Yaşanmış Casusluk Öyküleri (43)

Y

     1991 başındaki Körfez Savaşı pek bir şey değiştirmedi. Şu eski ABD yanlısı despot Kuveyt Emiri tahtına geri döndü. Eskiden dost olan Saddam Hüseyin, bir-iki iğnelemeye karşın iktidarını ve her zamanki gibi gaddarlığını korudu.. Yüz binlerce Iraklı öldü, savaştan dönen binlerce Amerikan askeri esrarengiz bir hastalığın pençesinde can çekiştiler ve en önemlisi Basra Körfezi tarihin en büyük çevre felaketini yaşadı; binlerce ton petrolün verdiği zarar çok büyüktü. Doğal olarak, seneler sonra, “Acaba bunlardan kaçınılabilir miydi?” sorusu akla geliyor.
     Tüm anlaşmazlık Kuveyt’in eğik sondaj yaparak Irak petrolünü çalmasıyla başladı. Kuveyt, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Brent Scowcroft’un eski şirketinden aldığı araçları kullanarak, Irak toprağı altındaki rezervlerden 14 milyon dolarlık petrol sızdırdı. Hatta, Kuveyt’in sondaj cihazlarını yerleştirdiği alan bile eskiden Irak toprağıydı. Eğik sondajla başkasının petrolünü çalmak Teksas’ta vurulmak için yeterlidir ve tabii Ortadoğu’da da savaşı başlatmak için yeterli oldu.
     Yine de anlaşmazlık görüşmelerle çözülebilirdi. Ama eğer bu işleri gerçekte savaşı kışkırtmak amacıyla yapıyorsanız, savaştan kaçınmak zordur.
     Kışkırtmanın en bilinen örneği, Irak’ın Kuveyt’i işgalinden beş gün önce Saddam’la ABD’nin Bağdat Büyükelçisi April Glaspie arasında gerçekleşen görüşmedir. CIA uydu fotoğrafları, Irak işgal birliklerinin Kuveyt sınırına yığınak yaptığını gösterirken, Glaspie Saddam’a, Irak’ın Kuveyt’le sorununa “ABD karışmayacak,” diyordu.
     Birkaç gün sonra, son dakika görüşmeleri sırasında Kuveyt Dışişleri Bakanı şöyle demişti: “(Irak’a) karşılık vermeyeceğiz… Memnun değillerse topraklarımızı işgal etsinler… Biz de Amerikalıları getiririz.” ABD’nin Kuveyt’in bu tutumunu teşvik ettiği apaçık ortadaydı.
     İki ülkenin birbirinin gırtlağına sarılması yeni bir şey değildi. 1989’da CIA Başkanı William Webster, Kuveyt Güvenlik Şefi’ne, “Irak’a baskı yapmak için, Irak ekonomisini kötüleştirme avantajını elde etmeyi” öğütledi. Aynı sıralarda, CIA’ya bağlı bir “think-tank” da Saddam’a, Kuveyt’e baskı uygulamasını tavsiye ediyordu.
     Bundan bir ay önce, Bush yönetimi, Irak’la büyük çaplı ekonomik işbirliğinden söz eden gizli bir yönerge yayınladı. Bu girişim Saddam’a milyarlarca dolarlık gizli silah satışıyla sonuçlandı.
     Körfez Savaşı ayrıca bölgeyi istikrarsızlaştırdı ve Kuveyt’i ABD’ye daha bağımlı hale getirdi. Amerikan petrol şirketleri petrol fiyatlarını daha çok kontrol etmeye ve böylelikle kârlarına kâr katmaya başladılar. ABD ordusu bölgede daha çok üs bulundurmak için bahane elde etti. Örneğin o zamana kadar Suudi Arabistan buna yanaşmamıştı. Savaş, askeri harcamaların aşırı düzeyde sürmesi “gereksinimine” meşruluk kazandırdı. Son olarak, savaş Üçüncü Dünya ülkeleri liderlerine, “hizayı bozmaya” kalkıştıklarında başlarına ne gelebileceğine ilişkin mesaj verdi.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz