Çocuk ve Öğretmen
Çocuk ve Öğretmen

Çocuk ve Öğretmen

     Size bir şey anlatayım da görün, yersiz azarını bir hödüğün.
     Bir çocuk Seine Nehri kıyısında güle oynaya koşarken suya düşmüş nasılsa. Boğuldu boğulacak derken, bir söğüt dalı yetişmiş imdadına. Yapışakalmış yavrucak, Allah’tan başka kimseler yok kurtaracak.
     Tam o sırada bir öğretmen geçecek olmuş yukarıdan. Çocuk bar bar bağırmış, hocasını imdada çağırmış.
     Hoca durmuş, sularla pençeleşen çocuğu görmüş. Hemen başlamış azarlamaya:
     “Pis yumurcak! Koşar mısın kıyıda? Budur işte haylazlığın sonu! Okul nasıl adam etsin seni? Zavallı anan baban ne yapsın? Peşinde mi dolaşsınlar Allah’ın günü? Nedir çektiği sizden zavallıların? Keyif sizin, dert onların…”
     Buna benzer bir sürü laftan sonra öğretmen, çekmiş çıkarmış çocuğu nehirden.
     Çoklarına taş attım bu hikâyemde, vırvırcı, dırdırcı, ukala büyükler; görmüşlerdir kendilerini öğretmende. Az değil, sürüyledir bu hödükler. Soylarını bereketli kılmış Tanrı. Dünyanın her yerinde, her işinde durmadan işler ağızları. Be mübarek adam, önce kurtar çocuğu, sonra çekersin nutkunu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir