Türkiye’nin Turizm Cenneti – ANTALYA

T

     Antalya, adını kurucusu Bergama Kralı II. Attalos’dan alır. Attalos’a atfen Attalia adını alan kente Türkler, önce Adalya, daha sonra da Antalya adını verirler. Yapılan arkeolojik kazılarla Antalya ve bölgesinde günümüzden 50 bin yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır.
     M.Ö. 2000 yılından bu yana bölge, sırası ile Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletleri, Pers, İskender, Antigonos, Ptolemais, Selevko, Bergama gibi krallıklar egemenliklerini sürdürmüşlerdir. M.S. 7’nci yüzyılı takiben bölge, Selçuklular ile Bizanslılar arasında sık sık el değiştirmiş, 1207 yılında tamamen Selçukluların eline geçmiştir.
     Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde “Türk Rivierası” adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz’in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.
     Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kale İçi ve modern mekânları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathion, Golf müsabakaları, Okçuluk, Tenis müsabakaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.
     Deniz ve kara surları tarafından kuşatılan kent merkezine bugün Kale İçi denmektedir. Kale İçi’nin sokakları ve yapıları Antalya tarihinin izlerini günümüze kadar getirmektedir. Eski evlerin önemi sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda insanların yaşam şekli, davranışları, gelenekleri ve sosyal yönleri konusunda da çok yararlı bilgiler aktarmaktadır.
     Kale İçi’nin sokakları dardır. Çoğunlukla limandan yukarılara doğru, dış surlar yönünde uzanırlar. Evler sahiplerinin ekonomik güçleri ve kullanılış amaçlarına göre farklılık gösterebilmektedir. Fakat ortak özellikleri çoktur. Genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılmışlardır. Hepsinin bir sokak cephesi ve bir de sokak görmeyen bir bahçesi bulunur. Sokağa bakan yüzde, ilk katta çok az pencere vardır. Üst katta ise “Cumba” denilen ve hem ev, hem de sokak mimarisine uygun olarak yapılmış çıkmalar bulunur. Bu çıkmalar ağaç süslemelerle bezenmiştir. Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli “Taşlık”lar oluşturur. Buralardan zemin kattaki odalara geçilebildiği gibi, üst kata da bir merdivenle ulaşılır. Cumbaların üst pencerelerinde küçük boyutta ve genellikle renkli camlar bulunur. Kale İçi’nde birçok ev aslına uygun restore edilmiştir. Kale İçi günümüzde, eğlence yerlerinin, pansiyonların, restoranların, hediyelik eşya satan dükkânların ve antika halı satan mağazaların bulunduğu eşsiz güzellikte bir turizm merkezi olmuştur.
     Side: Side adı, Anadolu dilinde “Nar” anlamına gelmektedir. Bu özellik ve bölgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler, Side tarihinin Hititler’e kadar uzandığını göstermektedir. Kent bir yarımada üzerine kurulmuştur. Kara ve deniz surları ile korunan Side, Helen ve Roma devirlerini yaşamıştır. Surları ve giriş kapısı dikkati ilk önce çeken yapılardır. Toros Dağları’nın eteklerinden ve çevreden kente su getiren çok sayıda suyolu kalıntısı görülür. Eski bir hamam restore edilerek müze haline getirilmiştir. Bu müzede, Side’de bulunan eserler sergilenmektedir. Side’nin en önemli yapısı 15.000 seyirci alabilen tiyatrosudur. Roma eseri olan tiyatronun bölgedeki diğer antik tiyatrolardan farkı, oturma yerlerinin eğimli bir arazi üzerine kurulmamış olmasıdır. Sütunlu Yol, Zafer Takı, Liman, Hamamlar, Tapınaklar, Çeşmeler, Su Sarnıçları, Su Yolları ve Agora gibi yapılarıyla gezilip görülmeye değer bir yerdir.
     Olympos ve Çıralı: Daha önceki yazılarımızda da yer verdiğimiz gibi, Antalya-Kumluca yolunda, Phaselis’i geçtikten sonra Çıralı ve Olympos’a giden yolları gösteren iki işaret görülür. Her iki yolla da Olympos’a ulaşılır. Çıralı, Olympos antik kentinin yanındaki köyün adıdır. Olympos M.Ö. II. yüzyılda kurulmuş bir liman kentidir. M.S. XV. yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Ünlü Bellerophontes efsanesi burada yaşanmıştır. Antik kent eşsiz güzellikteki bir vadinin iki yakasındadır. Vadi ve kentin denize ulaştığı yerde kumsal çok güzel bir plaj oluşturur. Olympos’tan yaya olarak bir saatte ulaşılabilen Çıralı ilginç bir doğa harikasıdır. Yerli halkın “Yanartaş” dedikleri bu dağda, doğalgaz sızıntısının oluşturduğu ve binlerce yıldır hiç sönmeden yanan alevler yükselir gökyüzüne. Buraya ilk kez gelenler mutlaka Çıralı köyünden hareketle Yanartaş bölgesine tırmanmalıdırlar.
     Kemer: Phaselis; Kent M.Ö. VII. yüzyılda Rodoslular tarafından kurulmuştur. Uzun yıllar Likya’nın doğu kıyısının en önemli limanı olma özelliğini korumuştur. Phaselis’in üç limanı vardır. Kuzey Limanı, Savaş Limanı veya Korunmuş Liman ve Güneş Limanı. Kentin ortasında 20-24 metre genişliğinde muhteşem bir cadde bulunur. Bu caddenin güney ucunda Hadrian Kapısı vardır. Caddenin her iki yanında gezinti yolları ve dükkânlar yer almıştır. Bunların da yakınında hamamlar, agora ve tiyatro gibi kamu yapıları bulunur.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz