Piri Baba ve Eski Hamam (Bir Merzifon Efsanesi)

P

       Merzifon demek Piri Baba demektir. Piri Baba da Merzifon demektir. Piri Baba, Merzifon’un kişiliğidir.
       Piri Baba bazı efsanelerde ayakkabıcıdır. Bazı efsanelerde ozandır. Bazı efsanelerde de, Eski Hamam’da tellaktır.
       “Piri Baba öğlene kadar erler ile yıkanır imiş, öğleden sonra da avratlar ile yıkanır imiş. Kendi halinde meczup bir veliymiş. Bazıları bu nasıl iştir, diye Sultan Mehmet’e durumu arz etmişler ama yine de Piri Baba’ya kimse dokunamazmış…” Hikâyesi ise şöyle:
       Günlerden bir gün hamamda otururken, müşteriler hamamın terlemesinden yakınırlar. Buz gibi soğuk su damlalarının sırtlarına düşmesinden rahatsız olduklarını söylerler. Piri Baba parmağıyla tavanı işaret eder.
       “Ya hamam… Terleme!” der.
       O gün bu gündür Eski Hamam terlemez.
       Bir gün dahi külhan yanarken cus edip mübarek elinde bir yük ekseri olup, ekseri külhan ocağında bir taşa yumruğu ile kakar. İşte külhanın üzerine gelen halvette Piri Baba’nın takunyalarının izi ve yumruğunun izi bulunmaktadır.
       Piri Baba Sufilerin, Melâmatî dedikleri cinsten bir coşkun delidir.
       Piri Baba’nın Eski Hamam’da tellaklık yaparken gösterdiği pek çok kerametten söz edilir. Bunlardan birinde de şöyle denir:
       Günlerden bir gün Eski Hamam’ın külhancısı ağır hastalanmış. Hamam sahibi de tasalanmış. Hamamın haznesini yakmak, külhancılık öyle kolay bir iş değilmiş. Her babayiğit külhan ocağının karşısında sıcakta durup ta odun atmaya dayanamazmış.
       Hamam sahibi, hamamında tellaklık yapan genç delikanlı Piri Baba’yla dertleşerek;
       “Ben şimdi nereden külhancı bulacağım. Zor durumdayım,” diye yakınmış.
       Piri Baba’da ustasını çok severmiş.
       “Hiç üzülme. Git sen de dinlen. Kırk gün bu hamamın sorumluluğu bana ait. Yalnız gözünün arkada kalmayacağına söz ver. Giderken dönüp arkana bakma bile. Kırk gün sonra çık gel. Ama sakın şaşıp yanılıp ta kırk günden önce çıkagelme, sözünde durmazsan tüm çabam boşa gider,” diye hamam sahibine tembih etmiş. Hamam sahibi de;
       “Bu deli oğlan bir şeyler kuruyor ama hadi hayırlısı. Dediğini bir yapalım bakalım,” diye düşünmüş.
       Gidip evine kapanmış. Yalnız her akşam üzeri hamama gelir hasılatı Piri Baba’dan alırmış. Ama Piri Baba’ya verdiği sözü tutar külhanı hiç dolaşmazmış.
       Günler günleri kovalamış. Eskiden eşeklerle katar katar odunlar her gün hamama taşınırken; artık hamama kimsenin odun getirmez olduğu hamamcının ilgisini çekmiş.
       “Ya, bu deli oğlan külhanı neyle yakar acep? İşin başına geçtiğinden beri hamama ne bir oduncu uğradı ne de bir eşeğin sırtında odun yüküne rastladım. Bu oğlan külhanı neyle ısıtır acep?” diye meraklanır dururmuş.
       Hamamcının merakı her gün biraz daha artmış. Gün sayısı da 39’a dayanmış. “Otuz dokuz da bir, kırkta bir… Artık dayanamıyorum gidip bakacağım,” demiş. Doğru külhana yollanmış.
       Bir de ne görsün? Su haznesinin altında bir tek mum yanmakta. Koca hamam bu mum ile ısınmakta.
       Tam bu sırada içeriye Piri Baba girmiş:
       “39 gün bekledin de, bir gün bekleyemedin mi? Bir gün daha bekleseydin hamamı gaipten ısıtacaktım,” demiş.
       Yani hamamcı bir gün daha bekleseymiş yer altından sıcak su fışkıracakmış ve hamam öyle çalışacakmış. Hamamcının aceleciliği ve merakı yüzünden Piri Baba’nın kerameti bozulmuş. Hamamcı çok pişman olmuş ama iş işten geçmiş. Hamamı mumla ısıttığını gelip görmeseymiş Allah da ona kudretten sıcak su gönderecekmiş.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz