Kara Gözlüm Efkârlanma Gül Gayri
Kara Gözlüm Efkârlanma Gül Gayri

Kara Gözlüm Efkârlanma Gül Gayri

     Garnizon komutanlığı bahçesi bayraklarla, defne dallarıyla ve rengârenk ampullerle süslenmiş.
     Bahçedeki çınar, ıhlamur ve koyu nefti renkli çam dallarının arasına yerleştirilmiş ampuller, her tarafı oynaşıp kıpırdaşan ışıklarla aydınlatmakta…
     Yeni mezun genç yedek subaylar gündüz diplomalarını almışlar, bu gece de son defa bir arada olacakları anların buruk ve hüzünlü atmosferi içindeler.
     Kimi Kars’tan, kimi Ardahan’dan, kimi Erzurum’dan, Konya’dan, Malatya’dan, Samsun’dan, İzmir’den, Edirne’den… Daha nice illerimizden, kentlerimizden gelmişler buraya, bu yuvaya aylar evvelinden…
     Doğudan batıya, güneyden kuzeye… Güzel Anadolu’muzun dört bucağından buraya silah kuşanmaya, harp sanatını öğrenmeye gelmişler. Damarlarındaki asil kanlarının gereğini yerine getirmişler, talim-terbiye, eğitim görmüşler, çalışmışlar, başarmışlar… Şimdi hepsi gördüklerini, öğrendiklerini, bildiklerini dağılacakları kıtalarında kendilerine emanet edilecek mert Anadolu çocukları Ali’lere, Veli’lere, Mehmet’lere aktaracaklar…
     Bütün asteğmenler tatlı bir heyecan kasırgası içerisindeler bu gece… Hepsi ayrı ayrı bir ruh haleti ve düşüncesi içerisindeler. Kimisi tenhaca bir köşeye çekilmiş, loş bir yalnızlığın içine dalıp gitmiş, düşüncelere dalmış. Kimileri, bir araya gelerek son defa sohbet edip, şakalaşıp arada bir gülüşüyorlar. Bazıları, birbirlerine ufak tefek armağanlar verip muhtelif boy ve pozlarda çekilmiş fotoğrafları imzalıyorlar
     Ne güzel, ne anlamlı bir gece bu…
     Davetliler her tarafı hınca hınç doldurmuş. Herkes neşeli, herkes son derece memnun…
     Gecenin programı, komutanın kısa ve veciz bir konuşması ile açılıyor. Geceye renk katan gruplar, ekipler var. Bu gece için özel surette davet edilmiş kıymetli sanatçılar, kendilerine ayrılan sıra ve sürelerde sahnedeki yerlerini alarak bol bol alkışlanıyorlar.
     Program sırası yedek subaylara, çiçeği burnunda genç asteğmenlere geliyor.
     Pandomimler, nükte ve espriler birbirini takip ediyor. Birer ikişer veya gruplar halinde bütün hünerlerini ortaya koyarak davetlileri gülmekten kırıp geçiriyor çocuklar. İçlerinde öylesine becerikli olanlar, öylesine kabiliyetli olanlar var ki…
     İşte programın yine bu kısmında, yine kendi aralarından bu görevi yüklenip, benim diyen iddialı kişilerle boy ölçüşebilecek kabiliyetteki takdimci arkadaşları, sempatik ve hareketli arkadaşları, mikrofon başına gelerek; “Şimdi programımızın bu kısmında köyden kışlaya gelen bir mektup ile buna verilen karşılık var,” diyerek ismini anons ettiği bir yeni asteğmen arkadaşını davet ediyor sahneye…
     Saz arkadaşlarının eşliğinde sahnedeki yerini alan yağız delikanlı, çiçeği burnunda genç bir asteğmen cebinden bir mektup çıkararak; “Bu mektubu memleketten aldın,” diyor. “Kara gözlümden aldım… Gel artık gel diyen satırlarını ben de şöyle cevaplıyorum,” diye ilave ettikten sonra yüzündeki cana can katan mimikleri ile bir şarkıya başlıyor…

Kara gözlüm efkârlanma gül gayri
İbibikler öter ötmez ordayım
Mektubunda diyorsun ki gel gayri
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım

Dağlar taşlar bu hasretlik derdinde
Sabır sebat etmez gönül yurdunda
Akşam olur tepelerin ardında
Daha güneş batar batmaz ordayım

Bahar geldi koyun kuzu meleşti
İki âşık dört senedir bekleşti
Kara gözlüm düğün dernek yaklaştı
Vatan borcu biter bitmez ordayım

Beste: Gültekin Çeki
Güfte: Bekir Sıtkı Erdoğan
Makamı: Rast
Usûl: Aksak
Form: Şarkı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir