Genel Kültür Notları (22)

G

ÇİÇEKLERİN MİTOLOJİDEKİ ÖYKÜLERİ
     Mitoloji, ilk insanların çözemedikleri doğa olayları karşısındaki davranış biçimleri ve yorumlarının ürünleridir. Yunanca’da mitoloji “masalsı olayların incelenmesi”, yani “efsane bilimi” anlamına gelir. Çiçekli bitkiler ne kadar çeşitliyse, onlarla ilgili mitolojik öyküler de en az o kadar çeşitlidir. İnsanların duyguları ve istekleri çiçekli bitkiler dünyasının güzellikleriyle birleşince bakın ne kadar ilginç öyküler çıkıyor ortaya.
Kırlalesi
     Bu bitki, adını aşk tanrıçası Afrodit ve ölümlü sevgilisi Adonis arasında geçen çok ünlü bir aşk öyküsünden alır. Öyküye göre Adonis, Afrodit’le birlikte yaşarken, iki sevgili ormanda avlanmaya giderler. Adonis avının peşine düşmüş, ormanda ilerlerken tanrıça da, kuğuların çektiği arabasıyla onu yakından izler. Afrodit’in eski sevgilisi olan savaş tanrısı Ares, tanrıçanın bu ölümlüyle bu kadar ilgilenmesini çok kıskanır. Rakibinin avda tek başına kaldığı bir anda yaban domuzu kılığına girer ve Adonis’e saldırarak onun ölümcül bir yara almasını sağlar. Adonis, yaban domuzundan kurtulmak için mızrağını kullansa da onun dişlerinden aldığı darbelerle kısa süre içinde ölür. Haberi alan Afrodit, arabasıyla Adonis’e yetişmeye çalışır; ama onun ruhu çoktan ölüler diyarına ulaşmıştır bile. Umutsuzluk içinde, sevgilisinin yarasına balözü sürer. Sevgilisinin bedenini ağaçların arasından kaldırırken de, balözüyle birlikte kan damlayan her yerde kırlalesinin koyu kırmızı renkli çiçekleri açar. Rüzgârın esmesiyle açan çiçekler, daha sonra yine rüzgârla birlikte yapraklarını dökerler. Bu nedenle bu bitkiye ingilizce’de “rüzgâr çiçeği”, yani “wind flower” denir. Bu, “önce ona yaşam veren rüzgâr, sonra onun yaşamını sona erdirir,” anlamına gelir.
Süsen
     Bu bitki, ismini mitolojide gökkuşağı tanrıçası İris’den almıştır. Tanrıların tanrısı Zeus ve tanrıların kraliçesi Hera’nın habercisi olarak da bilinen iris, cennetten aldığı haberleri gökkuşağı üzerinden dünyaya getirirmiş. Latince olan “iris” sözcüğü “cennetin gözü” anlamına gelir. Tanrıçaya ve bu çiçeğe verilen ad, aynı zamanda, gözümüzün renkli kısmının da adıdır. Bu nedenle, Eski Yunan mitolojisine göre bir anlamda “hepimiz cennetten bir parça taşıyoruz” anlamındadır.
Gül
     Öykülerde gül bitkisinin, çiçeklerin tanrıçası Khloris tarafından yaratıldığı söylenir. Khloris, bir gün ağaçların arasında bir perinin cansız bedenini bulur ve onu çiçeğe dönüştürür. Sonra kendisine yardım etmeleri için diğer tanrıları çağırır. Aşk tanrıçası Afrodit, güzellik verir çiçeğe ve şarap tanrısı Dionysos da güzel koksun diye balözü armağan eder. Batı rüzgârı tanrısı Zephyrus bulutları uzaklaştırır çiçeğin üzerinden. Güneş tanrısı Apollon güneşi iyice parlatır ki yapraklarını açabilsin ve canlansın diye. İşte mitolojik öykülerde tanrıların elele verip yarattıkları söylenen bu çiçek, “çiçeklerin kraliçesi” diye bilinir.
Çiğdem
     Bir ölümlü olan Crocus, Yunan tanrısı Hermes’in arkadaşıdır. Bir gün iki arkadaş oynarlarken, Hermes yanlışlıkla arkadaşının ölümüne neden olur. Kazanın olduğu yerde küçük bir bitki, çiçek açar. Crocus’un üç damla kanı da çiçeğin tam ortasına düşer. İşte çiğdem bitkisi adını bu mitolojik öyküden alır.
Papatya
     Bu bitkinin çiçeği, incelik ve zarafeti simgeler; yıldızlı gökyüzünün tanrıçası Asterea’nın gözyaşlarından yaratıldığı söylenir. Asterea, tanrılar diyarından dünyaya doğru baktığında hiç yıldız göremez ve ağlamaya başlar. Gözyaşlarının dünyaya düştüğü her yerde bu bitki çiçek açar.
Şifaotu
     İngilizce’deki adıyla Peony bitkisi, adını Paian’dan sonra almıştır. Paian, cehennem tanrısı Hades’in ve savaş tanrısı Ares’in de yaralarını iyileştiren, iyileştirici bir tanrıdır. Paian, Yunan mitolojisinde hekimtanrı olarak bilinen Asklepius’un öğrencisidir. Apollon’un annesi ve doğurganlığın tanrıçası olarak bilinen Leto, bir gün Paian’a Olympos dağında yetişen büyülü bir bitkinin kökünü nasıl elde edebileceğini öğretir. Bu büyülü kökün, kadınların doğum sırasında acı çekmelerini engellediği söylenir. Asklepius, bunu duyunca çok kıskanır ve en gözde öğrencisi olan Paian’ı öldürmek ister. Ancak Zeus, Asklepius’un gazabından korumak istediği Paian’ı bitkiye dönüştürür. Şifaotu olarak bilinen bu bitkinin kökleri gerçekten Eski Yunan’da tıbbi amaçlarla kullanılırmış.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz