Tanrı’nın Nefes Aldığı Yer – DATÇA
Tanrı’nın Nefes Aldığı Yer – DATÇA

Tanrı’nın Nefes Aldığı Yer – DATÇA

     “Tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını istiyorsa Datça Yarımadası’na bırakır. (Strabon)”
     Evet, ünlü coğrafyacı Strabon böyle demiş Datça için. Güzelliği, iklimi ve doğasıyla Datça, gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerini gülerek karşılayan şirin bir tatil kasabası. Marmaris ve Bodrum gibi tanınmış turizm merkezlerine yakın olmasına rağmen, doğallığını koruyabilmiş ender turizm merkezlerinden biri Datça… Ünlü Strabon’dan bu yana Ege ve Akdeniz’in en sağlıklı coğrafyası olarak tarif ediliyor.
     Bol oksijenli ve nem oranı düşük havasından mı bilinmez ama tarihte de en eski tıp okulları bu bölgede kurulmuş. Hastalar bu bölgeye şifa bulmaya gelmiş… Belki de bu yüzden yörenin insanları daha uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam süregelmiş. Belki de Datça’da insanların uzun yaşamanın sırrı yoğun çam ormanlarından süzülen çam balı, çiçek balı, kekik balından ya da içilen adaçayı, papatya, kuşburnu çaylarından olabilir. Belki de bademleri, zeytinyağı, şifalı sabunları ya da denizinden avlanan kalkan, levrek, mırmır, çuprasındandır. Kim bilir? Ama bilinen bir şey var ki o da, Tanrı Datça’da nefes alıyor…
     Datça önce Karyalıların, M.Ö. 1100 yılından sonra da Dorların egemenliği altında kalmış. Dorlar, Hexapolis birliği altında altı şehir kurmuş. Bu şehirlerden biri olan Knidos, Datça yarımadası üzerine kuruldu ve birliğin merkezi oldu. M.S. 546 yılındaki Pers saldırılarına karşı koymak için Dorlar, Balıkaşıran denilen yerde kanal açarak yarımadayı ada yapmak istemişlerdi. Ancak umulduğundan daha sert ve keskin çıkan kayalar, çalışanların el ve yüzlerinde yaralar açınca, tanrıların gazabına uğradıklarına inanarak, karşı koymaktan vazgeçip Persleri dostça karşılamak zorunda kalmışlardı.
     Datça’nın her yerinden denize rahatlıkla ulaşmak mümkün. Kumluk Plajı, Hastane Altı Plajı, Taşlık Plajı ve Şifalı Göl şehir içinde herhangi bir araca gereksinim duymaksızın ulaşabileceğiniz, yüzebileceğiniz yerler.
     Şehir merkezine 4 kilometre uzaklıktaki Kargı Koyu’nda dinlenebilir, geceyi mehtabı izleyerek kumsalda geçirebilirsiniz. Palamutbükü, Hayıtbükü, Aktur ve Ovabükü, temiz denizi ve el değmemiş doğasıyla sakin bir mekân arayanlar için oldukça ideal.
     Datça, aktif tatil yapmak isteyenler için de çok uygun. Sürekli esen meltem rüzgârı sörf meraklılarını, adadaki dalış merkezlerinin desteğiyle denizin dip zenginliği ise amatör dalgıçları adeta büyüleyecek kadar güzel.
     Datça ve çevresi yürüyüş sporunu sevenlere de birçok olanaklar sunuyor. Çam, papatya, kekik, badem ve zeytin ağaçları arasında yürüyüşe çıkıp, köyleri, koyları, kıyıları keşfetmek istiyorsanız hiç durmayın ve hemen yürüyüşe çıkın.
     Bu arada eski taş evleriyle yerli ve yabancı herkesi beğenisini toplayan Eski Datça’yı, Selçuklu döneminden kalma camisiyle Hızırşah Köyü’nü, cami ve eski taş evleriyle Reşadiye’yi ve yeldeğirmenleriyle Kızlan Köyü’nü de ziyaret etmeyi sakın unutmayın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir