Güvercin, Tilki ve Balıkçıl

G

     Bu bölüm aklı kendisine değil, başkasına fayda veren adamla ilgilidir.
     Hükümdar, filozofa dedi ki:
     “Bu hikâyeyi dinledim. Şimdi aklı kendisine değil başkasına fayda verenin hikâyesini anlat!”
     Filozof:
“Buna örnek güvercin, tilki ve balıkçıl hikâyesidir.”
     Hükümdar:
“Nedir onların hikâyesi?”
     Filozof başladı anlatmaya:
     “Anlatırlar ki bir güvercin göğe uzanan upuzun bir hurma ağacının zirvesine yavrularmış. Tepedeki yuvaya çerçöp taşır, lâkin ağaç yüksek olduğu için taşıma işi bin bir zahmetle gerçekleşirmiş. Güvercin aşağıdan yukarıya taşıma işini bitirince yumurtlar, yumurtasının üzerine tüner; cücükler çıkıp palazlanır, bu durumu bilen bir tilki yavruların yerinden kalkabilme çağı gelince ağacın dibine oturur: “Ya yanına çıkar, seni yerim yahut yavrunu atarsın!” diye tehdit yağdırırmış. Güvercin de yavrusunu çar naçar zorba tilkiye atarmış. Gel zaman git zaman yine güvercinin iki yavrusu palazlanmış ve o sıralarda bir balıkçıl kuşu yerleşmiş hurmanın tepesine… Yeni gelen, güvercini mahzun bulunca soruvermiş:
     “Ey güvercin, niçin üzüntülüsün?”
     “Balıkçıl kardeş! Başımda bir tilki belâsı var! Yavrularım palazlanınca beni tehdit ediyor, hurmanın dibinde bağırıyor. Ondan korkuyorum, yavrumu atıyorum.”
     “Bu sefer gelince ona deki: “Sana yavrumu atmıyorum! Yanıma çık da gör tehlikeyi! Bunu becerebilirsen yine iki yavrumu yersin ben de uçarım, kendimi kurtarırım!”
     Balıkçıl bu öğüdü verdikten sonra uçup gitmiş ve bir nehir kıyısına konmuş. Derken arsız tilki alıştığı şekilde hurmanın dibinde durmuş, tehdidini savurmuş. Güvercin de balıkçılın cevabını vermiş.
     Tilki hayretle sormuş:
     “Kim öğretti bunu sana?”
     “Balıkçıl!”
Tilki dönmüş, nehir kenarındaki balıkçılın yanına gelmiş ve sormuş:
     “Balıkçıl kuşu! Rüzgâr sağdan gelirse başını nereye koyarsın?”
     “Sola!”
“Soldan gelirse?”
     “Sağıma yahut arkama!”
     “Rüzgâr her yönden gelirse?”
     “Kanatlarımın altına sokarım!”
     “Nasıl sokuyorsun o kocaman başı kanatlarının altına? Bunu başaracağına inanmıyorum!”
     “Evet, yaparım!”
     “Haydi, yap öyleyse! Şunu da söyleyeyim: Vallahi ey kuşlar topluluğu, Allah sizi bizden üstün kılmıştır. Bizim bir yılda anlayabildiğimizi bir lahzada anlıyor, bizim bin senede gittiğimiz yere siz bir anda varıyorsunuz, soğuktan ve rüzgârdan korunmak için başınızı kanatlarınızın altına sokabiliyorsunuz! Bravo size! Haydi, sen ispatla bakalım, nasıl yapıyorsun bunu!”
     Balıkçıl derhal kanatlarım altına sokmuş gagasını. Tilki “fırsat bu fırsat!” deyip atılmış, boynunu kırmış kuşun!
     Tilki şöyle söyleniyormuş:
     “Ey kendine düşman kuş! Güvercine akıl veriyorsun ama kendine faydan dokunmuyor, düşman kıskıvrak yakalıyor seni!”
     Bu sözlerden sonra kuşu öldürmüş ve yemiş…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz