Bulunmaz Uşak Bulgaristan-3

B

7. IRKÇI POLİTİKA VE AZINLIK PROBLEMLERİ
     Rejimi güçlendiren ve ideolojik doğrultuda süreklilik sağlamayı başaran Jivkov ve ekibi, 1968 yılında Parti Merkez Komitesi tarafından benimsenen bir karar uyarınca; “İleri sosyalist toplumun gelişmesini sağlamak amacı ile yönetim birimine önem verilmesi, milli gururu zihinlerde yerleştirmek için Bulgar tarihinin olumlu yanlarının vurgulanması…” gibi ideolojik programları yürürlüğe koymuşlar ve krallık devirlerinde de olduğu gibi aşırı derecede ırkçı bir politika izlemeye başlamışlardır.
     Bu politikanın daha çok komşularını rahatsız etmeye başlaması neticesinde, en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye ile ilişkileri bozulmuştur. Bulgaristan’da bulunan bir milyonun üzerindeki Türk azınlığının her türlü dinî, sosyal, kültürel ve ekonomik haklarına yapılan saldırıların artması ve dünya kamuoyunu etkilemesi neticesi, Türk hükümeti tarafından yapılan teşebbüs sonucunda, 19 Ağustos 1969 tarihinde Bulgaristan’daki Türklerin Türkiye’ye göç etmeleri kararlaştırılmıştır.
     Göçmen Türklerin Türkiye’ye gelmeleri ile problemin ne kadar büyük olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Halbuki, diğer devletlerle birlikte azınlıkların haklarının korunmasına dair yapılmış antlaşmalara imza koyan Bulgaristan’ın uygulaması ise beklendiği gibi bunun tersi olmuştur.
     Azınlık tarifine giren ve bir memleketin büyük ekseriyetlerinden ırk, din veya lisan bakımından ayrılan şahıslarla ilgili olarak; daha insanî bir devlet idaresinin kurulabileceği görüşünden hareket eden devletler, bu konudaki uygulamalarında çok hassas davranmak ihtiyacı duymuşlardır.
     Halbuki Birleşmiş Milletler’de temsil edilen Bulgaristan’ın Türk ve Müslüman azınlığı üzerinde oynadığı oyunlar, alınan polisiye tedbirler ve Türk eserlerine yapılan barbarca saldırılar giderek artmış ve bugüne kadar gelmiştir.
     Ancak ne kadar baskı yapılırsa yapılsın istenilen sonuca ulaşılamayacak, ORAK ve ÇEKİÇ gönüllerde yer etmiş Türklüğü ve yanmakta olan iman ateşini söndüremeyecektir.
8. GERÇEKLEŞTİRİLEMEYEN EMELLER
     Balkan Savaşı’nı müteakip, Doğu Trakya’nın kuzeyini, Kırcali taraflarını, Makedonya’dan küçük bir parçayı, Batı Trakya’yı alan ve Ege Denizi’ne inen Bulgaristan’ın; 1. Dünya Savaşı’nın sonunda aldıklarını geri vermesi, onun ve SSCB’nin emperyalist emellerine uygun düşmüyordu. Daha önce kaybettiği Kuzey Makedonya’yı Yugoslavya’dan almak için 2. Dünya Savaşı’nda Almanya’nın yanında yer alması da neticeyi değiştirmeyecek ve hatta Dobruca bölgesi de ellerinden alınarak Romanya’ya verilecekti.
     Bulgaristan; gerçekleştirilemeyen emellerinin husule getirdiği küskünlük nedeniyle, Atatürk’ün Balkan Antantı’na katılmayı kabul etmemiştir.
     Aradan geçen zaman zarfında değişen hiçbir şey olmamış ve tarihi emellerini devamlı sıcak tutmuştur. Sovyet Rusya’nın sıcak denizlere inme hülyalarına maşa olan Bulgaristan; kaybettiği Ege Denizi kıyılarına sahip olabilmek için Yunanistan’daki iç savaşa dönüşebilecek gerilla faaliyetlerini desteklemiş ve onlara silah ve mühimmat yardımı yapmıştır.
     Barış ve milletlerarası güvenlik için gayretler harcandığını Bulgar Haberler Ajansı (BTA) kanalıyla yaymaya çalışan ve batılı ülkeleri nükleer şantaj, askeri bloklar ve askeri üsler sistemini kurmakla suçlayarak propaganda konusu yapan bu yakın komşumuz; bugün için sosyalist ülkeler arasında en alt sırada yer almasına rağmen, hizmette herhangi bir kusur işlememekte ve sigorta primleri Sovyetler Birliği tarafından ödenmektedir.
9.
ETNİK YAPI VE POLİS DEVLETİ
     110.912 kilometrelik karelik bir araziye ve 8.900.000 nüfusa sahip bulunan Bulgaristan’ı, etnik yapının çok farklı olması ve buna paralel olarak sosyal ve kültürel hayatın değişik bir manzara arz etmesi oldukça rahatsız etmektedir.
     Konuşulan dil bakımından nüfusun 7.259.000’i Bulgarca, 1.072.000’i Türkçe, 180.000’i Pomakça, 120.000’i Romence, 95.000’i Çingenece, 84.000’i Yunanca, 84.000’i Makedonca ve 6000’i Ermenice konuşmaktadır.
     Aynı şekilde, din bakımından nüfusun 7.457.000’i Ortodoks, 1.347.000’i Müslüman, 55.000’i Katolik, 24.000’i Musevi ve 17.000’i Protestan’dır.
     Hal böyle olunca meydana gelen olayların önünü alabilmek ve Bulgarlardan sonra ikinci büyük etnik unsur olan Türkleri sindirebilmek, bu arada rejimi muhafaza edecek ideolojik propagandaya gerekli ağırlığı verebilmek için zaruri olan “Polis Devleti” özelliğini korumaya çalışmaktadır. Resmî terör ve onun doğurduğu korku, toplum üzerine tamamen çökmüş durumdadır. Propaganda kesintiye uğramaksızın devam etmekte ve hırsız, “Hırsız var…” diye bağırmaktadır.
     Dolayısıyla, muhtemel bir savaşta bünyesinde yer alan bu etnik farklılaşmanın getireceği sıkıntılar önlenemeyecek ve Bulgaristan, aynı durumdaki diğer komünist ülkeler gibi yok olmaya mahkûm olacaktır.
     Ancak Bulgaristan’ın diplomalı idarecileri Moskova’dan aldıkları talimatla hareket etmeye gün geçtikçe daha fazla itibar etmekte; bu arada teröristlere yapılan yardımlar ve devlet çapında ele alınan silah kaçakçılığı konularında birinci sırayı kimseye kaptırmamaktadırlar. Kamuoyunu aylarca meşgul etmiş bulunan Mehmet Ali Ağca ve Bekir Çelenk olayları daha çözülmeyi beklemektedir.
10.
TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARI
     Tarihi kinin uyandırdığı nefret ile birlikte bağlı bulunduğu rejimin de zorlamasıyla Bulgaristan; Türkiye üzerine yönelttiği çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.
     Bir zamanlar, yurtdışına gönderdiği mülteciler kanalıyla -ki bunların çoğu Belçika’daki kömür madenlerine yerleşmişlerdir- Avrupa’daki haber alma ağını ören Bulgaristan, aynı usulü Türkiye’ye de uygulamakta ve göçmenler arasına soktuğu adamları ile Türkiye’de faaliyet imkânı oluşturmak istemektedir. Zaman zaman gazetelere intikal ettirilen “Bulgar Casusu” olayları, bunun açık misallerini teşkil etmektedir.
     İstihbarat ve istihbarata karşı koyma, tarih boyunca büyük bir gizlilik içerisinde yürütülmüş ve hâlâ yürütülmektedir. Ancak olayları devamlı gizlemenin ve onları dosyalar içerisinde tozlu raflara kaldırmanın lüzumsuzluğunu, bugün modern usullerle çalışan istihbarat teşkilatları anlamış durumdadırlar. Hedef bellidir, faaliyetleri bilinmektedir ve olay çözülmüştür. Bunu kamuoyuna intikal ettirmenin ve olaylar içerisinde yer alan şahısları afişe etmenin karşı propaganda açısından büyük faydaları vardır.
     Şunu hiçbir zaman unutmak lazımdır: Bugün Bulgaristan’ın arkasında büyük bir güç bulunmakta ve tarihi emellerini gerçekleştirecek zaman ve zemini kollamaktadır. Onun için elinden gelen gayreti gösterecektir.
     Yurdumuzda soktuğu adamları veya resmî diplomatik misyon mensupları kanalıyla her tarafı karıştıracak, her taşın altına bakacaktır. Gün gelecek parlamenterlerle, tüccarlarla konuşacak; dernek, kurum veya fabrikalara yerleşmeye gayret edecek; gün gelecek yurtiçi terörist gruplara her türlü yardımı yapmaya çalışacaktır. Her gün karayollarımız üzerinde yüzlercesinin dolaştığı TIR kamyonlarının yapacakları çalışmalarla veya gayri kanunî güzergâh ihlalleriyle, gerekli olan askerî, siyasî ve ticarî bilgiyi toplayacaklardır.
     Kendine yakın bulduğu parti, teşekkül veya basın-yayın organları kanalıyla sendikalara ve çeşitli kuruluşlara el atmaya uğraşacaktır. Buralara yerleştireceği adamları vasıtasıyla devletin idareci kadrosunu ele geçirmeye çalışacak veya sanayi tesislerimiz ve buralara bağlı işyerlerinde ekonomik gücü zedeleyici sabotaj, işgal, direniş vesaire gibi faaliyetlere kalkışacaktır.
     Onun için ferden veya toplum olarak, maddi ve manevî değerlerimizi hedef alan bu gibi çalışmalara meydan vermemek, bunun yanı sıra senelerce sürmüş bulunan Bulgar mezalimine beşikteki çocuğuyla, aksakallı ihtiyarıyla katlanmaya çalışan Müslüman Türk kardeşlerimize arka çıkmak, onları milletlerarası platformda desteklemek, vazgeçilmez görevlerimizden olmalıdır.
11.
BİTİRİRKEN
     Bu kısa yazımızda; Sovyetler Birliği’nin dostluk sembolü Bulgaristan Halk Cumhuriyeti’ni değişik açılardan sizlere tanıtmaya çalıştık, tarihî geçmişi hakkında ansiklopedik mahiyette bilgiler verdik. İsterdik ki, olayların derinliğine inebilelim, tarihî belgeleri,  şahsiyetleri gözlerinizin önüne serebilelim.
     Ancak 5500 Bulgar’ın yüksek tahsil gördüğü ve 1800 uzmanın doktora yaptığı Sovyetler Birliği gibi bir ülke mevcut oldukça, daha çok şeyler yazmak ve daha çok şeyler söylemek mümkün olacaktır.
     Çünkü orası, temeli Lenin tarafından atılmış bir okuldur!
     Kendi emellerinin gerçekleşmesine yardımcı olacak uşak yetiştiren bir okul!
     Bulgaristan ise İngiliz uşaklarına has bir bağlılık ve ciddiyetle çalışan bulunmaz bir Uşak!
     Bu uşağı yakından tanımak için oralara kadar uzanmak gerek!

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz