Yörük de Yaylasında Yaylayamadım
Yörük de Yaylasında Yaylayamadım

Yörük de Yaylasında Yaylayamadım

     Kızılırmak dolaylarındayız…
     Güneş yüksek dağların ardında kayboluyor. Sürüler bir bir ağıllarına dönmekteler. Kızılırmak nazlı nazlı, kıvrıla kıvrıla, türküler söyleyerek akıp gitmekte… Hafif, serin bir yayla rüzgârı, yüzümüze öpücükler kondurmakta, kekik kokuları buram buram sarmış her tarafı… Çevremizdeki yamaçlardan, ağıllardan dertli dertli inleyen kaval sesleri gelmekte…
     Bu yaylanın en dertli kavalı bizim Emmi Yusuf’tadır… Âşıktır bizim Emmi Yusuf… Sevgilisi yakındaki bir köyde, bir ağanın kızıdır. Yusuf bir gün ağa kızına otlakta rastlar ve kendisine hemen âşık oluverir… O gün bu gündür deli divane olur, Mecnun’dan farkı kalmaz Yusuf’un… Ayşe’si de daha çok küçükmüş… Çok körpe imiş… Daha henüz 13-14 yaşında ancak var diyorlar.
     Bu yaylaların baharı, çiçekleri, papatyaları kadar saf ve temiz bir kızmış Ayşecik…
     Emmi Yusuf birkaç kez aracılar bulup göndermiş ağaya Ayşe’si için. Ağa köpürmüş, küplere binmiş… Öyle bir öfkelenmiş, öyle bir celallenmiş ki, neredeyse aracı olan köy eşrafını sille tokat kapı dışarı edesiymiş… Yol yordam bilen, halden anlayan adam değilmiş ağa… “Sürüsünü buralara yakın getirmesin. Başka yönlere sürsün. Aklını başına devşirsin. Bu otlakları altüst eder, dağları başına yıkar, zehir zindan ederim sonra bu yerleri, bu dünyayı kendisine… Basıp gitsin buralardan. Kendisine uygun bir kısmet arasın” diyesiymiş.
     Demesine ağa öyle demiş ya… Emmi Yusuf buralarda, bu aşk ateşi ile yanıp tutuşur mahvolurken, ağa kızı Ayşecik “Yusuf” der de, bir daha başka şeyler demez, başka isimler ağzına almazmış bir türlü…
     Emmi Yusuf yine de “Beklerim,” diyor… “Büyüsün… Beklerim… Gönlüm ondadır. O olursa olur. Olmazsa bu dünyada şu garip kavalımdan gayri ne malım ne mülküm var ki? Sevdiğimin yerine onu bağrıma basar da, göçer giderim başka illere, başka diyarlara…” diyor da başka bir şey demiyor.
     Bunlardan başka halini dile getirecek bir şeyler bilmiyor Emmi Yusuf…
     Buralarda, bu saf ve temiz aşk için yakılmış bu türkü var…
     Geliniz bu türküyü dinleyelim şimdi sizlerle birlikte…

Yörük de yaylasında aman yaylayamadım civanım
Divane gönlümü eyleyemedim
Diyecek sözümü aman söyleyemedim civanım
                Yaylamam yaylada kar olmayınca
                Eylemem gönlümü yar olmayınca
Yörük de yaylasında süt bakır bakır civanım
Sevdiğim yosmanın gözleri çakır
Güle de bülbül konmuş aman ne güzel şakır civanım
                Yaylamam yaylada kar olmayınca
                Eylemem gönlümü yar olmayınca 

Derleyen: Muzaffer Sarısözen
Kaynak: Osman Pehlivan
Nota: Muzaffer Sarısözen
Yöre: Rumeli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir