresinden, baraj suları altında kalmış; Karadeniz bölgesinden de heyelan geçirmiş köylerden insanlar, adada yeni köylere iskân edilmiş. Bu köylerden bazılarının adları Uğurlu, Yeni Bademli ve Şahinkaya. Bugün, 9783 kişilik nüfusu olan Gökçeada, yakın zamana kadar açık cezaevi ile yan yana anılırdı ve bir askeri bölgeydi. 1991’de cezaevi kapatıldı ve ada turizme açıldı.
     Eski köylerdeki terk edilmiş evlerin bir kısmı, sahipleri bulunarak satın alınmış ve aslına uygun olarak restore edilmiş. Adayı, rant peşinde koşanların insafına bırakmamak için de, 1/25.000 ölçekli planlar yapılmış, inşaat alanı % 10 ve kat seviyesi de 2 ile sınırlı tutulmuş. Adanın birçok bölgesi 1’inci derecede SİT alanı. Ne var ki, günümüz Türkiyesi’nde her şey iki dudak arasında olduğu için, konumlar ve tespitler her an değişebilir… Bu da böyle biline!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir