Bursalı Güzeli
Bursalı Güzeli

Bursalı Güzeli

     Koskocaman düğün salonu iğne atsan yere düşmeyecek derecesinde davetliler tarafından kâmilen doldurulmuş durumda.
     İstanbul sosyetesi ve seçkin aileler bu gece Bursa’ya akın halindeler.
     Salon fraklı, smokinli, şık giyimli beyler; maksili, midili, minili, dekolte ve açık saçık tuvaletler, rengârenk gece elbiseleri giymiş hanımefendi ve genç kızlarla adeta baharda açmış bir çiçek bahçesini andırıyor…
     Çeşitli losyon, parfüm ve pudraların birbirleri ile karışıp iç gıcıklayıcı, büyüleyici hal alan kokuları dalga dalga etrafa yayılıyor.
     Herkes neşeli, herkes güler yüzlü, herkes sohbette, espride birbiriyle yarış halindeler…
     Bütün bunların haricinde ise davetliler bu gece müthiş bir merak içerisindeler…
     Anne ve babasının yıllardır sürüp giden ısrarlarına rağmen evliliğe bir tür yanaşmayıp “Ben kendi hayatımı yaşayacağım,” diye kestirip atan; bir ayağı Avrupa’da genç, yakışıklı ve bekâr iş adamı Haldun’un böyle birdenbire evliliğe “Evet” deyivermesini sağlayan gelin hanımı merak ediyorlar…
     Harun Bey yine bir iş münasebetiyle geldiği Bursa’da bir dost meclisinde tanıştığı Meral’e birdenbire âşık oluveriyor.
     Hani laf aramızda, Meral de bu yakışıklı gence karşı alakasız kalamıyor.
     Yıldırım aşk, yıldırım nişan derken yıldırım nikâh gelip çatıveriyor…
     İşte…  Şimşir dalları arasında yanan mumları taşıyan çiftlerin ardından bizimkiler de göründüler nihayet…
     Alkışlar… Alkışlar…
     Ve nikâh kıyılıyor, imzalar atılıyor, duvaklar açılıyor… Yemyeşil çini gibi gözler, ipek duvakların altında bir çift nazar boncuğu misali pırıl pırıl parlıyor.
     Bütün davetliler şimdi bir noktada fikir birliği ediyorlar… Artık hepsi aynı kanaati paylaşıyorlar…
     Haldun’u bir görüşte aşkının kolları arasına alıveren Meral, bir genç kız değil… Füsunkâr güzelliği, asil hareketleri, daima gülen gözleri ve sempatik hareketleriyle cennet bahçelerinden gelmiş bir huri… Masal dünyalarının peri kızlarından biridir…
     Meral ve Haldun teker teker masaları dolaşıyor, davetlilerle meşgul oluyor, hoş geldiniz, diyor ve tebrikleri kabul ediyorlar.
     Şimdi, geceye renk katan çeşitli sanatçılardan biri; “Programa cici gelin kızımız ile yakışıklı damat beyimizi kutlayıp kendilerine armağan ettiğim bir eserle başlıyorum,” diyerek şipşirin şehrin sembolü güzel ile o güzelin genç mutlu eşine manidar mısralar, içli melodilerle seslenip bir şarkıya başlıyor…

Göklere yükselmiş Uludağ başında
Ceylanlar gezinir dağında taşında
Ayrı bir füsun var yazında kışında
Çalmalı sarmalı Bursalı güzeli 

Şeftali çiçeği nilüfer saçında
Bir peri sanki tam on sekiz yaşında
İpekten duvaklar sevdalı başında
Övmeli sevmeli Bursalı güzeli 

Gözlerden yeşili çiniye vermişsin
Âşıklar bağından güller dermişsin
Gönülden sevginle murada ermişsin
Çalmalı sarmalı Bursalı güzeli 

Beste: Erdinç Çelikkol
Güfte: Necip Artan
Makamı: Kürdilihicazkâr
Usûl:
Form: Şarkı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir