Yemenimde Hâre Var

Y

     Aşk ateşi, insanın gönlüne düşmeye görsün bir kere… Sonrası zor mu zor…
     Şakir Molla’nın kızı Gülizar, böyle bir ateşle yanıp tutuşuyordu şu günlerde…
     Zaptiye Çavuşu Kâzım’ın oğlu Şükrü ile ne de güzel anlaşıyorlardı. Kafesli, cumbalı, pencerelerinin ince dantelli beyaz perdelerinin arkasında, her sabah ve her akşam Şükrü’nün yolunu bekler, yavaşça çektiği perde aralığından, bu erkek güzeli delikanlının gönülleri tutuşturan, esmer yüzünü süsleyen gür kalın saçları altında bir ateş gibi parıldayan gözlerinin içine bakar, derinden derine bir göğüs geçirişle elinde tuttuğu bir gülü ya da karanfili koklayarak, Şükrü’nün önüne yavaşçacık salıverirdi pencereden.
     O gül, o karanfil, ne olurdu sonra öyle mi? Söyleyelim öyleyse…
     Sonra ertesi gün, o gül ya da karanfil, Şükrü’nün yakasında takılı görülürdü elbette. Bu üç yıla yaklaşan bir macera idi… Sonu nasıl gelecek, nasıl bitecek bilinemezdi…
     Gülizar sonunun ne olacağını düşünmüyordu ki bu işin… Gülizar’ın bütün derdi düşüncesi, şimdi Şükrü’nün bir hükümet işi ile İstanbul’dan ayrılmış olması idi. Bu ayrılık ne kadar devam edecekti? Ne zaman geriye dönecekti Şükrü bilinemezdi ki…
     Şükrü İstanbul’dan ayrılalı aylar olmuş, kendisinden bir haber alınamamıştı. Bu ayrılık ateşi pek fena yakıp tutuşturuyordu Gülizar’ı…
     Ne evin içinde pişirip kotardıklarında o eski nefaset, o eski lezzet, ne de işlediği çevrelerde, ördüğü oyalarda o eski renkler, eski gösterişler yoktu artık…
     Benek benek, hâreli halis Bursa ipeğinden yemenisi başında; o güzel başı çoğu zaman yastıklarda, gönülcüğündeki yarası ile damla damla eriyip, sararıp solmakta zavallı…
     Yazın beraberdiler. Acaba önümüzdeki kış gene birbirlerini görebilecekler miydi?
     Gülizar artık bütün düşüncelerinden elindeki ud’u ile kurtulmaya çalışıyordu. İçerde yanan-tutuşan duyguları, elindeki ud’un telleri üzerinde gidermeye çalışırken, bir taraftan da o güzel, fakat titrek sesi ile bir türküye başlıyor…

Yemenimde hâre var, yüreğimde yâre var
Ne ben öldüm kurtuldum, ne bu derde çare var
Of aman aman hoş dilli, başında yazması incili
Çürüttüm otuz iki mendili, bulamadım o yârin dengini

Yemenim turalıdır, sevdiğim buralıdır
Geçme kapım önünden, yüreğim yaralıdır
Of aman aman hoş dilli, başında yazması incili
Çürüttüm otuz iki mendili, bulamadım o yârin dengini

Yemenim benek benek, ortası çarkı felek
Yazın beraber idik, kışın ayırdı felek
Of aman aman hoş dilli, başında yazması incili
Çürüttüm otuz iki mendili, bulamadım o yârin dengini

Güfte: Anonim
Beste: Anonim
Makam: Mahur
Usûl: Düyek
Form: Türkü

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz