İstanbul Gezileri (Büyükdere, Sarıyer)

İ

     Büyükdere
    
“Büyükdere bir garip koydur. Poyraz estiği zaman kimse soluk solumaz. Güney rüzgârlarının habercisi beyaz kelebekler -çılgın kelebekler- havada uçuşmaya başladığında ise bütün koyun yüzünde çiçekler açar.”
     Salâh Birsel (Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi) adlı eserinden.
Derin bir körfezin kıyısını kaplayan Büyükdere, adını burada Boğaz’a dökülen bir dereden almıştır.
Sarıyer
     “Sarıyer, Halit Ziya Uşaklıgil’in İstanbul’da ilk konak tuttuğu yerse, Yahya Kemal de Üsküp’ten İstanbul’a uçtuğunda ilk buraya düşmüştür.”
     Salâh Birsel (Sergüzeşt-i Nono Bey ve Elmas Boğaziçi) adlı eserinden.
Boğaziçi’nin en eski mahallelerinden biridir. İstanbul’un en ünlü balık pazarı buradadır. Böreğiyle de ünlüdür. Sahilde nefis balıkçı meyhaneleri vardır. Semtin tarihi boyunca pek çok ünlü konuğu olmuş. Avusturyalı ünlü piyano ustası Liszt, bir zamanlar Büyükdere’de yaşamıştır.
Fransız yazar Le Martine de bir zamanlar Otel Bristol’de kalırmış. Bugün otel de Le Martine de yerinde yok ancak geride pek çok hatıra var. Bölgenin ünlüleri arasında sanatçılar başı çekiyor. Rahmetliler Suna Pekuysal ile Nejat Uygur, Kadir inanır Büyükdere’de yaşamış ve yaşamakta olan  tanınmış simalardan sadece birkaçı.
Belgrad Ormanları:
Bizans döneminden beri kente suyu burası sağlar. Osmanlılar bir çok bent, baraj, kemerli su yolu yaptırdılar. En iyi kaynak sularından olan Hünkar, Kestane ve Çırçır da buradan çıkar. İstanbul’un en önemli korularından biri olan Belgrad Ormanı, özellikle tatil günlerinde büyükşehir insanını çekiyor. Sarıyer’e 6 km uzaklıkta bulunan ormanlar, 6 bin hektarlık alanda, yükseklikleri 230 metreye varan tepelerle kaplı bir arazide. Genellikle yapraklı ağaçların yer aldığı ormanı meşe, ıhlamur, çınar, kayın, kestane ve gürgenler kaplıyor. İçinde 7 bent, 3 fidanlık, av üretme alanları da bulunan Belgrad Ormanlarını turlarken karaca, tavşan, yaban domuzu, tilki, çulluk, yaban ördeği gibi hayvanlarla karşılaşırsanız hiç şaşırmayın.
Giriş ücretli ve yalnızca 700 dönüm alanı halkın kullanımına açık. Beş ayrı yerde piknik donanımları bulunuyor. Serbest oyun alanları, büfeler, masa bank, ocak, otopark, kaynak suları, göletler, gezi yolları, manzaralı 
seyir noktaları ile şehrin önemli kaçış yerlerinden.
     Sadberk Hanım Müzesi:
Büyükdere’de “Azaryan Yalısı” olarak bilinen bina, Vehbi Koç’un eşi Sadberk Koç’un anısına, Koç Vakfı tarafından müzeye dönüştürüldü. 14 Ekim 1980’den beri bu yalı müze olarak ziyaretçilere açık. Türk İslam Eserleri ve Arkeoloji olarak iki bölümden oluşan müze tam dört katlı.
     Müzeye gezmeye Türk İslam Eserleri bölümünden başlamanızı öneririz. 1200 metrekarelik alanı kaplayan bu bölümde sergilenen ilk eserler, Sadberk Koç’un kişisel koleksiyonu. Tombak eserler ve Osmanlı dönemine ait diğer madeni eserler, tuğralı gümüşler, mücevherli saatler, süs eşyaları, Çin porselenleri, 15.yüzyıldan kalma eşsiz çini örnekleri yine müzede yer alıyor.
     Üst kata çıktığınızda, mankenler kullanılarak canlandırılmış “Lohusa Odası”, “Kına Gecesi”, “Sünnet Odası” gibi geleneksel Türk örf ve adetlerini yansıtan sahneler yer alıyor.
     Müzenin ikinci bölümü ise Arkeoloji eserlerine ayrılmış. Burada yer alan “Konservasyon Laboratuvarı” en ileri teknolojik olanaklara sahip. Bu bölümdeki eserlerin çoğunluğu, “Hüseyin Kocabaş” koleksiyonundan oluşuyor. MÖ 6000 yıllarından başlayarak Eski Tunç Çağı’na, Friglere kadar uzanıyor ve Bizans döneminde son buluyor.
     Telli Baba Türbesi:
     Hakkında birçok rivayetin sıralandığı Telli Baba için, bizim de kulağımıza çalınan farklı bir söylentiye göre, tüberküloz hastalığına yakalanan ve bundan kurtulamayan bir kız, garip bir rüya görür. Rüyasında kendisine denilmiştir ki “Herkesin önünden gelip geçtiği açık mezarı düzelttirir, çevresini temizlersen; şifa bulur ve dertten kurtulursun!” Genç kız gider, açık mezarı basit bir türbe haline getirir. Ardından şifa bulup iyileşir. Çevre halkı, onun deva bulduğunu öğrenince, mezara bir taş koymaya ve daha da düzelmesine yardımcı olmaya çalışır. “Telli Baba Türbesi” dedikleri yerde aslında bir gelin yatar. Ve yine söylentilere göre türbede yatan gelin bir sandalın içinde küreklerle Rumelikavağı’dan Sarıyer’e gitmeye çabalarken, akıntının şiddetinden alabora olup batar. Gelin, anaforların içinde boşuna çabalar ve sonunda boğulur. Çevre halkı ertesi gün su yüzünde kıyıya vuran cesedi alırlar ve buraya gömerler. Üstüne de gelin telleri koyarlar. İşte “Telli” sözü buradan kaynaklanır. Bir süre önce ünlü piyango bileti satıcısı “Nimet Abla” bu mezarı bir oda içine alarak türbe haline getirmiş. Bu türbe, uğurlu sayıldığı için pek çok kişi tarafından ziyaret ediliyor, adaklar adanıyor.
     Keçecizade Fuat Paşa Yalısı:
18.
yüzyıl sonlarına doğru inşa edildiği sanılan bu muhteşem yapı, üç asırlık süre içinde birçok sahip değiştirmiş. Yalı son olarak II. Abdülhamit’in sadrazamlarından Keçecizade Fuat Paşa tarafından yapılan bazı onarım ve değişikliklerle yaşamını sürdürmüş. Bu onarımın ardından da defalarca el değiştiren yalı, 1940’ların sonlarına doğru yeniden ele alınmış. Yapılan ek ve tadilatların ardından otel/pansiyon şeklinde kullanılmaya başlanmış. 1991 yılında ise “Yalı Turizm”in girişimleri ile bina tamamen yıkıldı. Sonra da, orijinaline sadık kalınarak tekrar inşa edildi ve “Hotel Fuat Paşa” adıyla Türk turizminin hizmetine girdi.
     Ali Kethüda Cami:
     Sarıyer Cami olarak da bilinir. Sarıyer’de Yenimahalle Caddesi üzerinde yer alan cami, Sadrazam Ali Kethüda tarafından 17. yüzyılda yaptırılmış. III. Ahmet devrinde sadrazam kethüdalarından Mehmet Bey tarafından onarılmış, tuğla ve minare eklenmiş.
     Cerrah Mahmut Efendi Cami:
     Halk arasında Çayırbaşı Cami olarak da bilinir. Büyükdere Fidanlığı’nın hemen önünde yer alan cami, Kılıç Ali Paşa’nın doktoru Mahmut Efendi tarafından yaptırılmıştır.
     Atatürk Arboretumu:
     Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı olan bu doğal müze her gün 08.30-17.00 saatleri arasında gezilebilir. Belgrad Ormanı’nın meşe türleri yanında dünyanın pek çok yerinden çeşitli bitki türleri sergilenmekte.
     Büyükdere Çayırı:
     Artık eski özelliğini yitirse de İstanbulluların çağlar boyu nefes aldığı yerlerden biridir. Çayırlık ne yazık ki bugün bir mesire yeri olmaktan çok, yolların kesiştiği geniş bir açık alan durumunda.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz