O Beyazlar Ne Yaraşmış Geline
O Beyazlar Ne Yaraşmış Geline

O Beyazlar Ne Yaraşmış Geline

     İncecik gürgen dallarından örülmüş çit ile sınırlanmış geniş avlu, yer yer keçi kılından dokuma, çergelerle döşenmiş. Üstlerine gelişi güzel pöstekiler serpilivermiş… Orta yere, meydan sofraları kurulmuş. Düğün çorbaları, etli yemekler ve pilavlar bol bol ikram edilmiş.
     Davetliler ve konu komşu, hep birden “buyur” edilivermişler geniş avluda kurulan sofralara… Herkeste bir sevinç, bir neşe, bir telaş ki deymeyin gitsin…
     Hani… Emine’nin babası da biricik kızının bu mürüvvetinde varını yoğunu ortaya döküvermiş… Köyün, tepedeki boğaza bakan kenar mahallesinde çalınan davulların sesleri ile delikanlıların halay çekerken attıkları nağralar ve arada bir sıkılan tabanca, çifte, mavzer namlularından çıkan ıslıkların aksi sedaları, yamaçlardan süzülüp, kırılıp buralara kadar ulaşıyor.
     Şimdi yemek sona ermiş, çok yakın akrabalar iç odada beraberlerinde getirdikleri beşibiryerdeleri, altınları, yüzükleri, bilezikleri bir bir el öptürüp, birer iğne ile beyaz gelinliğinin göğsüne iliştiriyorlar… Dışardaki kısrak donatılmış. Gümüş kakmalı Çerkez eyerinin üzerine bir de Isparta halısı konmuş. Kısrak, ikinci bir gelin gibi allı pullu süslenmiş. Taşıyacağı yükün değerini adeta bilen biri gibi başı dik, bakışları anlamlı…
     Emine atın yanında, babasının ve annesinin ellerini son bir defa daha öpüyor.
     Kınalı parmakları ile ucundan tuttuğu eyere çıkıp oturuyor… Saadetten, sevinçten, güzel gözlerinden yuvarlanan inci tanesi gibi iki damla yaş, beyaz duvağının arasından yerlere süzülüyor…
     Babası dizginlerinden tuttuğu kısrağı, kapıda oğlan tarafından gelen alaya teslim ederken, komşu kızlar hep bir ağızdan bir türküye başlıyorlar…

O beyazlar ne yaraşmış geline
Ata binmiş gidiyor dost eline
Ne sevinç bu, içi sığmaz içine
Başı taçlı, saçı telli Emine
Ne şirindir şu giden köy güzeli
İyi günler dileyip öv güzeli 

O ne endam, o ne şahane hüsün
Neye baksa ediyor sanki füsun
Taşıyor neşesi gül pembe yüzün
Başı taçlı, saçı telli Emine
Ne şirindir şu giden köy güzeli
İyi günler dileyip öv güzeli 

Ne güzeldir saçına gül takışı
Hele ahu gibi süzgün bakışı
Ya o kirpikleri rabbin nakışı
Başı taçlı, saçı telli Emine
Ne şirindir şu giden köy güzeli
İyi günler dileyip öv güzeli 

Bu köyün en güzeliydi gidiyor
Bu köyün şen güzeliydi gidiyor
Bu köyün can güzeliydi gidiyor
Başı taçlı, saçı telli Emine
Ne şirindir şu giden köy güzeli
İyi günler dileyip öv güzeli

Güfte: Reşat Özpirinçci
Beste: Erdinç Çelikkol
Makam: Segâh
Usûl: Aksak
Form: Şarkı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir