İstihbarat Notları (Terör Örgütlerini Oluşturan İdeolojik Unsurlar)
İstihbarat Notları (Terör Örgütlerini Oluşturan İdeolojik Unsurlar)

İstihbarat Notları (Terör Örgütlerini Oluşturan İdeolojik Unsurlar)

     İdeoloji; “Siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünüdür.” Bu tanımdan hareketle ideoloji, aynı amaç için hareket eden bir grubun düşünce birliğidir diyebiliriz. Aynı amaç için ortaya çıkan, doğrudan ya da dolaylı olarak ülkeyi hedef alan zararlı gruplara terör örgütü demekteyiz. Devleti ve milleti hedef alan terörün öncelikle bir ideolojik alt yapısının olması gerekmektedir. İdeolojik unsur, örgütün hareket noktasını oluşturmaktadır. Örgüt, benimsediği ideoloji doğrultusunda hareket etmekte, stratejisini buna göre belirlemektedir. Terör örgütlerinin siyasi eğitim adını verdikleri faaliyetlerin amacı, örgütün dayandığı temel ideolojiyi örgüt mensuplarına benimsetmek ve örgütün hedefleri doğrultusunda bilinçlendirmektir. İdeolojik eğitim de diyebileceğimiz bu süreçle örgüt mensuplarının örgüte bağlılıkları sağlanır. Tarihsel süreçte terör örgütlerinin dayandığı başlıca ideolojiler arasında;
     a) Marksist-Leninist-Maoist ideoloji (Komünizm),
     b) Milliyet (etnik) kaynaklı ideoloji (Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği),
     c) Dini kaynaklı ideoloji gibi farklı kaynakları temel alan, ancak hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan ideolojiler yer almaktadır.
     Marksist-Leninist-Maoist İdeoloji (Komünizm) ve Terör
     Marksizm’in kurucusu olan Karl Marx, kapitalist rejimin sosyoloğu ve iktisatçısıdır. Marksizm’in normatif amacı, devletin insanların yaşamı üzerindeki baskısını azaltmak ve nihayetinde devleti ortadan kaldırmaktır. Marx’ın kapitalist devlete yönelik analizi ve eleştirisi bu amaçtan türetilmiştir. Marx kapitalizmi üretim ilişkileri açısından eleştirmiştir. Üretim ilişkileri açısından Marx, sermaye sahibi olan üstyapının, emekçi sınıf olan altyapıyı ezdiğini savunmuştur. Marksist bir düşünce etrafında toplanan PKK terör örgütü, Doğu Anadolu bölgesindeki halkı bu gerekçeler ile kandırmakta ve örgüte yeni elemanlar kazanmaktadır.
     Leninizm, Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teoridir. Marksizm’in bir kolu ve aşaması olarak ele alınır. Bolşevik lider Vladimir Lenin tarafından geliştirildiği kabul edilir. Lenin’e göre; insanları sömürmekte olan kapitalist rejim devrimci faaliyetlerle ortadan kaldırılabilir.
     Maoizm ise, Marksizm’in Uzakdoğu’ya uyarlaması olarak tanımlanabilir. Maocuların asgari programlarında, bağımsızlığın sağlanması ve feodalizmin tasfiyesi vardır.
     Milliyet (etnik) Kaynaklı İdeoloji ve Terör
     Faşizm, Kürtçülük, Ermeni Milliyetçiliği Türkiye’de görülen etnik kaynaklı terör faaliyetlerinin başında gelmektedir.
     Kurucusu Benito Mussolini kabul edilen faşizm, kapitalist rejimi hedef almıştır. Faşizm ırkçı bir milliyetçiliği esas almıştır. Faşizm’e göre görev sırasında öldürme iyi ve haklı ilan edilmiştir. Faşizm, Türkiye’deki eylemleri ile ırkçı bir politika güderek toplumu ayrıştırmayı ve ülke rejiminin yıpratılmasını hedef almıştır.
     Ermeni milliyetçiği, Türk halkını hedef alan Anti-Türkizm propagandası yapan bir terörizmdir. Anti-Türkizm  her zaman sadece Türk halklarına karşı değil, Balkan Müslümanlarına, özellikle Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar ve Torbeşler’e de yönelir. Ayrıca günümüzde Almanya, Belçika, Ermenistan, Fransa, İran ve Rusya gibi ülkelerde Türkler’in ırkçı saldırılara uğradıkları bilinmektedir. Ermeni milliyetçiliği yapan terör örgütleri, sadece Türk halkını değil, Türk kültürünü ve Türk tarihini de hedef almış, soykırım iddiasında bulunmuştur. Soykırım iddiasında bulunan Ermenilerin buradaki amacı, Türklerin soykırım yaptığını iddia ederek uluslararası camiada Türk ırkının barbar bir ırk olduğu imajını vermektir. Yıllardır güdülen sözde soykırım iddiası ile çeşitli ülkelerde Türk karşıtı deyim ve atasözleri bile ortaya çıkmıştır:
     Avusturya’nın kırsal kesimlerinde çocukların, “Hava çoktan karardı. Türkler geliyor… Türkler geliyor!” diye tekerleme söylemesi; Ermenicede, Türk sözü, birinin aptallığını sorgulamak için, “Sen Türk müsün?” ya da kirli ve düzensiz bir evi ima etmek için, “Bir Türk’ün evine benziyor,” sözlerinin kullanılması; Fransızcada, kaba ve acımasız insanları belirtmek için “Gerçek bir Türk” deyiminin kullanılması; İspanyolcada, biriyle ilgili küçük düşürücü bir yorum yapmak istenildiğinde “Türk” diye seslenilmesi; İtalyancada “Türk gibi pis kokmak!” deyiminin sıklıkla kullanılması;  Kıbrıs Rum kesiminde askerlere uygun adım yürüme eğitimi verilirken söyletilen, “En iyi Türk… Ölü Türk…” sloganı, Türk ırkının imajının zedelendiğinin birer göstergesidir.
     Dini Kaynaklı Kavramların Terör Örgütlerince İstismar Edilmesi
     Dinin tanımına bakıldığında, dinin amaçladığı nihai hedefin, insanları bu dünyada ve öteki dünya hayatında mutlu kılmak olduğu görülmektedir. Ve bu mutluluğa götüren yolun, zorlama ile olduğuna dair bir hükme rastlamak mümkün değildir. Kur’an-ı Kerimdeki; “Kim bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.”(Maide Suresi 32.ayet), “Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde sürekli kalacağı cehennemdir. Allah bunu yapana gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için korkunç bir azap hazırlamıştır.”(Nisa Suresi 93. ayet), “Ey Muhammed! Öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.”(Gaşiye Suresi 21.-22. ayet), “Dinde zorlama yoktur.”(Bakara Suresi 256. ayet) vb.
     Ayetlerden anlaşılacağı üzere, İslam iyiyi ve kötüyü ortaya koyduktan sonra seçme işini bireyin kendisine bırakmıştır. Bu konuda herhangi bir zorlamanın olamayacağı bahse konu ayetlerden anlaşılmaktadır. İslam dini, bu ayetlerle insanlara en geniş manada din ve vicdan hürriyetini tanımaktadır.
     Halbuki terör, cebir ve şiddeti içermektedir. Yani, terörün olduğu yerde şiddet, zorlama, yıldırma, korkutma, sindirme, baskı vb. vardır. Dinde zorlama olamayacağına göre, terör, terörizm ve terörist faaliyetler hiçbir zaman din ile bağdaştırılamaz ve uzlaşamaz. Din ile terörizm kavramı arasında bir ilişki değil, çelişki mevcuttur.
     Cihat Kavramı
     Sözlükte, “Çalışmak, uğraşmak, güç ve gayret sarf etmek, bir işi başarmak için elden gelen bütün imkânları kullanmak,” anlamlarına gelen cihat, dini bir kavram olarak, dini emirleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına öğretmek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya ve İslam’ı tebliğe çalışmak, nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele vermek anlamına gelmektedir.
     Cihat kavramının, hayatın her safhasıyla ilgili iyilikler yolunda gayret etme, çalışma ve kötülüklerle mücadeleyi kapsadığı görülür. Hz. Peygamber, “Gerçek mücahit nefsiyle savaşandır!” buyurmuşlardır. Buna göre cihat, hayatın gayesi olarak Allah’a kulluk etmek, bu uğurda nefsin meşru olmayan arzularına karşı koymak ve şeytanla mücadele etmek, Allah ve Resulünün koyduğu evrensel ölçülerin fert hayatında uygulanmasına, toplum hayatında da yaygınlaştırılmasına çalışmak, İslam’ı tebliğ etmek, ülke ve Müslümanları her türlü tehlike ve haksız saldırılara karşı savunmayı içeren kapsamlı bir kavram olup, kalp, dil, el ve beşeri aksiyonun ortaya konulduğu her türlü alet ve araçla yapılabilen bir eylem ve davranış biçimidir.
     Terör Örgütlerinin Cihat Kavramını Algılaması
     Terör örgütlerinin cihat algılamalarını ortaya koymak için referans aldıkları bazı kaynaklardan bahsetmek yerinde olacaktır:
… İslam; kan, ihtilal, gözyaşı ve cihat dinidir! (Mutaharrî)
… Aydınların tarihi ihanetlerle, âlimlerin tarihi başkaldırılarla doludur! (Ali Şeriatî)
… Aşk iki rekâttır, abdesti ancak kanla alınır! (Humeynî)
… Hizbullahi mesaj, cihada dayalı dindarlıktır! (Ali Koranî)
     Terör örgütlerinin, cihat kavramını savaş ve öldürme ile özdeşleştirmeye çalışmasının altında değişik sebepler vardır. Bunlar:
1.
Öncelikle cihat kavramına, gerçek anlamından uzaklaştırılarak, sadece şiddet içerikli bir anlam yüklenmektedir.
2.
Cihat kavramı, dini literatüre ait bir kavram olduğu için bu kavram ile gerçekleştirilen her türlü faaliyete meşru bir zemin oluşturulmaya çalışılmaktadır.
3.
Cihat kavramının dini kisvesi altında yapılan her türlü eylem, öldürme eylemleri de dahil, din adına yapılıyor gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.
4.
Cihat kavramının yanında, şehitlik ve şehadet gibi kavramlar da empoze edilmeye çalışılmaktadır. Bu kavramlarla da, gerçekleştirilen eylemlerde ölüm olması durumunda, sözde “şehitlik” adı altında ölümün sıradan bir ölüm olmadığı vurgulanmaya çalışılmaktadır.
5.
Bunların yanında cennet ve cehennem de, vurgu yapılan diğer kavramlardandır. Zira bu kavramlar ışığında, ölündüğü takdirde cennete gidileceği inanışı hâkim kılınmaya çalışılır.
     İslam’ın konuya bakışı ise şöyledir:
     Kur’an-ı Kerim’deki; “Kim bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de onun hayatını kurtarmak suretiyle yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur!” (Maide Suresi 32. ayet),  “Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin!” (İsra Suresi 33. ayet),  “Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde sürekli kalacağı cehennemdir. Allah bunu yapana gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için korkunç bir azap hazırlamıştır!” (Nisa Suresi 93. ayet)
     Sonuç olarak; “Terör örgütleri, yaptıkları her faaliyeti bir dinî hükme bağlamaya çalışmaktadırlar. Ve sözde dinÎ hükümler, aslında kendi ihdas ettikleri hükümler üzerinde yorum yapılmasına müsaade etmemektedirler. Dolayısıyla, terör örgütüne eleştiri getirmek ile dine eleştiri getirmek bir tutulmaya çalışılmaktadır. Bu sayede örgütün görüşleri sorgulamasız doğru kabul edilmektedir.
     Terör örgütlerince, din olgusunun istismar edilmesi kolay bir yoldur. Çünkü ekonomik veya politik bir vaatte bulunulsa bu yerine getirilemeyebilir. Ancak dini konulardaki vaatler, daha çok öteki dünyaya ait hususlardır. İnsanlara, “Şöyle yaparsanız cennete giderseniz!” diye vaatte bulunulduğunda, hiç kimsenin bu dünyada, vaatte bulunanlardan bir cennet talebi olmayacaktır.
     Bu yüzden din istismarı, terör örgütlerinin istismar edebileceği diğer alternatiflere nazaran daha kolay ve etkili bir metottur.
     Dinin, insanların mutluluğunu hedeflediği düşünüldüğünde, dinin istismar edilmesi, yıpratılması, zaafa uğratılması, insanların mutluluklarının da istismar edilmesi anlamına gelmektedir. Dini istismar eden terör örgütlerinin niyeti, insanların dinlerini yaşayarak mutlu olmalarını sağlamak değil, gerçekleştirdikleri terörist faaliyetlere dini kalkan yapmaya çalışmaktır.
     Din adına hareket ettiklerini iddia eden terör örgütleriyle işbirlikçileri ve ne yazık ki dinî kendi siyasi emellerine, dünyevî çıkarlarına alet eden, akıl ve bilimden yoksun meczup bireyler, siyasi cemaat ve kuruluşlar da, dine en büyük zararı vermişlerdir ve vermeye de devam etmektedirler.

(Gelecek yazı: Terörün Türkiye’nin Kalkınmasına ve Sosyal Yaşama Etkisi)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir