Devlet ve Hükümetin Görevi

D

     “Devletin amacı, egemen olmak, insanları korku içinde yaşatmak veya onları köle haline getirmek değil, bireylerin güven içinde yaşamalarını sağlamaktır. Başkalarına zarar vermeden doğal haklarını kullanabilmeleri için, onları korkudan kurtarmaktır. Devletin gerçekte gayesi, insanları düşünen ve mantığını kullanan bir insan halinden çıkararak bir mahlûk ya da robot durumuna getirmek değil, onlara özgürlük bahşetmektir.”
     Spinoza böyle söylemiş 350 yıl önce. Eflatun ise tam 2500 yıl önce bakın neler demiş; bir de ona kulak verelim:
     “Bilginin sevk ve yönetimi olmadıkça, halk kuralsız bir kütledir; tıpkı karmakarışık arzular gibi. Arzular nasıl bilgi tarafından aydınlanmaya muhtaç ise, halk da bilgili insanların sevk ve yönetimine muhtaçtır.
     Eğer düşünce ve arzuları para ve mal hırsıyla dolu olan tüccarlar yönetimi ele alırlarsa ya da generaller ordunun yardımıyla askerî bir diktatörlük kurarlarsa, o zaman felaket olur. Üretici ekonomik alanda, asker de savaşta en iyi şekilde görev yapar. Ancak her ikisi de, kamu hizmetlerine en az yetkin olanlardır. Zira bunların hoyrat ellerinde siyaset, yönetim sanatı seviyesinin altına düşer.
     Devlet yönetimi bir ilim ve sanattır. Onun için yetkinliği ve uzun bir süre hazırlanışı gerektirir. Ancak bu koşullara uyan bir yönetici, bir milleti sevk ve idare edebilir.
     Yetkinler kral olmadıkça veya kral ya da prensler gerçek ve esaslı bir şekilde yönetmeyi öğrenmedikçe, bunlar aklın önderliğinde bir insanda toplanmadıkça, ne devletler ne de insanlık dertten kendilerini kurtaramayacaklardır.”
     Hükümet edenler, millet adına memleketi yönetirlerken, onların hakkında “Bizi kim sizin hüküm ve iradeniz altına soktu?” sorusunu sormamalarına çalışmalıdır. Gerek milletin, gerekse hükümetin en büyük amacının, ülkenin yükselmesinin gerektiği ve bunun için de her iki tarafın ele ele vermesinin şart olduğu konusudur.
     Bu amaca ulaşmak için, yönetenlerin kendilerinin de milletten çıktığını unutmaması gerekir. Aslında en iyi yöneticiler, bir zamanlar kendilerini yönetenlere itaat etmesini öğrenmiş olanlardır. Bunların iktidar sandalyesine çıktıktan sonra da, milleti kendilerinden uzak tutmamaları ve onlarla her konuda uyum içinde olmaları gerekir.
     Bir milletin yükselmesine engel olan güçlükler sadece iktidarı oluşturan bir avuç kişinin yetkinsizliği nedeniyle aşılamaz; zorlukların ortadan kalkması toplumun gücünün birleştirilmesiyle mümkün olur. Toplumun da, yönetenlerin hareketlerini eleştirmeden önce, amacını belli etmeli ve bu amacın tek bir kesimin mutluluğundan daha önemli olduğunu gözler önüne sermelidir. Çoğunluğun yararı için bir veya birkaç kişinin çıkarı feda edilebilmelidir.
     Hükümet edenler ve halk, yukarıda anlatılmaya çalışılan hususları göz önüne almadıkları takdirde, ortak gaye unutulur ve memleket iktidarın çıkar mücadelesine sahne olur. Bu durumun, ülkenin yükselmesini önleyen en büyük engel olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz