Öğrencilerde Başarı ve Başarısızlık Kaygısı

Ö

       Her ders yılı bitiminde ya da başında, pek çok öğrencinin sınavlarına, seviye belirleme veya herhangi bir giriş sınavına hazırlanırken; “Ya başaramazsam”, “Ya bildiklerimi unutmuşsam”, “Ya öğrendiklerimi hatırlamazsam,” gibi düşünceleri bu dönemleri korkulu bir hale getiriyor.
       Bir tür performans kaygısı olan bu endişeyi en yoğun yaşayan öğrencileri iki gruba ayırmak mümkün:  Birincisi okul yıllarında hep başarılı olmuş, çevrenin kendisinden beklentisi yüksek olan öğrenciler, ikincisi, zekâsına güvenip çalışma disiplini olmayan, ilköğretim yıllarında zekâsıyla dersleri idare etmiş ama orta son veya lisenin ilk yıllarında ders başarısında düşüşe geçen öğrenciler.
       Tek Övgüsü Ders Başarısı Olmuşsa: Her çocuğun temel ihtiyacı anne-babadan sevgi ve kabul görmektir. Eğer çocuk, kabul ve sevgiyi sadece başarıya endeksli görmüş veya öyle yaşamışsa, ancak başarılı olursa sevileceğini düşünebilir. Başarılı olabilmek kadar başarısızlık olasılığı da yüksek kaygıya neden olur.
       İsterse Yapar: Bu sözcükler alarm durumunda uçaktaki çıkış kapısını göstermeye benzer. Çalışma düzeni olmayan, eğitimdeki bir sonraki basamağı gözünde büyüten ve başarısızlığı kendine yakıştıramayan öğrenci, “istesem yaparım ama çalışmak istemiyorum” tutumuyla kendini kandırabilir.
       Anne babanın ve öğretmenin çocuğu motive etmek için söyledikleri, “isterse yapar” desteği, ne yazık ki öğrenciye güven vermekten çok, sorumluluk almaktan kaçışın yolunu açmış olur.
       Okul Yılları, Koruyucu Yıllar: Bazı öğrenciler lisenin sonlarında, bazı öğrenciler ise üniversitenin sonlarında bir türlü okulu bitiremezler. Gerçek anlamda dünyaya açılma, kendi ayakları üzerinde durabilme, gencin çalışma hayatına geçişi ile başlıyor.
       Gerçek anlamda hayatla yüzleşme, anne babanın ve okul yıllarının koruyucu kucağından çıktıktan sonra mümkün. Yeterince kendine güveni olmayan, sorumluluk alma duygusu ve becerisi yeterince gelişmemiş olan gençler, eğitim basamaklarında takılı kalıp farkında olmadan kendi başarı potansiyellerini sabote edebiliyorlar.
       Beklenti Çıtası Gereğinden Yüksek mi? Sadece başaramamak değil, geçmişteki başarıyı kaybetme endişesi de performans kaygısının en yaygın nedeni. Onun için bugüne kadar başarılı olmuş öğrencinin performans kaygısının yüksek olması doğal.
       Önlemler; Anne-Babaların Yapabilecekleri: Çocuğunuz için kullandığınız başarı çıtası çok yüksekse biraz indirin.
       Eve iyi bir not getirdiğinde kimin daha yüksek not aldığını sormayın. Örneğin, 98 puan getirdiğinde kimin 100 puan aldığını sormak gibi. Böyle bir yaklaşım çocuğa yetersizlik duygusunu aşılar.
       Tek kabul ve okşanma ders başarısına dönük olmasın. Çocuğunuzun farklı yeteneklerini ve güzelliklerini keşfedin. Onu koşulsuz da sevdiğinizi bilmesi özgüveni için vazgeçilemez bir nedendir.
       Tek sohbet ve ilgi konusu dersler ve notlar olmasın. Özellikle aile içi ilişkilerde, masa başı sohbetlerinde, o gün yaşadıklarınızdan, esprili gözlemlerinizden, eşit konuşma fırsatı yaratarak, çocuğunuzun nelerden etkilendiğini, nelere meraklı olduğunu ve arkadaş ilişkilerini takip etmeye ve onu desteklemeye çalışın. Paylaşımlarınızda, farklı fikirlere saygı gösteren iyi bir dinleyici olabilme örneğin9i de vermiş olun.
       Herhangi bir konuda, ister ders başarısı olsun, ister piyanoyu güzel çalması, övgüyü abartmayın.
       Çocuğunuzu motive etmek için başkalarını, özellikle yakınlarını, örnek olarak kullanmayın.
       Gayreti görün. Çocuğun kendini motive etmesi, gayretinin görülmesi ve yetenekleri doğrultusunda fırsat bulup yaptıklarıyla “ben yapabilirim” düşüncesinin pekişmesiyle oluşur. Bunun için de küçük yaştan, aç veya tok olduğunu fark etmesi gibi, fiziksel ihtiyaçlarını fark etmesine ve inisiyatif almasına fırsat verin. Sorumluluk duygusu kişinin ihtiyaçlarını fark etmesiyle başlar.
       Tek sorumluluğu ders çalışması olmasın. Küçük yaşta, kız-erkek çocuğu ayrımı yapmadan, çocuğunuza evde ufak sorumluluklar vermeye başlayın.
       Çocuğunuzun çalar saati olmayın. Kültürümüzde, 20 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlunu, sabahları derslerini kaçırmasın diye uyandırmayı kendine görev edinmiş anne sayısı az değildir!
       Sürekli çocuğunun kurtarıcısı olan anneler bilmeyerek çocuğunun yetersizlik duygusunu beslemiş olurlar. Hayati bir risk olmadıkça, çocuğunuzun hatalarından ders çıkarmasına, öğrenmesine ve topu tutmasına fırsat verin.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi