Doğanın Kusursuz Karışımı – KARADENİZ EREĞLİ

D

     Sabahın erken saatlerinde, yeşille mavinin sarmaş dolaş olduğu Karadeniz yollarındayız. Yemyeşil, kıyıya dik inmiş, testere ağzı görünümlü kayalık burunları geçiyoruz. Deniz alabildiğine durgun. Limanda, balık mevsimini bekleyen takalar, ağlar, çığlık çığlığa uçuşan martılar… Alaplı’yı geçince hep çelik sanayii olarak anılan, yeşilliklerle donanmış Ereğli’ye geliverdik.
     Anadolu’da 12 tane Heraklia-Ereğli olduğu için bunun adının başına Karadeniz konulmuş. Deniz kıyısındaki bir otele yerleşip kent merkezine yöneldik. Kıyı bandındaki dev çınarların altında açık ve kapalı alanlarıyla oluşturulmuş kafelerden birine oturduk ve kahvaltı yapıyoruz.
     Mönüde; buranın ünlü Osmanlı çileği de var. Hava açık ve bulutsuz. Kenti daha iyi görmek için Göztepe’ye çıkıyoruz. Ereğli bütün güzelliğiyle karşımızda. Buradan müzeye yönelip ilginç tarihi heykeller ve buluntulara bakınca Ereğli’nin Yunan mitolojisinin yarı tanrılarından Herkül’le olan ilişkilerini anlıyoruz ve hemen ardından Herkül’ün görev yaptığı mağaralara yöneliyoruz. Üç mağara da birbirinden güzel. Ne var ki merdivenleri demirden yapıldığı, tabanına da asfalt mıcırı döküldüğü için güzellikler yok oluyor.
     Hevesler kursaklarda kalınca tekrar sahile döndük. Bakımlı ağaç ve çiçeklerle bezenmiş yol üzerinden hareketle, eskiden Fransızlar’ın maden ocağı olarak işlettiği sonradan mesire yerine dönüşmüş, deniz kıyısındaki Kandilli’ye gittik. Doğa muhteşem. Vargel adlı raylı asansörlerle yapılan inişler de pek keyifli. Akşamüstü deniz kıyısındaki Plaj tesislerine geldik. İnsanlar henüz denizde ama restoranda leziz balık mönülerinin bizi beklediğini görünce iştahımız kabardı.
     Ertesi gün sabah saatlerinde, Güneşli Şelaleleri’ne gittik. Yolda bir kez daha tanık olduk Karadeniz’in muhteşem ormanlarının güçlülüğüne, etkileyici görünümüne. Hele şelalenin, 7-8 metreden çağlayarak bir dökülüşü var ki, büyülenip kalmamak elde değil.
     Buradan Gümeli yaylalarına geçtik. Dev kayın ormanları içindeki gezimiz bitince Ereğli’ye döndük. Burası, çelik üretim merkezi olmanın yanı sıra, dünyaca bilinen kahraman Herkül’ün yurtlarından biri.
     Ereğli ve çevresinin tarihi M.Ö. 2500 yıl öncesine dayanır. İyonyalılar’ın bölgeye gelerek kenti kolonileştirmesi, düzenli bir yapılanmayla kenti kurması M.Ö. 550 yıllarına dayanır. Kent ismini, efsanevi Heraklius/Herkül’den almıştır. Heracleia Pontike; Herakles’in Karadeniz yurdu anlamındadır. Karadeniz ekonomisinin şekillenmesinde her zaman yer alan bölge Pers, Makedon, Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerini yaşar. 1829’da bölgede taşkömürünün bulunması Ereğli’yi hızla büyütür. Günümüzde kaliteli çelik üretiminde ilk sıralarda yer alan Ereğli, bozulmamış doğası ve zengin kültürüyle de turizm sektörünün önde gelen merkezlerinden; hafta sonları ailece gidilebilecek hoş bir yer…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz