Küçük Taş Parçası
Küçük Taş Parçası

Küçük Taş Parçası

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Küçük bir taş parçasıydı. Masmavi denizin, köpük köpük dalgalarıyla öptüğü bir kıyıda yaşıyordu. Çocuklarla oynamaya bayılıyordu. Hele küçük dostlarının onu denize atmaları nasıl hoşuna gidiyordu bir bilseniz…
       Gün boyunca güneşin altında kalkmak kolay mı sanıyorsunuz? Denize düşer düşmez güzel bir serinlik sarıyordu bedenini. Sonra hızla dibe iniyordu. Büyük bir keyifle balıklarla oynuyordu. Yengeçlerle eğleniyordu.
       Ama çok geçmeden yine deniz kıyısını ve çocukları özlüyordu. Işte o zaman, dalgaların yükselerek onu yeniden kıyıya taşımasını beklemekten başka çaresi yoktu… Aslında çocuklardan başka yakını da yoktu. Binlerce yıl önce, yemyeşil tepelerin sırtını dayadığı kocaman bir dağdan kopup irili ufaklı pek çok kardeşiyle birlikte sahile yuvarlanmıştı. Koskocaman bir dağ iken, minicik bir taş parçasına dönüşmek önceleri çok ağırına gitmişti. Ama daha da kötüsü vardı… Yıllar geçtikçe, çevresindeki taşlar biraz daha ufalanıyor, küçülüyordu.
Bu arada kendisinde de bazı değişimler olduğunu fark ediyordu. Önceleri yumruk kadar, eğri büğrü bir taştı. Oysa şimdi, kenarları yuvarlanmıştı. Eskiden çok daha güzel görünüyordu, ama yine de sevinemiyordu. Çünkü iyice zayıflamıştı.
       “Böyle sürerse yok olup gideceğim,” diye düşünüyordu. Bu duruma öylesine üzülüyordu ki, arkadaşlarına da yakınmaya başlamıştı. Onun bu yakınmalarını duyan sahil salyangozlarından biri, “Üzüldüğün şeye bak!” dedi. “Kim demiş yok olacaksın diye? Üstelik herkes seni eskisinden daha çok sevecek!”
       Küçük taş bu sözlere inanmamıştı. “Hiç sanmam! Çocuklar beni göremezse nasıl severler?” dedi ağlamaklı bir sesle.
       Salyangoz, “Görmez olurlar mı hiç? Elbette ki görecekler!” diye üsteledi. “Yalnızca adın değişmiş olacak, o kadar!”
       “Adım mı değişecek? Peki kim değiştirecek? Yeni adım ne olacak?”
       “İyice küçülüp, küçülüp sonunda toz gibi olacaksın… Ve… Tıpkı senden önceki arkadaşların gibi senin adın da toprak olacak. Ondan sonra da yalnızca çocuklar değil, dünyadaki herkes seni çok sevecek. Çünkü tüm canlıların yaşamasına yardımcı olacaksın.”
       “Toprak mı dedin? Hiç de fena bir ad değil… Yine de anlamadığım bir şey var; başkalarının yaşamasına nasıl yardım edeceğim?”
       Salyangoz bilmiş bilmiş güldü:
       “Toprak, öylesine önemli bir madde ki, yararları saymakla bitmez. Örneğin; bütün hayvanların ve insanların besin maddeleri toprakta yetişir. Ayrıca pek çok minik canlı türü yuvalarını toprağın altında yapar. Anlayacağın hem korunurlar, hem de rahatça beslenirler.”
       Küçük taş bunları öğrenince çok sevindi. Içindeki sıkıntı kayboldu. Yeni dostlar kazanacağı ve onlara yararlı olacağı için artık çok mutluydu. Bir zaman sonra kendisi gibi minik toprak parçalarının arasına karışıp gitti. Bir daha da kimse onun yakınmasını duymadı.

(Polinezya Masalı-Çeviren: Sevgi Şen)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir