Beslenmede Büyük Yanılgılar

B

     Beslenme konusu, günümüzde üstünde en çok konuşulan ve bu oranda da farklı görüşlere açık olan bir alan. Uzmanlar bildim bileli bu konuyu araştırıyorlar, ama hâlâ bir sonuca varamadılar. Düne kadar dokunulmaz kabul edilen bazı tabular yıkılıyor, yerine doğru olduğu sanılan yeni tabular yürürlüğe giriyor. Hangisinin doğru olduğunu keşfetmeniz mümkün değil. Görüş bildiren kişilerin meslekî konumları da bir şey ifade etmiyor. Kimisi saygınlığını ve ağırbaşlılığını korurken, kimisi yıllardır o kanal senin bu kanal benim gezip duruyorlar. Gazete ve dergilerde yazdıkları yazılar, internet satışları, yetmedi dükkân açmalar, reklam gelirleri vs. vs. Bıktık artık onları seyretmekten! Ben kendi şahsıma, bilim adamı sıfatını almış diplomalı bir hekimin ağzından aynı şeyleri duymak istemiyorum. Ha… Biraz sonra okuyacağınız, sağlık konusuyla ilgili makaleler yayınlayan bir dergiden aldığım aşağıdaki bilimsel görüşleri de doğru kabul ediyor değilim. Beslenme konusunda benim iki anahtar sözcüğüm var: “Denge” ve “Çeşitlilik”

     Önce Tuz
     İnsanlık tarihi kadar eski ve değerli olan bu maddenin yüksek tansiyonla yakın bir bağlantı içinde olduğu son yıllara kadar tartışmasız kabul ediliyordu. Ama son yıllarda Fransa’da yapılan bir araştırma, sadece yüksek tansiyonlularda tuzun olumsuz etkileri olduğunu ortaya çıkarmış. Yani, tansiyon hastası değilseniz, tuzun öcü gibi gösterilmesine de gerek yok demek ki!
     Un ve Nişasta
     Düne kadar tüm perhiz programlarının üç yasaklısı, ekmek, makarna ve patates, bugün aklanmayı bekliyor. Amerikalı araştırmacılar bu üç maddenin yasaklandığı rejimi izleyen kişilerde enfarktüs oranının oldukça yüksek olduğunu kanıtladılar. Fransız Profesör Marian Apfelbaum’a göre insanları şişmanlatan ekmek değil, onun üzerine sürülenler. Tam tersine ekmek, insanı şişmanlatan kalorinin bir miktarını sünger gibi emiyor. Aynı şeyi protein açısından daha zengin olan makarna için de söyleyebiliriz. Patates ise, kızartma olmadığı sürece zararlı değil. Üstelik organizmayı C vitamini açısından da besliyor.
     Şeker
     Beslenme uzmanlarının üzerinde en çok tartıştıkları ve rejim dalgalanmalarından en çok rahatsız olan besin maddesi. Geçenlerde ünlü Amerikan beslenme kuruluşu FDA’nın raporuyla şeker büyük ölçüde aklandı. Bir kere, yemek arasında atıştırılan şekerlemelerin dışında bu besin maddesinin şeker hastalığı ile ilgisi yok. Ona yüklenebilinecek tek hastalık, dişleri çürütmesi. Şekerin en büyük tehlikesi taşıdığı gizlilik. Örneğin; kolalı bir içecek maddesinde tam 30 kesme şeker oranında şeker bulunuyor. Son bir nokta da, mucizevi bal ile ilgili. Vitamin açısından oldukça zayıf, sadece mineral tuzlar açısından zengin. Kalori gücü düşük. Ama soğuk algınlıklarında insan boğazını yumuşatıyor.
     İki Efsanenin Yıkılışı
     Birincisi, Temel Reis bize yalan söylemiş. Ispanaktaki demir miktarı mercimeğe, ete, yumurta ve karaciğere oranla çok daha az ve organizma tarafından hemen emilmekte. İkinci efsane enginarla ilgili; enginar’ın içerdiği ‘cinarin’ maddesinin karaciğer için ideal olduğu ileri sürülüyor olsa da, ne yazık ki o maddenin bulunduğu yaprakları yiyen yok.
     Kuru Sebzeler
     Bugün elli yıl öncesine oranla iki misli az tüketiliyor. Ama kalori açısından zengin olan bu besin maddelerinin sayısız avantajları var. Bunlardaki lifler, midedeki hazmı kolaylaştırıyor, böylelikle kabızlığı ve kolon kanserini önlüyor.
     Balık
     Balığın protein açısından zengin olduğunu kimse yadsımıyor, ama içindeki tuzlu maddelerin zekâyı geliştirdiği tezi ise bir başka yanlış efsane.
     Yoğurt
     Mide ağrılarına, barsak hastalıklarına, antibiyotik tedavisine, ishale ve hatta aşırı kolesterole çare olarak sunulan yoğurdun bu başarılarını gölgelemek istemiyoruz. Ama bazı mide kanserlerine iyi geldiği biçimindeki Japon tezini ihtiyatla karşılamak gerekir diyoruz.
     Pilav
     Sadece iki saptama var: Bir, Çinliler zayıf insanlar. İki, Çinliler her yemekte mutlaka pilav yiyor. Sonuç: Yağlı olmamak şartıyla pirinç zayıflatıyor.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz