Otizm

O

     Aile olmanın temel taşıdır çocuklar… Herkes sağlıklı bir çocuk sahibi olacağını düşleyerek anne baba olmaya karar verir. Ama yaşamları bizim yaşamlarımızdan daha önemli olan çocuklarımız, bize olan gereksinimleri yaşam boyu sürecek farklılıkla dünyaya gelebilirler… Otizm gibi!
     0-3 yaş arasında gelişiminde aksama olduğu fark edilen çocukların otistik olduğu düşünülerek, hemen çocuk ruh sağlığı kliniklerine başvurularak erken tanı ve tedavisine başlanırsa, çocukların çevreleriyle uyumu ve hayata hazırlanmalarının daha kolay olacağını belirten Profesör Doktor Melda Akçakın, anne babaların, bebeklerini, çocuklarını talebi yok diye kendi hallerine bırakılmalarının, nasılsa büyüdükçe gelişir diye düşünmelerinin yanlış olduğunu söyledi.
     Hemen her şeyin karşılıklı etkileşim içinde öğrenildiğini vurgulayan Prof. Dr. Akçakın, Otizm hastalığına ilişkin sorularımızı şu şekilde yanıtladı.
     Otizm nedir?
     Otizm, temelde ilişki ve iletişim kurma güçlüğüdür. Bazı çocukları doğuştan ya da bebeklik döneminden itibaren etkileyerek sosyal ilişki ve etkileşim kuramaz hale getirir. Otizm olan çocukların, sosyal ilişkileri ve sosyal gelişimleri, kişiler arası iletişim geliştirmeleri ve ilgi alanları farklıdır.
     Otizm belirtileri nelerdir?
     Bebeklik döneminde, 0-3 yaş arasında dikkati çeken temel belirtiler; işitmez gibi davranma, özellikle adına bakmama, buna karşın reklam müziklerine aşırı duyarlılık, göz teması kurmama, göz göze gelememe, ilk aylardan itibaren bakım veren kişiyle (anneyle) karşılıklı uygun ortak etkileşim içinde tebessüm etmeme, oyunlara ilgisizlik, oyunlarla teskin edilme yerine yalnızca müzik ve reklamlarla sakinleşme, gezmeye giderken baş baş yapmama, el sallamama, 1 yaş civarında ve sonrasında anne-babalarının eve dönüşünü fark etmez gibi davranma, 12 aydan sonra anne-babalarından ayrılığa tepki vermeme, anne-babasının evden gidişinin (ayrıldığının) farkında olmama, 1 yaş civarında basit komutlara (al-ver-koy) tutarlı olarak uymama, anladığını belli etmeme, amaca yönelik sesler çıkarmama, işaret ederek bir şeyler istediğini göstermeme, 18. aydan başlayarak işaret ederek gösterilen yerlere bakmama, yine 18. aydan itibaren mahsusçuktan (oyun olarak) bir şeyler getirip ikram etmeme, oyuncak fincandan sanki içinde bir şey varmış gibi içme taklidi yapmama, yeni oyuncaklarını giysilerini fark etmeme, fark etse bile göstermeme, hoşuna giden şeyleri paylaşmama, büyüklerin (olumlu yönde) ilgilerini çekmek için maskaralık, şirinlik yapmama vb.
     Bebeklik döneminde yukarıda sözü edilen davranışlar gözlendiğinde ya da zaman içinde kazandığı davranışların kaybolduğu fark edildiğinde, bebeğin genel gelişiminde bir aksama olduğu düşünülür. Bebeklerinizde böyle bir durum gözlüyorsanız, bir çocuk psikiyatrisi kliniğine başvurup danışmada yarar vardır. Çocuklar büyüdükçe, yukarıda sözü edilen belirtilerin yanı sıra dil gelişiminde, anlamada, konuşmada ve sosyal taklitte belirgin derecede gecikmenin olması dikkati çeker. Otizmi olan çocuklar arasında hiç konuşmayanların yanı sıra bazılarının sözcükleri, cümleleri olduğu görülür. Ancak bu durum duydukları kelimeleri cümleleri tekrarlama (papağan gibi) tarzındadır.
     Çocuklarınızda;
* Sözcükleri, gereksinimlerini belli etmek için kullanmama,
* Yalnızca reklam sözcükleri, şarkılar söyleme, ezber gücü,
* Dönme, döndürme, kol çırpma, bir şeyleri sallama, elleri ya da parmaklarıyla oynama gibi yenileyici davranışlar,
* Nesneleri dizme, kitap-dergi sayfaları çevirme,
* Akranlarına göre bazı konularda daha iyi görünmelerine karşın, bazı konularda çok geriden gelme, gibi özellikler gözlediğinizde bir çocuk psikiyatrisi kliniğine başvurmada yarar vardır.
     Ailelere neler önerirsiniz?
     Genç anne-babaların bebekleri olduklarında, bebeklerinin yeme-içme, sağlık, temizlik bakımlarının yanı sıra, bebekleriyle kaliteli zaman geçirmeye önem vermelerinde yarar vardır. Bundan anladığınız, karşılıklı etkileşim oyunları, karşılıklı sesler çıkarma, daha sonra “cee”, saklanma bulma oyunları, “gel babası”, “gel şuraya bir kuş konmuş” gibi taklide dayalı bebek oyunları, bebekleri oyun oynamaya heveslendirir. Oyun oynayan bebekler, çocuklar, ruhsal yönden daha sağlıklı gelişirler.
     Televizyon karşısında susuyor ya da uslu oturuyor diye sabahtan akşama kadar televizyon karşısında oturtup, her faaliyetini (yeme, içme) televizyon karşısında yapmak bebeklerin öğrenmesini olumsuz yönde etkiler, sanal dünya içinde büyümelerine yol açar. Televizyon izleme ya da anne-babaların davranışları otizme yol açmaz. Ancak yatkın olan çocukların, yalnızca televizyon karşısında kalmaları, kendi hallerine bırakılmaları otizm tablosunu ağırlaştırır.

(Doç. Dr. Okan Bülent Yıldız)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz