Aman Ketenpereye Gelmeyin!
Aman Ketenpereye Gelmeyin!

Aman Ketenpereye Gelmeyin!

     Ketenpere ne demek biliyor musunuz? Kiminizin biliyorum, kiminizin de bilmiyorum dediğini duyar gibiyim. Nasrettin Hoca misali, “bilenler bilmeyenlere öğretsin” diyecek değilim. Bu ülkede yaşayıp da bir kerecik olsun ketenpereye getirilmedim diyen biri çıkarsa onunla tanışmak ve hikâyesini dinlemek isterdim.
     Neyse biz konumuza dönelim. Bugüne kadar polis kayıtlarına geçmiş çok sayıda ketenpere yöntemlerinden kulağa hoş gelen birkaç tanesini size yazmak istiyorum. Daha sonra da bir çift sözüm olacak!..
     Bilindiği üzere ketenpere; düzen, dolap, hile, tuzak kelimelerinin argo sözlüğünde karşılığı, kısaca dolandırıcılık demek! Bakalım kaç tanesiyle tanış çıkacaksınız?
* Definecilik: Toprağa gömdüğü kıymetsiz eşyaları, define bulmuş gibi kandırarak satmak.
* Dolandırıcılık: Başkasına ait eşyayı kendisininmiş gibi gösterip satmak veya akrabasının yanından geldiğini söylediği vatandaşın parasını almak.
* Tavcılık: Hiçbir değeri olmayan süs eşyasını kıymetli gibi gösterip satmak.
* Zarfçılık: Yere bıraktıkları içi kâğıt parçası dolu zarfı alan vatandaşı, “Benim para dolu zarfımı aldın!” diyerek sıkıştırıp cebinden parasını almak.
* Söğüşçülük: Trende, vapurda, parkta uyuyan şahısların veya sarhoşların parasını, kıymetli eşyalarını almak.
* Otelcilik: Otel odalarına anahtar uydurarak girip hırsızlık yapmak.
* Kabincilik: Plaj kabinlerine anahtar uydurarak veya kapı altlarından girip hırsızlık yapmak.
* Kapkaççılık: Yoldan giden vatandaşın yanına otomobil, motosiklet veya yaya yaklaşıp çantasını kapıp kaçmak.
* Kaldırımcılık: Bir yankesici girdikleri dükkânda tezgâhtarı oyalarken diğer arkadaşının eşya vb. çalması.
* Şıkşıkçılık: Şıkşık veya bul karayı al parayı oyununu oynatırken, arkadaşının vatandaşların cebinden paralarını çalmak.
* Muslukçuluk: Camilerde abdest almak için askıya asılan ceketin cebinden para çalmak.
* Falcılık: Fal bakmak bahanesiyle girilen evden hırsızlık yapmak.
* Tırnakçılık: Kâğıt para bozarken paraların bir kısmını fark ettirmeden çalmak.
* Pislikçilik: Elbisesine çamur attığı vatandaşın “Üstünüz pislenmiş” diyerek ceketini silerken cebinden parasını almak.
* Üçkâğıtçılık: Aslında bir yankesicilik terimi olmasına rağmen, maddî-manevî hiçbir değere itibar etmeksizin, tüm insanların birbirlerine karşı hiç sıkılmadan, yüzleri kızarmadan yürüttükleri yalan, dolan, hile ve sahtekârlık eylemleri.
     Sayfalar dolusu uzatabileceğimiz bu eylem çeşitlerini burada saymaya hiç gerek yok sanırım. Ne diyor bizim ana sayfamızdaki üç maymun… Eee… Devir değişti!
     1923’te İstanbul’da doğan, başta kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları, tramvaylar olmak üzere birçok kamu malını ve tarihi eserleri halka satarak ya da kiraya vererek büyük paralar kazanan bir Sülün Osman vardı; sonra Jet Fadıllar, Çiftlikbank dolandırıcısı Tosuncuklar türedi. Bunlar o kadar rahat hareket ettiler ki, dolandırdıkları insanları bir daha, bir daha dolandırdılar. Akıllanmayan yüzbinlerce insan belki de hâlâ kendilerine yeni projeler sunulmasını bekliyorlardır.
     Aman… Siz siz olun, ketenpereye gelmeyin!.. Siyaset sahnesinde rol kesenlere, şaklabanlık yapanlara da parti farkı gözetmeksizin itibar etmeyin, yüz vermeyin. Onların nasıl hinoğlu hin olduklarını da unutmayın!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir