İstihbarat Notları (İstihbaratın Kısa Tarihçesi)

İ

     İnsanlığın yaratılışından itibaren bilmek ve öğrenmek arzusu, geleceği tahmin edebilme isteği artarak devam etmektedir.
     Nuh Peygamber suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini öğrenebilmek için, özel olarak yetiştirdiği güvercinleri uzaklara göndermiştir.
     Musa Peygamber, kendisine Tanrı tarafından vaat edilen topraklara (Filistin) yürürken, kutsal sözü sınama ya da Tanrının vaadini kontrol için Oshea Ben Nun gizli örgütünü kurmuş ve başarıya ulaşmıştır.
     M.Ö. 600 yıllarında Sun Che adında bir Çinli, casusluk üzerine bir incelemede bulunmuş ve devletin iyi yönetilebilmesi için istihbarat faaliyetlerinin önemine değinmiştir.
     İlk devirlerde insanlar istihbarat elde edebilmek için, falcılara, astrologlara, kâhinlere başvurmuşlar, dini anlam ve görüşten yararlanmışlar, sonradan daha bilinçli ve belirgin yollarla sonuca ulaşma eğilimleri göstermişlerdir.
     Başlangıçta gözleme dayanarak doğan istihbarat, sonradan ayrıntılı keşfe dönüşmüş ve sonunda bugünkü gelişimine ulaşan ve her geçen gün daha da önem kazanan, istihbarat ve espiyonaj doğmuştur.
     “Eğer kendinizi ve düşmanınızı tanıyorsanız yapacağınız her savaşı kazanabilirsiniz. Eğer kendinizi biliyor, fakat düşmanınızı bilmiyorsanız, her zaferinize karşın bir yenilgiye uğrama mutsuzluğuna sahipsiniz. Eğer ne kendinizi ne de düşmanınızı bilmiyorsanız, sürekli yenilmeye tutsak bir ahmaksınız.” (Sun Tzu)
     “Haber Sağlanması için harcanan yüz gümüş, savaş süresince bin gümüş sarfını önler.” (Sun Tzu)
     “Başarılı bir komutanı, zaferden zafere ulaştıran, tek şey, önceden bilmesidir.” (Sun Tzu)
     Düşmanın sadece askeri gücünün değerlendirilmesi yeterli değildir:
* Onun kuvvetli ve zayıf tarafları,
* Silah ve araçlarının durumu,
* Eğitimi,
* Morali,
* Komutanlarının özgeçmişleri,
* Taktikleri,
* Arazi ve hava durumu
* Tüm kaynakları
* Antlaşmalarla bağlı olduğu ülkeler,
* Sosyal ve dinsel yönleri, töreleri gibi bilgiler, harekâta başlamadan önce ayrıntılarına kadar inilerek araştırılmalıdır. (M.Ö. III. yy. Kautina)
     Mekkeliler Medine’ye geldiklerinde, Medine’nin etrafının büyük bir hendekle çevrili olduğunu görünce şaşkına dönmüşlerdir. Muazzam Mekke ordusu, komutanlarının kibir ve istihbarata önem vermeyişi nedeni ile bir ok bile atamadan yenilgiye uğramış, diğer yandan düşmanın planları, tertipleri, niyetleri ve gücü hakkında tam bir bilgiye sahip olan Hazreti Muhammed zafere ulaşmıştır.
     Asya’da istihbarata bu kadar önem verildiği halde, Avrupa istihbarata ve istihbaratçılığa, Asya’ya göre oldukça geç sayılabilecek bir zaman diliminde başlamıştır. Bu başlangıç Roma İmparatorluğu zamanında gerçekleşmiştir.
     Tarihte ilk defa İtalyanlar, XV. yy.da diğer ülkelerde elçilikler kurarak istihbarata büyük önem vermişlerdir.
     İstihbaratın sistemli olarak yürütülmesi, ilk defa Fransız İhtilâli’nden sonra olmuştur. İhtilâlden sonra kurulan ilk hükümetin polis nazırı Fuşe, istihbarat teşkilâtını zamanın ihtiyaçlarına göre yapılandırmayı başarmıştır.
     “İnanın bana, savaşın sonuçları incelendiğinde topçunun, süvarinin, piyadenin kahramanlıkları, casusların, şu göze görünmeyen lanetli ordusunun yanında hiç kalır.” (Napolyon Bonapart)
1.
Dünya Savaşı’nda önceden askerî ve siyasal cepheden idare edilen istihbarat hizmetleri değişiklik göstermiş, artık düşmanın, malî, kültürel alandaki faaliyetlerini ve manevi kabiliyetlerini gözleyip ona göre tedbir almak ihtiyacı hissedilmiştir.
     İngiliz Nathan Rotschild özel bankacılık firmasının, XIX. yy.ın başlarında bir istihbarat birimi kurarak, ekonomik faaliyetlerinde kullanan ilk özel sektör firması olduğu söylenebilir.
     1941 senesinde Amerikalıların karşılaştıkları Pearl Harbor baskını, kesin olarak bir istihbarat başarısızlığı örneğidir ve utanç vericidir.
2.
Dünya Savaşı’na Almanlar, kuvvetli bir istihbarat örgütü ve bilgisi ile katılmışlardır. Fakat toplanan bilgiler yeterli bir şekilde değerlendirilmemiş, istihbarata karşı koymaya gerekli önem verilmemiştir. Buna rağmen İngilizler, Almanlar kadar bütün Avrupa ve Amerika’da geniş çapta gizli örgütler kuramamışlarsa da dengeli bir istihbarata sürekli sahip olmuşlar, savaşın sonucunu etkilemişlerdir. (Bkz. Yaşanmış Casusluk Öyküleri)
     Çarlık devrinden beri istihbarata önem vermiş olan Ruslar, özellikle 1917 İhtilâli’nden sonra devamlı olarak istihbarat faaliyetlerinin önderliğinde rejimlerini geliştirme imkânı bulmuşlardır. Rusya istihbarat uğraşlarını, daima iki sahada görerek hareket etmiş ve her ikisini birbirinden ayırmıştır. Bunlardan biri, Kızıl Ordu İstihbarat Bakanlığı, diğeri Kremlin’in Merkezî İstihbarat Bürosu’dur.
2.
Dünya Savaşı’ndan 1990’a kadar devam eden Soğuk Savaş dönemine istihbarat örgütleri savaşı da denebilir.
     Özellikle Çinliler ve Türkler istihbarat faaliyetlerinde birbirlerine karşı çok sistemli çalışmışlar, bugünkü modern anlamdaki istihbarat anlayışının temellerini atmışlardır.

(Gelecek yazı: Türkler’de İstihbarat)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz