Tarih Adım Adım Yazıldı-05. Büyük İskender’in Amirali Nearque

T

TARİH ADIM ADIM YAZILDI – Ünlü Gezginlerin İzinden Dünya Tarihine Bir Bakış
1. Kitap-1. Bölüm : Milattan Önceki Ünlü Gezginler (BÜYÜK İSKENDER’İN AMİRALİ NEARQUE)
                Dünya tarihini fazla detaya girmeden, şöyle yüzeysel olarak incelediğimizde; M.Ö.334 yılında, Makedonya’nın Pella kentinden yola çıkan genç bir komutanın, inançlı ve savaşçı askerlerden oluşan ordusuyla birlikte, M.Ö.334-333 yıllarında Anadolu’yu, M.Ö.333-332 yıllarında Suriye, Mısır ve Libya’yı, M.Ö.331 yılında tüm İran’ı egemenliği altına aldığını görürüz. Büyük İskender olarak tarihe ad bırakmış olan bu komutan, daha sonra fetihlerine devam ederek, M.Ö.330-329 yıllarında Medya, Horasan ve Batı Türkeli’ni, M.Ö.327-326 yıllarında Afganistan ve Pakistan topraklarını ele geçirmiş, M.Ö.324 yılında da bu zorlu mücadeleyi tamamlamıştır. M.Ö.200 yılında, İskender İmparatorluğu’nun topraklarının parçalanması sonucu 16 yeni devletin doğmuş bulunmasını, onca başarısına rağmen, kendisinden sonra gelen komutan ve yöneticilerin basiretsiz davranışlarıyla açıklamak mümkündür.
                Pythéas’tan birkaç yıl sonra, M.Ö.326 yılına doğru, Girit doğumlu Makedonyalı bir gezgin, denizcilik mesleğinde de hayli ün yapmıştır. Bu kişi, İndus Nehri ağzından başlayıp Fırat’a kadar Asya kıyılarını dolaşmak görevini üstlenen, Büyük İskender’in amirali Néarque’dır.
                İskender, Hindistan’dan Mısır’a olan ulaşımı sağlayabilecek bir yol bulma düşüncesine kapıldığında, sekiz yüz bin kişilik bir kara ordusuyla birlikte İndus Nehri civarında bulunuyordu. Néarque’a, otuz üç gemiden oluşan bir filonun yanı sıra, çok sayıda nakliye gemisi de vermiş, emrine iki bine yakın savaşçı da tahsis etmişti.
                Néarque, her iki kıyısı İskender’in ordusu tarafından işgal edilen İndus Nehri’nin ağzına dört aylık bir yolculuktan sonra varabilmiş, bu büyük nehrin deltasını dolaşması ise yedi aylık zamanını almıştı. Son bulunduğu yer, Bulûcistan Krallığı sınırı olmuştur ki, denizden yaptığı keşif gezisine bu noktadan başlamıştır.
                Néarque, 2 Ekim tarihinde denize açılmıştır. Bu tarihin tercih edilmesinin nedeni, gitmeyi tasarladığı yön doğrultusunda esen Muson rüzgârlarının başlayacak olmasıydı. Yolculuğunun ilk günleri hiç de iyi geçmemiş, kırk beş gün boyunca, batıya doğru ancak seksen mil mesafe kat edebilmiştir.
                İlk uğrak yerleri, Stura ile Coreestis isimlerinde iki kasaba olmuştur ki, günümüzde sahillerde bulunan şehir ve kasabaların hiçbirine bu isimler uymamaktadır. Daha sonra, Crocala Adası’na varılmış, rüzgârlardan bir hayli zarar gören filo, Monze Burnu’nu geçtikten sonra doğal bir limana sığınmak zorunda kalmıştır. Amiral burada, korsan kabilelerden oluşan ve barbar bir toplum olan Sangarlar’ın saldırılarına hedef olmuştur.
                Néarque, yirmi dört gün sonra, yani 3 Kasım tarihinde yeniden yelken açmıştır. Sürekli fırtına tarzında esen rüzgâr, filoyu birçok noktada kıyıya sığınmak zorunda bırakmıştır. O güne kadar hiçbir önemli arıza meydana gelmemişken, fırtına, bu kez üç geminin birden batmasına neden olmuştur. Néarque, bunun üzerine, geriye dönerek Crocala Adası sularında demir atmıştır. Burada, İskender tarafından gönderilen buğday, mısır ve diğer yiyecek maddelerini, her bir geminin onar günlük ihtiyacını karşılayacak şekilde dağıtmıştır.
                Fırtınanın dinmesinin ardından yeniden yelken açan Néarque, meydana gelen bir sürü olay ve sahillerdeki barbar kavimlerle kısa süren birkaç çatışmanın ardından, sonunda Moran Burnu diye işaret edilen noktaya varmıştır. Yolculuk notlarının bu bölümünde; ışınlarının eğik olarak yansıması gereken güneşin, objeler üzerinde gölge meydana getirmediği şeklinde bir iddiada bulunmaktadır ki, yanıldığında hiç kuşku yoktur.
                Bundan sonraki deniz yolculuğu ise, uygun rüzgârlar nedeniyle, çok iyi geçmiştir. Néarque, otlak namına hiçbir şey bulunmayan, koyunlarını ancak denizden çıkardıkları yosun ve bitkilerle beslemek zorunda kalan insanların ülkesinden geçerken, filoda da yiyecek ve su sıkıntısı baş göstermiştir. Neyse ki, Posmi Burnu civarından aldıkları yerli bir kılavuzun yönetiminde, karadan esen rüzgârlardan da faydalanan gemiler, hızla o bölgeyi geride bırakmışlar; sahillerinin pek o kadar çorak olmadığı, ötede beride sık ağaç kümelerinin bulunduğu yeni bir bölgeye varmışlardır.
                Néarque, adını vermediği küçük bir şehirden yiyecek maddesi temini yollarını aramış, bulamayınca da, gücüne boyun eğen halktan zorla almıştır. Gemiler, bundan sonra uğradıkları Canate, Trois ve Dagasira gibi beldelerin halklarının çok fakir olması nedeniyle yiyecek temin edememişlerdir. Ne etleri, ne de buğdayları kalmış olan denizciler, sonunda, o yöre sularında pek bol bulunan kaplumbağaları yemeye karar vermişlerdir.
                Hemen hemen Basra Körfezi karşısına gelen filo, burada, sürü halinde gezinen balinalarla karşılaşmıştır. İri hayvanları görünce korkuya kapılan gemiciler kaçmak istemişlerse de, sözleriyle onları yatıştırıp cesaretlendiren Néarque, pek o kadar tehlikeli görmediği dev yaratıklara karşı gemisini hareket ettirerek onları dağıtmakta gecikmemiştir.

                Gemiler İran’ın Kerman bölgesine vardıklarında, sahillerin muhtelif ürünlerle dolu olduğu, her tarafın buğday tarlaları ve otlaklarla kaplı bulunduğu, zeytin ağacı hariç olmak üzere, her türden meyve ağacının bol miktarda yer aldığı görülmüştür. Néarque, önce Badis’e uğramış, Maceta ya da Muissendon Burnu’nu döndükten sonra, Basra Körfezi’nin giriş bölgesine varmıştır. Arap coğrafyacıların şiddetli itirazlarına rağmen amiral, bu körfeze, hiç de uygun olmayan bir şekilde Kızıldeniz adını vermiştir.
                Néarque, körfeze girmiş ve tek bir moladan sonra, önce Harmozia, sonra da Ormuz, yani Hürmüz adı verilen küçük bir adaya varmıştır. Burada, İskender ordusunun yürüyüşe başlamasından buyana beş gün geçtiğini öğrenen Néarque, büyük cihangire yetişmek için karaya çıkmakta acele etmiştir. İskender, yirmi bir haftadan beri filodan hiçbir haber alamadığı için artık ümidini kestiği bir sırada, yorgunluk ve açlıktan zayıflamış ve tanınmayacak hale gelmiş olan amiralini karşısında görünce pek sevinmiş, dönüşünü kutlamak için jimnastik gösterileri düzenlemiş, şenlikler yaptırmış ve kurbanlar kestirerek tanrılara şükretmiştir. Néarque, bundan sonra, Sus’a götürmek üzere filonun komutanlığını yeniden alarak Harmozia’ya dönmüş ve tanrı Jüpiter’den yardım diledikten sonra tekrar yelken açmıştır.
                Filo, Arek ve Kirmis gibi adaları ziyaret ettikten sonra, bir süre sığ sularda karaya oturmuş, ancak suların yükselmesinin ardından yoluna devam edebilmiştir. Bestion Burnu geçilmiş,  Kerman ülkesinin son şehri olan Keish’e varılmıştır. Gemiler, bundan sonra başlayan İran sahillerini izlemişler, Gillam, İndéarabia, Shevu, Konkum gibi beldeleri ziyaret ettikten sonra, İskender tarafından gönderilmiş olan buğdayı alacakları Sita-Reghiau’ya varmışlardır.
                Filo, uzun bir deniz yolculuğunun ardından, İran’ı bugünkü Kuzistan adı verilen Sus bölgesinden ayıran Endian Nehri ağzına varmıştır ki, burada, içinde bol miktarda balık bulunan Cataderbis adlı büyük bir gölün varlığı dikkati çekmiştir. Dégéla adındaki kasabaya demir atan Néarque, burada, kendini ödüllendiren ve filo komutanlığını yine kendisinde bırakan, ikinci bir buluşmayı sağlamıştır. İskender ondan, Kızıldeniz’e kadar olan bütün Arap sahillerinin araştırılmasını istemişse de, erken gelen ölümü, böyle bir girişime kalkılmasını engellemiştir.
                Bu arada kısaca, İskender’in kendisinin ölümsüz olduğuna inanmasından ve bunun için de ölümünden sonra imparatorluğu yönetecek bir düzen kurmayı düşünmemiş olmasından söz etmek gerekir. Ölümünden bir süre sonra, onun güçlü kişiliğiyle bir arada tutulan ülke parçalanmaya başladı. Yönetici konumundaki generaller giderek güçlendiler ve hepsi de egemen oldukları bölgelerde krallıklarını ilan ettiler.
                İskender’in Yunan-Pers imparatorluğu kurma düşleri suya düşse bile, istila ettiği yerler, kültürel olarak Yunanlı kaldı. Mısır’da Ptolémée’ler, Yunan kökünü korudular ve uzun süre Yunan sanatkârlarının ve bilginlerinin en iyi koruyucuları ve yetiştiricileri oldular. İran, Afganistan ve Hindistan’da kalan bölgeler ise, bağımsızlıklarını kazanmalarına rağmen, Yunan parasını kullanmaya ve Yunan dilini konuşmaya devam ettiler.
                Néarque, bundan sonra Lisiya ve Pamfiliya valisi olmuştur. Boş zamanlarında seyahatlerinin öyküsünü yazmış, ancak bu öyküler kazaya uğramıştır. Ünlü bir Yunan tarihçisi ve filozofu olan Arien, yazdığı “Historia İndica” adlı eserinde, Néarque’ın seyahatleri hakkında tam ve derinlemesine bir analiz yapmıştır. Yaptığı yolculuklar, denizcilik tarihinde çok önemli keşiflere imza atması nedeniyle olay olan Néarque’ın, ardında cesur ve yetenekli bir denizci şöhreti bırakarak, muhtemelen İpsus Savaşı’nda öldüğü sanılmaktadır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi