Üç Kısa Öykü-4

Ü

     Umut
     Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı kancaya. Önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü, neye benzerdi acaba gökyüzü?
     Bir yanda büyük bir merak, bir yanda ölüm korkusu… “Dudağı yarıklar” denir, şanslıdır onlar, hani görüp de gökyüzünü, insanı, oltadan son anda kurtulanlar.
     Ne çare, balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu. Küçük istavrit anladı yolun sonu olduğunu. Koca denizlere sığmazdı yüreği yüzerken… Oysa şimdi küçücük yeşil leğende, cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.
     İnsanlar gelip geçtiler önünden. Bir kedi yalanarak baktı gözünün içine. Yavaşça karardı dünya. Başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı bir de yeşil yosunu…
     İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm denizin kenarına. Bir öpücük kondurdum başına. İki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece bakakaldı, sonra sevinçle dibe daldı gitti tüm kederimi söküp atarak. Teşekkürü de ihmâl etmemişti; birkaç değerli pulunu elime, avuçlarıma bırakarak…
     Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler neden yaptın bunu diye.
     “Bir gün,” dedim. “Bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye.”
     Küçük Balık
     Bir gün bir balıkçı av malzemelerini ve balık sepetini alarak oltayla balık tutmaya gitmiş.
     Gittiği yerde bol şans dilediği diğer balıkçılar hiç balık yakalayamamışlar. Adam “ya nasip” diyerek oltasını atmış. Kısa bir süre sonra oltasına büyük bir balık gelmiş ama adam balığı iğneden kurtarmış ve kendi kendine “olmadı” diyerek, balığı nehre bırakmış. Kısa bir süre sonra ondan daha da büyük bir balık yakalamış ama yine “olmadı” diyerek balığı suya bırakmış. Çevresindeki kişilerin şaşkın ve alaycı bakışları arasında küçük bir balık daha yakalamış. Çevresindekiler “Büyükleri beğenmediğine göre bunu hiç tutmaz hemen suya atar,” diye düşünmüşler. Oysa adam balığı iğneden kurtardıktan sonra “Oh be!” diyerek sepetine atmış. Adamın bu garip tavırlarına şaşıran balıkçılardan bir tanesi dayanamamış sormuş:
     “Arkadaş, büyük balıkları suya geri atıyorsun ama küçük balığı sevinçle sepetine koyuyorsun. Bunun anlamı nedir?”
     Adam tebessümle cevaplamış:
     “Evet, balıklar büyük ama benim sepetim küçük. Ben sepetime uygun balık yakalamalıyım.”
     Öküz
     Tek şeritli yolda karşılıklı olarak gelen iki araba birbirine yaklaşır. Birinin içinde bir adam, diğerinin içinde bir kadın vardır. Tam yan yana geldiklerinde adam camı açıp kadına “Öküz!” diye bağırır. Adam konuşmasına devam edecekken çok sinirlenen kadın sözünü keser ve adama, “Hayvan!” diye cevap verir. Ve arabalar yollarına devam ederler. Kadın tam virajı dönmüştür ki, yolun ortasında duran kocaman bir öküze çarpar.

(Anonim-Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi