Küçük Kibritçi Kız
Küçük Kibritçi Kız

Küçük Kibritçi Kız

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Evvel zaman içinde bir kentte küçük ve fakir bir kız yaşarmış. Bu kız kibrit satarak geçinmeye çalışırmış. Kızın hiç kimsesi yokmuş. Yıkık dökük bir evde oturuyormuş.
       Bir sabah yine kibrit satmak için yollara düşmüş. Kar yağdığı için her taraf bembeyazmış. Kibritçi Kız’ın ayağına giyecek ayakkabısı bile yokmuş. Yalın ayak karlara basa basa kibrit satmaya çalışıyormuş. Üzerindeki elbiseler o kadar eskimiş ki soğuktan korumuyormuş bile.
       Kibritçi Kız soğuktan donmamak için bir köşeye büzülmüş. Artık akşam olmak üzereymiş. Kızcağız tek bir kibrit bile satamayacağını anlamış.
       İnsanlar yaklaşan yılbaşı için alışveriş yapmış, acele acele evlerine dönmekteymiş. Kibritçi Kız çok acıkmış ve sıcak bir çorba içebilmek için bir lokantaya girmiş. Lokantacı, küçük kızı azarlayarak;
       “Ne işin var dükkânımda, müşterilerimi kaçıracaksın, hemen dışarı çık!” diyerek Kibritçi Kız’ı lokantasından kovmuş.
       Zavallıcık, yeniden karlı yollara düşmüş. Parası olmadığından yatacak yeri de yokmuş. Yanına sığınacak bir yakını da olmadığından tekrar bir köşeye büzülmüş.
       Kibritlerden birkaçını yakarak ısınmayı düşünmüş. Bir kibrit yakarak ellerini ısıtmaya çalışmış. Fakat o anda karşısında yanan bir soba belirivermiş. Küçük kız ellerini sobaya uzatarak ısıtmak istemiş. Fakat gördüğü sobanın bir hayal olduğunu anlamış.

       Elindeki kibrit söndüğünde soba kayboluvermiş. Kibritçi Kız, bir kibrit daha yakmış. Birden karşısında nefis yiyeceklerle dolu bir sofra belirmiş. Kızcağız bununda bir hayal olduğunu biliyormuş ve kibritin sönmemesi için dua ediyormuş. Sonunda kızın elindeki kibrit sönmüş ve sofra da göründüğü gibi kayboluvermiş.
       Kız bir kibrit daha yakmış. Karşısında rengarenk, ışıl ışıl süslerle dolu bir yeni yıl ağacı belirmiş. Ağacın altında paket paket hediyeler diziliymiş. Kibritçi Kız, “Kimbilir bu paketlerde ne güzel hediyeler vardır?” diye düşünmüş.
       Yeni bir kibrit daha yakmış. Kibritin yanmasıyla yeni yıl ağacı daha da yaklaşmış. Hediye paketleri de sanki elini uzatsa değebileceği kadar yakınındaymış. Ancak tüm bunlar bir hayalmiş.
       Kibritin sönmesiyle yeni yıl ağacı da, hediyeler de karanlığa karışıvermiş. Kibritçi Kız, bir kibrit daha yakmış. Bu sefer karşısında yakın zaman önce kaybettiği ninesini görmüş. Ninesi küçük torununa sevgiyle bakmaktaymış. Küçük kız ninesinin kaybolmaması için hemen bir kibrit daha yakmış. Ninesi bu sefer daha da yakınına gelmiş. Küçük Kibritçi Kız ninesine;
       “Nineciğim, seni görmek beni çok mutlu etti, seni o kadar çok özledim ki,” demiş.
       Ninesi küçük torununa ellerini uzatarak;
       “Güzel çocuğum, benimle gökyüzüne gelmek ister misin? Orada çok mutluyum, sen de yanıma gel,” diyerek sevgiyle gülümsemiş.
       Küçük kız da ellerini ninesine uzatarak;
       “Gelmez olur muyum hiç nineciğim. Seninle olmak istiyorum. Beni hemen yanına al,” demiş.
       Ninesi küçük Kibritçi Kız’ın ellerini tutmuş ve hep birlikte gökyüzüne yükselmişler. Artık küçük kız ne üşüyormuş ne de karnı açmış.
       Sabahleyin evlerinden çıkan insanlar sokakta bir köşede küçük Kibritçi Kız’ın cansız yatan bedeniyle karşılaşmışlar. Küçük kızın yanında yanmış kibritler durmaktaymış. Yüzü de mutlu bir çocuğunki gibi gülümsemekteymiş.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir