Sordum, Cevap Veremediler!
Sordum, Cevap Veremediler!

Sordum, Cevap Veremediler!

     Tarih 31 Temmuz 1959… Türkiye ile Avrupa Birliği’nin ilişkileri, Türkiye’nin bu tarihte Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yaptığı ortaklık başvurusu ile başladı. AET Bakanlar Konseyi’nin başvuruyu kabul etmesi sonrasında, 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile de üyelik süreci işlemeye başladı. Başladı da… Aradan neredeyse tam 60 yıl geçti. Bu dönem içinde siyaset sahnesinde ise birçok siyasetçi rol aldı. AB’nin bazı kriterleri, hatta çok sayıda kriterleri vardı. Bunları yerine getirmek uğruna her dönemin siyasetçisi elinden geleni yaptı. Yaptı da ne oldu? Avrupa Birliği yerinde duruyor… Biz, bizde neler oldu ona bakalım!
* Örgütlenme özgürlüğü artacaktı, ne oldu? Sivil toplum bilincinin artışı, özellikle sendikalar, dernekler, sosyal toplum kuruluşları ve gençlik teşkilatlarının bu alanda nefes almasını sağladı mı?
* Kamuoyunun moral etkisinin artacağı ve dış dünyanın da Türkiye’ye bakışını büyük ölçüde değiştirecekti, ne oldu? Toplum olarak moralimiz yükseldi mi? Dış politikamız doğru mu yönetiliyor?
* Hava ve su daha temiz olacaktı, ne oldu? Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği limitlere göre Türkiye’de 81 ilin sadece 1 tanesinin havası temiz. Bu havası temiz şehir ise Rize. 32 ilin suyu da tespit edilen standardın altında. Yani içilemez!
* Açıkta yiyecek satılamayacaktı, ne oldu? Halkın mutfağına giren ürünlerle ilgili bilgiler, halka itimat verecek şekilde ambalajın üzerinde yer alacak ve denetimler arttırılacaktı. Ürünler sağlıklı ortamda hazırlanacak ve uymayan firmalar kapatılacaktı… Özellikle kasap ve şarküteri ürünlerinde etiket üzerine etiket vurulmasının ne anlama geldiğini biri açıklasın? Bu üçkâğıdın önüne geçilebiliyor mu? Göz göre göre açıkta, yığma mal satan marketler var… Öğrenmek isteyen görevli çıkarsa bize başvursun!..
* Otoyollar dayanıklı olacak ve trafik kuralları daha sağlıklı bir şekilde yeniden düzenlenecekti, ne oldu? Trafik canavarı hâlâ yollarda cirit atıyor. Hem niye sadece otoyollar. Şehir içi yolların hali perişan… Arabalar perişan, yolcular perişan… Yol yapmayı ya da bozulan yolu tamir etmeyi bilen biri yok mu şu koca ülkede?
* Yollara akustik duvarı çekilecekti, ne oldu? Bir akustik duvarımız eksikti…
* Yükler demiryolu ile taşınacaktı, ne oldu? Yıllardır ölmeye yüz tutmuş bir demiryolu nakliyeciliğimiz var. Canlandırmak şöyle dursun, her geçen dönem devreden çıkarılışını izliyoruz. Hele YHT’ler birbiri ardınca devreye girdiği sürece bu mümkün olmayacaktır…
* Kayıt dışı ekonomi devri bitecekti, ne oldu? Vergilerin düzenli olarak toplanmadığı, toplanamadığı bir ülkede, vergisini zamanında ödeyenle zamanında ödemeyip bir de affa sokup takside bağlayanlar arasındaki eşitsizlik giderilemeyen bir ülkede, şirket kurmayı teşvik ederken şirketlerin kapanmasını bir türlü önleyemeyen bir ülkede, çalışanların iş güvence ve haklarının, kadın erkek eşitliğinin, kadın haklarının korunmadığı bir ülkede, işsiz kalanların, işsizler ordusunun giderek büyüdüğü bir ülkede… Sen, karınca boyu bir mesafe bile alamamışsın demektir.
* Köyler daha cazip hale getirilecekti, ne oldu? Köylerin kentlerden daha cazip hale getirilmesi, kırsal kalkınmanın sağlanması, bunlarla ilgili alt yapı sorunlarının çözümü tek bir şeye bağlıdır; tarım ve hayvancılık sektörünü işler hale getirmek, tarıma dayalı çalışabileceği alanlar yaratmak, desteklemek, tarım ürünleri ithalatına son vermenin karşılığı köylüye her türlü desteği sağlamak… Kapatılan fabrika sayısı ne yolda ilerlediğimizin bir göstergesi… Acaba AB ülkelerinde de durum böyle mi, merak ediyor insan!
* İş bulmak kolaylaşacaktı; mesleksiz insan yerine, meslek sahibi, eğitimli ve de torpilsiz insanların yetiştirilmesine önem verilecekti; seçtikleri okullardan mezun olan insanların iş bulması garanti altına alınacaktı… Ne oldu? Durum ortada; söylenecek bir söz yok… Ve Ey Siyasetçiler, sizlerin de verilecek cevabınız yok!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir