İstihbarat Notları (Terörizmle Mücadele Yöntemleri ve Askeri Önlemler)

İ

    Terörizmle mücadele yöntemleri;
* Terör örgütü ile silahlı mücadele,
* Ülke içinde terörizmin yaygınlaşmasına zemin hazırlayan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel önlemler,
* Ülke dışında bölgesel ve uluslararası koşullar, olmak üzere üç boyutta ele alınır.
     Teröristle mücadelede en etkili yöntem, insanları sorunların şiddet kullanılarak çözülebileceği düşüncesinin yanlışlığına inandırmaktır.
     Terörizmle mücadelede en önemli konu, terörizmin tanımını, nedenini ve terör örgütünün amacını doğru olarak tespit edebilmektir.
     Örgütün nihai amacının bağımsız bir Kürt devleti kurmak olduğunu açıklamasına rağmen, soruna kesin teşhis koymak mümkün olamamıştır.
     Terörizmle mücadele yöntemleri nelerdir?
* Teröristle mücadele yöntemi.
* Terörizmi yaygınlaştıran nedenlerle mücadele yöntemi.
* Terörizmin gerçek nedenleri ile mücadele yöntemi.
* Karma yöntem.
     Terörizmle mücadeleyi sadece güvenlik güçleriyle sürdürmenin sorunun derinleşmesine ve çözümsüz bir konuma gelmesine neden olabileceğidir.
     Teröristle mücadele yöntemleri ise şu başlıklar altında yürütülür:
* Arazi arama-tarama operasyonu
* Baskın operasyonu
* Nokta operasyonu
     27 seneden buyana PKK terörüne karşı düşük yoğunluklu çatışmalar, özellikle 1992 sonundan itibaren 1999’a kadar sürmüş ve ondan sonra da devam edegelmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri, düşük yoğunluklu çatışmalar tarihinde, kitaplarda büyük başarı örnekleri olarak yer alabilecek, övünç duyulacak ve dersler çıkarılacak mücadeleler vermiştir.
     Bu terör örgütünün Türkiye içinde hareket serbestliğini ortadan kaldırarak, lojistik desteğini kısıtlayarak, örgüt unsurlarını bıktıran, sürekli kaçmaya ve yer değiştirmeye zorlayan, Kuzey Irak’a çekilmelerini ve Kuzey Irak’tan (keza Suriye ve İran’dan) girmelerini zorlaştıran yeni askeri yaklaşım, PKK’lıları teslim olmaya davet eden güçlü ve sürekli psikolojik operasyon ile desteklenmelidir.
     İran, Irak ve Suriye ile olan sınırlarımız boyunca mayın, duvar, erken uyarı sistemleri, uydu ile gözleme ve takip vs. önlemlerle mutlak bir güvenlik sağlanmalıdır.
     Gelişmekte olan ülkelerde terör eylemlerinin sürekli olduğunu ve halkın günlük yaşamını etkilediğini biliyoruz. Yaşanan ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel vb. sorunlar gençlerin terör örgütlerine ilgi duymalarına neden oluyor.
     Terör örgütünün eylemlerinin artması, örgütle silahlı mücadele şartlarının ağırlaşması, iç ve dış kamuoyu baskısı, devletin terör örgütü ile dolaylı ya da doğrudan görüşme yapmasına neden olabilir. Terör örgütünün silahlı gücü etkisiz konuma getirilmeden, örgütün psikolojik üstünlüğüne son vermeden terör örgütü ile yapılan görüşmeler, sorunun çok farklı konuma gelmesine zemin hazırlayabilir.
     Terörizmin başarısının büyük ölçüde dış desteğe bağlı olduğu, dış desteği olmayan terör örgütünün başarı şansının çok az olduğu unutulmamalıdır.
     Siyasal, sosyal, ekonomik yapısı güçlü olan ülkelerde terörün alt yapısı oluşmamakta, devletin yürüttüğü etkili mücadele ve hukuk sistemleri terörizmin gelişmesine olanak vermektedir.
     Teröristle vatandaş iyi ayırt edilmeli, vatandaşa örgüt mensubu ya da yandaşı muamelesi yapılmamasına özen gösterilirken, daha önce örgüt militanı olarak yakalanıp yargılanan kişilerin de suçsuz, masum ve kahraman olarak tanıtılmamasına gerek özen gösterilmelidir.
     PKK asimetrik bir tehdit olarak, 1923 yılında kurulmasından bu yana, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik en büyük meydan okumayı gerçekleştirmiştir. PKK ideolojik ve örgütsel yapısı ve vahşeti bakımından Mao’nun “Uzun Süreli Halk Savaşı” anlayışını savunmuş olan Peru’daki Shining Path (Aydınlık Yol) ve bir dereceye kadar da Kamboçya’daki Kızıl Kmerler ile mukayese edilebilir.
     PKK’nın taktiklerini analiz eden Türk Ordusu da, kapsamlı bir terörle mücadele stratejisi geliştirmiştir. Benimsenen ve alan hâkimiyeti ile Kuzey Irak’ın PPP için cephe gerisi olmaktan çıkarılarak cepheleştirilmesine dayanan bu yeni stratejinin neticesinde, Türk Ordusu 1993-1996 seneleri arasında PKK’nın silahlı gücünü kontrol altına alabilmiş ve uzun bir mücadele sonrasında, nihayet 1998’de de büyük bölümünü yok etmiştir. Türk Ordusu, DYÇ’yi kazanan nadir ordulardan birisidir.
     Türk Ordusu bu sonuca varırken, bir düşük yoğunluklu çatışmada elde edilebilecek en önemli teknik başarıyı da sağlamıştır.
     Unutulmamalıdır ki, düşük yoğunluklu çatışmalarda 1 terörist öldürmek için konvansiyonel ordular ortalama 7 asker kaybı vermektedirler.
     PKK “ateşkes” diye nitelendirdiği dönemde asker ve polise saldırılarını en alt seviyeye çekmiş, ancak köy korucularına saldırılarına devam etmiştir.
     PKK’nın siyasal alandaki çalışmaları ile mücadele etmesi gereken, öncelikle siyasi partilerdir. Siyasi mücadeleyi ordular, polis ve diğer güvenlik mekanizmaları değil, siyasi partiler verir, vermelidir!

(Gelecek yazı: Türkiye Neden Hedefte?)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz