Tarih Adım Adım Yazıldı-17. İngiliz Din Adamı Wıllıbald

T

TARİH ADIM ADIM YAZILDI – Ünlü Gezginlerin İzinden Dünya Tarihine Bir Bakış
1. Kitap-2. Bölüm : I-IX Yüzyıl Arası Ünlü Gezginler (İNGİLİZ DİN ADAMI WILLIBALD)

                Fransız piskoposundan birkaç yıl sonra, bir İngiliz din adamı, dinsel amaçla aynı seyahati yapmaya teşebbüs etmiş ve seyahatini hemen hemen aynı şartlarla tamamlamıştır.
                Bu din adamının adı Willibald’dır; Southampton kontluğunda yaşayan zengin bir aileye mensuptur. Ailesi, yakalandığı aşırı yorgunluk hastalığının ardından, onu Tanrı’ya emanet etmiş ve gençlik çağı Waltheim Manastırı’nda sürekli ibadetle geçmiştir. Willibald, gençlik yıllarının sonuna geldiğinde, ibadetle geçen yaşantısını Roma’daki Saint-Pierre Kilisesi’nde sürdürmeye karar vermiş ve onun çok kuvvetli ısrarları, babası Richard, kardeşi Wimebald ve genç kız kardeşi Walpurge’yi kendisine eşlik etmek için karar vermeye zorlamıştır.
                Dindar aile, 721 yılının ilkbaharında, Hamble-Haven’den gemiye binmiş ve Sen Nehri’nden yukarı çıkarak, Rouen şehri yakınlarında karaya ayak basmıştır. Willibald, Roma’ya kadar olan gezisi hakkında pek az bilgi vermektedir. Liguriya’nın önemli şehirlerinden Cortone’dan, Tascana’daki Lucques’den geçip 3 Şubat 722 tarihinde, babası Richard’ın yol yorgunluğundan güçsüz kalıp öldüğü günün ardından, iki erkek kardeşle kız kardeş, kışın en soğuk günlerinde Apeninler’i aşmışlar, Roma’ya girmişler ve üçü de şiddetli bir hastalığa tutularak kış mevsiminin kalanını orada geçirmek zorunda kalmışlardır.
                Willibald, sağlığı düzelir düzelmez kutsal yerlere kadar olan seyahat tasarısını tekrar düzenlemiştir. Erkek kardeşi ile kız kardeşini İngiltere’ye geri göndermiş ve kendisine katılan birkaç din adamı ile birlikte tekrar yola koyulmuştur. Terracine ve Gaete yoluyla Sicilya’daki Catania ve Syracuse’ye doğru yelken açarak denize açılmışlar, Cos (İstanköy Adası) ve Samos’a (Sisam Adası) uğradıktan sonra, İncil yazarı Yuhanna’nın ve Marie-Madeleine’nin mezarlarının bulunduğu Küçük Asya’nın (Anadolu) Efes şehrinde karaya ayak basmışlardır.
                Din adamları, bir süre Strobole ve Patara’da kaldıktan sonra, Midilli Adası’na geçmişler ve oradan da Kıbrıs’a yollanmışlardır. Burada, Paphos ve Constance’ı ziyaret etmişler ve nihayetinde, havarilerden Saint-Thomas’ın mezarının bulunduğu Edissa adlı Finike şehrine varmışlardır.
                Willibald ve arkadaşları, burada Müslüman Araplar tarafından casus olarak hapsedilmişler, ama Sultan, bir İspanyol’un tavsiyesi üzerine onları serbest bırakmıştır. Din adamları, şehri hemen terketmişler ve o andan itibaren yol programları hemen hemen piskopos Arculphe’un yoluna göre tertiplenmiştir. Birbiri ardından, Suriye’de Şam’ı, Celile’de Nâsıra’yı, Tur-u Sina’yı, Taberiye Gölü’nü, Magdala’yı, Galgala’yı, Jéricho’yu ve Kudüs’ü ziyaret etmişlerdir.
                Kudüs, Josaphat vadisi, Zeytindağı, Beyt-Lâhm, Hérode’un küçük çocukları öldürdüğü Thema, Laura vadisi ve Gazze, bu dindar hacıların sırasıyla gezdikleri yerler olmuştur. Willibald, Gazze şehrindeki Saint-Mathias Kilisesi’nde yapılan bir ayin esnasında, gözlerinin birdenbire görmez hale geldiğini ve görme duyusunu ancak iki ay sonra Kudüs’te, Saint-Croix Kilisesi’ne girerken tekrar kazandığını anlatmaktadır.
                Willibald, bundan sonra, Kudüs’e on millik mesafedeki Diospolis vadisini, Suriye denizi kıyılarındaki Sur ve Sayda’yı, bunun ardından da Lübnan, Şam, Şeyzer’i dolaşmış ve gezginler, sonunda bütün kış mevsimini Kudüs’te geçirmişlerdir.
                Bu yorulmak bilmez dindar grup, yaptıkları keşif seyahatleriyle yetinmemişlerdir. Onlar sırasıyla, Ptolemais (Akka), Emèssa (Humuz), Kudüs, Şam, Samariya ve Sur’da bulunmuşlardır. Sur’da uzun bir süre kaldıktan ve İstanbul’a hareket ederek burada da iki yıl kadar oturduktan sonra, Sicilya ve Colabre yoluyla Napoli ve Capoue’ya dönmüşlerdir. İngiliz din adamı, ülkesinden ayrıldıktan on yıl sonra İtalya’nın Cassino Tepesi’ndeki manastıra varmıştır. Bununla birlikte, onun için dinlenme zamanı henüz gelmemiştir; Papa III. Grégoire tarafından Franconie piskoposu olarak atanmış ve piskopos olduğunda kırk bir yaşında olduğu kayıtlara geçmiştir. Piskoposluk makamını bir süre işgal ettikten sonra, 745 yılında ölmüştür. Willibald, 938 yılında Papa VII. Léon tarafından aziz ilan edilmiştir.
                Gerek Willibald, gerek Arculphe ve gerekse aynı yüzyıllar içerisinde kutsal yerleri ziyaret için yola çıkan ve çeşitli zorlukların ardından, Hıristiyanlığın doğuduğu ve yeşerdiği yerleri ziyaret eden hacıların, büyük tehlikelere de göğüs gerdiklerini kabul etmek gerekir.
                Arabistan Yarımadası’ndan doğup, kısa sürede Ortadoğu’ya yayılıp genişleme yoluna giren İslam dini, her ne kadar Hz. Muhammed’in sağlığında Arabistan ile sınırlı kalmış olsa da, ardından gelen Dört Halife ve sonra da Emevi ve Abbasi devletlerinin hükümranlığı dönemlerinde çok geniş bir alanı egemenliği altına almıştır. Fransa sınırındaki Pirene Dağları’ndan, Doğu Türkistan ovalarına kadar uzanan bu toprakları, özellikle de kutsal yerleri kaybetmeyi hazmedemeyen Avrupalı devletler, söz konusu yerleri her fırsatta ziyaret etmiş Hıristiyan hacıların, din adamlarının ve merkezi Papalık yönetiminin de kışkırtmasıyla, ileriki tarihlerde Haçlı Seferleri’ni başlatacaklar ve uzun yıllar süren kanlı savaşlara neden olacaklardır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi