Tarih Adım Adım Yazıldı-07. César

T

TARİH ADIM ADIM YAZILDI – Ünlü Gezginlerin İzinden Dünya Tarihine Bir Bakış
1. Kitap-1. Bölüm : Milattan Önceki Ünlü Gezginler (CÉSAR)

                Dünyada, bugün belki de Atina ve Roma adında bir düzine şehir vardır. Bunlar genellikle küçük kasaba ve köylerden ibaret olduğundan kaç tane olduğunu hesaplamak imkânsızdır. Ancak bunların pek çoğunun Amerika ve Avustralya gibi Avrupalıların son yüzyıllarda sömürgeler oluşturduğu topraklarda olması ilginçtir. Gerçekte, bu iki şehrin adı, günümüz uygarlığına temel olacak mirası oluşturan her türlü gelişmenin toplamını simgeler. Roma birkaç birleşik köyden, dünyanın gördüğü en uzun süreli imparatorluklardan birinin merkezi haline dönüşmüş ve Jül Sezar adıyla bütünleşmiştir.
                Roma tarihinin en büyük şahsiyeti olan Sezar’ın, amacının yeni ülkeler keşfetmek olmadığı bilinen bir gerçektir. O, tarihe bir cihangir olarak adını yazdırmış ve imparatorluğunun sınırlarına pek çok ülkeyi katmıştır. Bizim için önemli olan, Sezar’ın ordularını hiç tereddütsüz bilinmeyen ülkelere fetih amacıyla sevk etmiş olmasıdır. Yaşam öyküsüne kısaca bakacak olursak;
                Ailesinden beş kişi konsül olmuştu, ama o askerliği seçmiş ve general olarak parlamıştı. M.Ö.60 yılında, 41 yaşında iken, Pompeius ve Crassus’la birlikte üçlü bir yönetim kurdu ve Roma Cumhuriyeti’nin Pompeius’dan sonra gelen ikinci şahsiyeti oldu. Bir yıl sonra da konsül, yani cumhurbaşkanı seçildi. Kuzey Afrika ülkeleri, Libya, Mısır ve Mavi Nil kaynaklarına kadar Habeşistan’ın yanı sıra, M.Ö.58 yılında, yedi yıl süren bir seferden sonra Galya’yı, İsviçre ve Belçika’yı fethetti. Ordularını, o zamana kadar kimsenin adım atmadığı Büyük Britanya sahillerine kadar sevketti. Daha sonra bu ordular İngiltere’ye atlayarak Kuzey İskoçya’ya kadar bütün adayı zapt etti.
                Sezar, çok büyük deha sahibi bir asker ve politikacı, üstün bir hatip, çok kudretli bir yazardı. Yunanca’ya da fazlasıyla hâkimdi. Kısa dönem içinde gerçekleştirdiği kazanımlarla ülkesinin topraklarını iki katına çıkarmış, Mısır üzerinde tam hâkimiyet kurmuştu. Diğerlerinden farkı ise, onlar gibi hükümdar/imparator olmamasıydı; sadece Roma soylularından biriydi ve iktidarda kalması Senato’daki oylara bağlı bulunuyordu. Kendisini imparator ilan etmek üzere iken veya bu söylentinin gündemde olduğu bir sırada, Senato’ya girerken, Pompeius’un büstünün önünde, başta evlatlığı Brutus olmak üzere bir grup senatör tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Saldırı karşısında söylediği “Sen de mi Brutus?” sözü ile tarihe geçti.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi